30 October, 2019

Astral Seyahatin Sırları


Ruhsallık konusunda yazan birçok kişi kendi astral tecrübelerinin detaylarını paylaşmaz. İnsanın kendi tecrübelerini açıkça yazması kolay değildir. Bu, içimizdeki çocuğun yaramazlıklarını başkalarına anlatmak gibidir. Ve ego “zayıflık” olarak tanımladığı durumların paylaşılmasına engel olur.

Ben bugün bu paterni kırıp, bazı astral seyahatlerimin 3D realiteme nasıl yansıdığını anlatacağım. Bunu yazmadan önce çok düşündüm. Ancak, benim tecrübelerimin bu yazıyı okuyanlara gerçek özgür iradeyi aktive edecek “kritik düşünme yeteneğini” kazanmada yardım edeceğini anladığım için yazmaya karar verdim.

Genel olarak astral seyahatler alegori ve metaforlar şeklinde yaşanır. Bu yüzden bazıları bunların gerçek olmadığını, ilüzyondan ibaret olduğunu söylerler. Bu, düz düşünecek olursanız doğrudur. Ancak, önünüzdeki resme daha yukarıdan bakmaya karar verirseniz, bu ilüzyonun size anlatacak çok şeyi olduğunu görürsünüz. Çünkü gördüğünüz şeylerin içindeki alegori ve metaforları çözmeye başladıkça algınız açılır ve kendinizi daha fazla dinleyip enerjiyi okumaya başlarsınız. Bu da yaşantınızda size birçok avantaj sağlar. Mesela size yalan söylendiğini daha net seçebilirsiniz. İnsanların sizinle münasebetlerinde gerçek gündemlerini anlayabilirsiniz.

Eskiden kralların, Osmanlı Sultanlarının yanlarında tuttukları, onlara ruhsallık konusunda danışmanlık yapan, astroloji konusunda bilgisi olan, onlara rüyalarını yorumlayan danışmanlar vardı. İşte bu insanlar astral dünyayı farketmiş ve bu metaforları çözmeyi öğrenmiş kişilerdi. Birçok lider, büyük kararlar öncesi inzivaya çekilir ve bu şahıslarla istişare ederdi.

Gelelim benim hikayeme…

Ben çocukluğumdan beri astral yaptığımı, hayatımda kuyunun dibine vurup da gün ortasında veya uykuya dalmadan önce görmeye başladığım vizyonlar sonucunda anladım. Bu anlayıştan ancak 4 yıl kadar sonra bunların alegori ve metaforlardan ibaret olduğunu ve içlerinde çok büyük anlamlar olduğunu farkettim. Mesela…

2018’in Ağustos ayında bir gece bir astral seyahatim sırasında kendimi bir gümüş yılan tarafından kovalanıyorken gördüm. Yılan hızlı gitmiyordu, ama ben ondan kaçarken yoruluyordum. İçten içe kaçarken, bu yılanın beni eninde sonunda ısıracağını bilmek duygusu vardı. O sırada birisi oturmuş önünde benim yılandan kaçışımı izliyordu. Bu şahıs, 2018 yılında hayatında bir kırılma noktası yaşayıp çok üzüntülü günler geçiren, benden ona yardım etmemi isteyen ve benimle birçok sırrını paylaşmış, önümde ağlamış ve benimse elimden geldiğince dinlediğim ve yardım ettiğim biri idi. Ben de orada ondan bana yardım etmesini, kurtarmasını istiyordum. Ama o öylece seyrediyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Beni duyuyor ve seyrediyordu.

Defalarca ona yalvardım yardım etmesi için. Gelmedi. Yardım etmedi. Ben de artık başka şansım olmadığını anlayıp durdum. Yılan gelip beni ısırdı. Göğsümün altında duyduğum acı ile haykırdım. Ama ölmemiştim. Çok acı duymuştum ama ölmemiştim.

Bu astral seyahatten sonrakinde, önümde bulunan garip bir varlıkla konuşuyordum. Bana beni inisiye ettiğini söylüyordu. Bu varlık, birçoğunun bir illuminati sembolü olduğunu söylediği Baphomet’e benziyordu. Bana seyahat boyunca aydınlık ve karanlık arasındaki dengeyi gösterdi. Bundan sonra bunu yaşayacağıma dair bilgiler verdi.

Bunun hemen ardından gördüğüm şey ise bambaşkaydı. Havada çırılçıplak asılı duruyordum. Çok güzel, çıplak bir kadın bedeni içindeydim. Bedenimden etrafa altın bir ışık yayılıyordu. Sonra kanatlarımın çıktığını ve içimin büyük bir sevgiyle dolduğunu gördüm.

Bu seyahatleri takip eden birkaç ay boyunca, hayatımda çok büyük kırılma noktaları yaşadım. Çok yakınım, ahretliğim olduğuna inandığım kişilerle yollarım ayrıldı, yardım ettiğim kimseler ben yardım isteyince bana kayıtsız kaldılar. Yalnız kaldım. Acı ile kendimle yüzleşmek zorunda kaldım. Kendi karanlığımın arkasındaki temel nedenleri bulana kadar bu acı devam etti.

Ne buldum biliyor musunuz? Yaptığım herşeyi hayatımda eksikliğini duyduğum şeyi aramak için yaptığımı. Bu eksiklik “sevilmek, değer verilmek” duygusu idi. Ve işte tam da bu duyguları alma beklentisi içinde olduğum insanlar bana bu dönemde sırtını dönmüştü. Bu anlayış gözyaşları içinde varlığımı sevmeme neden oldu. Çünkü, biliyordum artık. Artık kimseye bana sevgi göstermesi için yardım etmeme gerek yoktu. Kimseye bana sevgi göstermesi için arkadaşlık etmeme gerek yoktu. İşte bu anlayış, içimde dengeyi bulmam için en büyük adım oldu. Hayatımı basitleştirmem ve küçük şeylerden mutlu olmayı başarabilmem için.

Bu anlayışa varmamın ardından yaptığım astral seyahatte bu sefer bir yılan değil çıplak insanlar yürüyordu üstüme. Bu sefer herkesin kim olduğu tüm çıplaklığı ile ortada idi. Korkmuyordum. Zombie gibiydiler. Düşünemediklerini görebiliyordum.İçlerinden bir kadına, tanıdığım bir yüze, bunu durdurmasını söyledim. Ona son bir şans verdiğimi biliyordum. Durmadı, üzerime yürüyüp, daha önce yılanın ısırdığı yerden bana pençelerini geçirdi. Acı ile astraldan bedene girdim. Ama uyandığımda farkındalığımda olan şey, bunların artık bana anlık acılardan başka bir zarara sebep olamayacağı idi.

İşte… Gördüğünüz gibi, astralde gördüğüm yılanının beni kovalayıp ısırırken; yardım istediğim ve önceden kendisine yardım ettiğim şahıs, bu astralı takip eden günlerde bu boyutta yaşayacağım olayların metaforundan başka birşey değildi. Emek verip yardım ettiğim, arkadaşlık edip güvendiklerimin bana verecekleri bir ders olduğunu gösteriyordu bu astral.Sonrasında Baphomet ile olan sohbetim ise, kendimle yüzleşmemin alegorik bir sembolünden başka birşey değildi. Bu esnada davranışlarımın arkasındaki temel nedeni, “sevilmeye ihtiyaç duyma”nın benim davranışlarımı belirleyen temel faktör olduğunu bulacaktım. Sonraki astralda kanatlanmış olmam ise, bunların sonucunda programımı bozup, neyi neden yaptığımı bulduğumda varacağım sevgi halini temsil ediyordu.

En son gördüğüm astral seyahatte insanların zombie olarak bana doğru yürümeleri, hem de tanıdığım bir yüzle beni yaralamaları ise, artık kimsenin beni gerçekte incitemeyeceğinin ve karanlığımla yüzleştiğimin, irademi elime almamın metaforu idi. Çünkü astraldan kendimi atmaya başarmıştım. Ve bu durumun bana artık acı veremeyeceğinin farkındaydım.

İşte böyle…İnsan astral ve realitesi arasındaki bu dinamikleri buldukça, yaşantısı her gün açtığı bir hediye paketine dönüyor. Her gün bir film çevirir gibi. Metaforları çözmekse, algıyı genişletiyor. Bilinci yükseltiyor. Ama bu yolu izlemeyi seçerseniz.

Yaşadıklarımda ilginç olan bir başka metapfor ise, astralda hem yılanın, hem de bana pençelerini geçiren kadının beni aynı yerden yaralaması. Ne tesadüftür ki, yaralandığım yer, tam da İsa’yı öldüren son darbenin, kiliselerde, İsa heykellerinde gösterilen yaranın olduğu yer.Ama işte buradaki metaforu çözmek de önemli. İsa bilinci, yani “Kristos” hepimizin varması gereken bilinç. Böyle düşününce, İsa’nın bu yara sonrası ölümü ile yükselişi ve benim astralda aldığım bu yaraların benzerliği insanı şaşırtmıyor.

02 October, 2019

Gaia's Choice

Today, I would like to write about the goddess in order to refresh the collective memory of her. For all those that are drawn to the story of the goddess, this will be like remembering something they have always known. For many of us, the goddess was in our past, she was in human body sharing the same reality with us. Even though we knew who she was in our hearts then, something in our minds made us “not see her”. And now, time has come to recognize what we rejected to see and face with this. I hope that this article you will read here today will take you to the places that you need to go, in your own spiritual journey.

Gaia Sophia has come to Earth with Lucifer, the very being all of you are programmed to run away from. Gaia, being all about love and life giving and thriving, came here to prove, humanity was capable of finding love and harmony collectively with their free will, even though they didn’t remember their past. And Lucifer, being the Light Bringer and also the destroyer, was here to prove that humanity was programmed to destroy everything. Lucifer believed that “given free will”, humanity would always try to play “the god” and destroy the others. So they came here, what caused them to come here is not relevant at this time, whatever happened in Gaia and Lucifer’s past, either they fell from the Heavens or came here with their own free will, they were here as the opposite forces of this duality, as the eternal lovers, until one day, they would unite in one consciousness, as the two headed eagle, to end this cycle and end this reality.


Since their arrival on Earth, the reality has been destroyed and reestablished for seven times. Like the wheel of life in Buddhism, the Samsara, or the eight pointed star indicates, there were eight realities in this cycle, and we are now in the last reality established, in the eighth. In the earliest realities, Gaia and Lucifer were together. They were leading humanity so that they would understand the value of the balance and harmony in free will reality. Lucifer, even though he didn’t believe in the human project, he was bound with cosmic rules, and he supported Gaia, in her quest to teach humanity beauty of love and compassion. And Gaia was his eternal love, she was the one he almost killed and then brought back to life. They were sharing the same heart. She was his love and his curse at the same time.

But things were going to get very complicated. Because Gaia was going to teach her priests and priestesses how to use crystals for healing and energy generation. And some of these priests/priestesses, with their free will choices, would want to replace her, thinking they had the knowledge to be the gods/goddess and that they were strong enough. They did get outside help, too. Because there were more advanced races out there. So, they decided to build towers of crystals to communicate with “the god”, have control of more energy and be the messenger to lead humanity, as kings and queens, as the leaders of many. And each time they took steps to implement their plans, humanity destroyed the reality, and another one started. And this is how we arrived to this reality, the eighth one.

As new realities were created, eventually, Gaia and Lucifer had to leave their divine tools and their immortal bodies. This was sometimes Gaia's choice, sometimes it was father's. At some point, both Gaia and Lucifer were completely in human bodies, forgotten their past and who they were. They did have things special in their physical bodies that indicated they were not human, but this is an ancient knowledge for those who remember it. So they were in human bodies, their consciousness was divided in multiple human bodies. None of them remembered who they truly were. But they were drawn to each other when they were living in the same reality not knowing they were the parts of the same being.

At some point, Lucifer was not on the surface for a thousand years. -Keep in mind, this is not the 1000 years Revelation talks about. You have been misled about that- As a result, about 2300 years ago, the respect for the feminine, for the life giving goddess started replacing itself with the patriarchy. This started the time of suffering and deep pain for Gaia. Her pieces knew they had life missions, but didn’t remember what. And because they still carried the large aura, and the energy of the Goddess, her pieces were captured, tortured and killed by the ones that wanted to replace her. Because they had an advantage. They had the knowledge to control the energy of the grid and the crystals for their own advantage. They could control human minds with their suggestive triggers. This way, keeping the women who carried the energy of Gaia in a loop of suffering, they thought they could prevent the end of this last reality. They thought they could continue being the kings and queens, with their manipulative games and showing people who their enemy were.

Eventually, causing Gaia suffering has become the main program of all humanity, and because her pieces couldn’t remember who they were, they couldn’t understand why they were attacked, burned, tortured and killed. And therefore, slowly but surely, Gaia started losing her hope and this started the process of the planet to respond to her feelings and die.

It is not hard to see in the written history who these women were. Anyone, as a woman, who was killed by many, executed brutally are them. These women had the ability to make a change in this reality, and they were stopped. Isis, Hathor, Eos, Aphrodite, Bastet, Sekhmet, Artemis, Inanna, Ishtar and many more were all Gaia's consciousness and they knew their power. But we came to this last reality, once the one in human body couldn't remember, can you imagine how it was like to carry an aura so large, a heart so pure, and end up being hurt by people around all the time? End up being abandoned by the people you trust the most? Or you loved dearly?

These women in this reality that carry Gaia's consciousness, they couldn't see the patterns, but when they were happy, the birds would sing above their heads. The soil would give more food. Flowers would bloom more. When they were sad, the wind would pickup and blow the leaves away. Many fairy tales were inspired by these women. And a few times, they did incarnate in men's body, too.


As a result, Gaia in the bodies of these women, was killed by the humanity in many ways. She was burned with her child as a young woman(who was making ointments out of flower petals in Spain). She was poisoned. She was guillotined. She died in wars. She was killed by angry mobs in the streets. And in many of these occasions, many beings watched her executed and chose –with their free will- to not to intervene. The so-called people who called “her friends”, turned their backs to her. At every occasion, she was abandoned by humanity. But since her contract was to explore that even slightest possibility that someone could show compassion and value forgiveness, her pieces kept incarnating and finding themselves in situations where they were hurt again, and again, and again.

So what has changed now?

Now, Gaia and what she calls “father” decided that, humanity will always destruct. They will keep self-destructing. With Gaia here, humanity will continue looking for ways to kill her. And for this reason, Gaia decided to give humanity just that now. A reality without the consciousness of Gaia.

Finally, this has activated the prophecy and Gaia has united with her eternal love as I wrote in my last post. This started the process of bringing balance back, well not here but somewhere else... This involves Gaia carrying only the ones that are capable of understanding balance, harmony, and love to the new reality where “there is no free will”. In this new reality, everyone knows that they are supposed to live with harmony with nature and they will take roles that are aligned with their spiritual connection with life/Gaia. They will always feel the beauty of creation and find love in all things. They will understand and feel happiness at any moment. And this will prepare them for the next step in their evolution.

So what will happen to the rest? The answer to this is very simple…

They will learn how to exist without the life giver.