09 December, 2019

Zıtlıkların Birliği ve Denge


Hunab Ku

Bu gezegende yaşamın temel amacı kim olduğumuzu bulmaktır. Bir rüyada olduğumuzu, unuttuğumuzu farkedip kim olduğumuzu, tanrısallığımızı bulma yolculuğuna çıkmamızdır. Başka deyişle, kritik düşünme yeteneğimizi kullanarak, inanç sistemleri ile etrafımıza örülen program duvarlarını aşarak irademizi ellerimize almaktır. Bunun yaşamın temel amacı olduğunu hepimiz içten içe biliriz. İçimizi derinden yakan bir özlem duyarız. Ama çoğu zaman, etrafımıza örülen katman katman inanç sistemleri bizi meşgul eder ve bu yolculuğa, yani ruhsal simya yoluna çıkmayı erteler dururuz. Bu yolculuğa çıkmamız gerektiğini hatırlatan olaylar olur etrafımızda sürekli. Özellikle birilerinin kendi yolculuğunu anlattığı bir sanat eseri bizi içine çeker, unuttuğumuzu hatırlarız. Bazense biryerlere yaptığımız bir yolculuk hatırlatır bize bunu. İçimizde birşeyler uyanır.

İşte antik uygarlıklardan kalan birçok yazıt, duvar resimleri, heykeller bize bu yolculuk hakkında bilgiler verir. Özellikle Mısır’dan kalanlar, semboller kullanılarak bize ruhsal simya yoluyla tanrıya ulaşma, aydınlanma yolculuğunu anlatır. Orada İsis ve karanlık kızkardeşi Neftis ile, Osiris ve karanlık kardeşi Set ile, karanlık ve ışık sembolizmini görürüz. Yılan, altın, sekiz köşeli yıldız, herşeyi gören göz, piramit, inek, kayık gibi sembollerle bize, hepimizin içimizden bir parça bulabileceğimiz simya hikayeleri anlatılır. İşte bu hikayeler, gözümüze çekilen perdenin arkasına geçebilmemiz için gerekli algıya ulaşabilmemiz için ipuçlarından başka birşey değildir. Sembollerden oluşan bir dil vardır. Ve insan içine zıpladığı ve kendini dinlemeye başladığı zaman, bu semboller konuşmaya başlar. Bir puzzle çözer gibi, kalbi aktifleştirmek ve kozmik gözlemciye ulaşmak için gerekli bilgileri bize akıtır.

Bu aydınlanma sürecini yaşamayı kabul ettiğimizde ve içimize dönüp dinlemeye başladığımızda şu değişimler olur:

--Lucid rüyalar görmeye başlarız

--Üçüncü gözümüz aktive olur ve vizyonlar görürüz.

--Hislerimiz kuvvetlenir ve hislerimizle etrafızdaki enerjiyi farketmeye başlarız

--Kundalini uyanır ve enerji akışlarını hissetmeye başlarız

--Astral seyahat başlar

Astral seyahat başladığında muhteşem bir kapı önünde buluruz kendimizi. Bu kapının ardında bilgi vardır. Bu bilgi bize yukarıda bahsettiğim semboller kullanılarak, alegori ve metaforlar olarak verilir. Kişi burada alçak gönüllü olmalıdır. Buraya gelen birçoğu kerameti kendisinde sanarak, kendini bir çeşit peygamber ilan etme ve insanları etrafına toplama derdine girer. Aslında burası yolun daha çok başıdır. Kişi bu yolu yürüyerek, sembollerden yazılan hikayeyi çözmeye çalışacak ve bu şekilde olaylara farklı perspektiflerle bakma yöntemlerini öğrenecektir. Burada zıtlıkların birliği prensibi görülmeye başlar. Yani İsis-Neftis ve Osiris-Set’te olduğu gibi, realitede hareketin –herhangi bir taraf tutmadan- Işık ve Karanlık arasındaki hareketten doğduğunu keşfederiz. Esas olanın dengeyi bulmak olduğunu görürüz. Kendimizi fikirlerle özdeşleştirmeyi,kimin karanlık olduğunu göstermeyi bırakırız. Bunun dualiteyi beslediğini algılarız.

--Ledün ilmine çekiliş

Astral seyahat yaptıkça kişi bu realite içinde de kelimelerin arkasındaki gizli anlamları, etrafında olan olayların nedenlerini, hatta insanların düşüncelerini okumaya başlar. Bu zaten algının gelişmesinin bir sonucudur. Bunu başarmış kişilere aziz, yogi gibi isimler verebiliriz.

--Kendi realitesinin temel kurallarını dizayn etmek

Kişinin algısı yeterince geliştiğinde, artık temel amaç kendisine yepyeni bir realite geliştirmek haline gelir. Bu realitenin temel kurallarını dizayn etmeye başlar. Tabletlerle daha önce yazılmış kurallara benzer kurallar yazmaya yönelir. Bu yolda astralda doğal olarak pekçok eski bilgiye, dini kitaplarda anlatılan konseplere çekilir ve bunların nedenlerini/sonuçlarını görmeye başlar ve kendi realitesini buna göre dizayn etme yoluna gider. Şu anda insanlar arasında en yüksek algıda olanlar bunun için çalışmaktadır. Belki de o yeni realite, yeni yüksek bilinç kollektifi için çoktan dizayn edilmiştir diye düşünüyorum. Belki bu dizayn aşaması sadece kişinin farkındalığına bu kuralları indirme sürecidir.

Sonuç olarak kişi “yükseliş” denilen durumu yaşayacak, üçüncü boyutun kollektif bilincinden çıkmış olacak ve yeni realiye geçecektir. Zaten kutsal kitaplarda bahsedilen “Dünyada Cennet” diye tasvir edilen durum budur. Bu yolda pekçok tuzak vardır. Astraldan bilgi çektikçe, kerametin kendisinde olduğunu ispatlama derdine düşen insanlar görürüz. Ya da vizyonlarla üçüncü gözle alınan metaforlardaki bilgileri yanlış yorumlayarak, hala karanlık diye birşey olduğunu ve bundan kaçmamız gerektiğini düşünebiliriz. Tabi biz kaçtıkça kafamızda oluşturduğumuz o karanlık, bir canavar gibi bizi kovalamaya devam eder. Çünkü hala dualiteyi beslemekteyizdir. Bu nedenle, astral seyahat için aktive olan insanların bazı yerlerde takıldıklarını ve kendilerine yeni inanç sistemleri geliştirdiklerini görürüz.

Mesela, bu ara bilinçlerde geliştirilmiş bir inanç sistemi genelde kerametin dünya dışı ırklardan geleceğine inançtır. Bu inanca varmış astral seyahatçi yukarıdan bu ırklardan mesajlar getirdiğini söyleyerek, astral yapmayan insanları bu şekilde etrafına toplamaya çalışır. Bu da yine insanları yardımı dışarıdan bekleme durumuna çeker ve içe seyahati erteler.

Bir başka inanç sistemi ise bu realitede birilerinin bizi sürekli manipüle ettiği, çocuk istismarı yaptığı, tüm paranın ve yönetimin onların elinde olduğu ve bizi onların hapsettiği gibi bilgiler hakkında yazıp durmak ve parmakla düşman göstermek şeklinde olur. Eğer düşüncelerinizi bu boyuta odaklarsanız göreceğiniz yine bu çile ve kontrol mekanizmalarıdır. Üçüncü gözle gelen bu negatif bilgilere takılan insanlar, içlerine dönüp dengeyi içlerinde bularak tüm bu mekanizmalardan kendilerini soyutlayabilecekleri ve kendi kaderlerini ellerine alabileceklerini gözden kaçırır.

Sonuç olarak esas olan algıyı geliştirerek dengeyi bulmaktır. Hiçbir dünyasal kavrama takılmadan, içimizdeki gözlemciyi bulmak esas amacımız olmalıdır. Unutmayın, herhangi bir fikre kapılarak yaptığımız her hareket bir karşı hareket oluşturur ve bize geri döner. Kozmik gözlemciye kanalize olduğumuzda, kozmik nehirde yüzeriz. Bu nehir de bizi kozmozda bir sonraki durağa götürür. Hem de bizim hiçbir çaba harcamamıza gerek kalmadan.

No comments:

Post a Comment