26 August, 2018

Ashtar-tara-Tanrıçanın Geri Dönüşü

Burada okuyacağınız bilgilerin çoğu bulunmuş yazıtlardan alıntıdır. Linklerle sunulmamış bilgiler vizyonlarla yazara gösterilmiş bilgilerdir ve alegoriler içerir. Kendi değerlendirmenizi yapınız.

Atlantis’te Sevgi Tapınağında, Astara bilinci bölünerek birden fazla bedene , Kızkardeşlik içinde seçilen kişilere yerleştirilmişti. Bu kavram, oldukça basit bir kavramdı, kuşların arasında bilincin paylaşılması gibi. Hani kuşlar nasıl hep birlikte ahenk içinde uçarlar…Bunu yaparlar çünkü hepsi aynı bilinci paylaşır.Astara bilinci de bu şekilde bazı tapınak rahibeleri arasında paylaştırılmıştı. Karanlığın sona erme zamanı geldiğinde, bölünmüş bilinç tekrar bir bedende birleşecek ve tanrıça bu şekilde geri gelip Dünyadaki acılara son verecekti. Bu kavram tüm Dünyada çeşitli mağaralarda bulanan bazı antik yazıtlarda açıklanmış ama genelde yanlış anlaşılmıştır:

“O kendisini sadece onun gerçek adını bilen ve anlayanlara gösterir. Sadece onlara çünkü onlar onun işaretini taşıyanlar ve yemin edenlerdir, çünkü o onların DNAsına konmuştur.”

http://asuara-sidha.eu/the-true-messiah/

15. Louis’in yasal metresi Madam Pompadour, Astara’nın bilincini taşıyanlardan biri idi. Atlantis ve Sevgi Tapınağı hakkında pekçok şey hatırlıyordu. O yüzden, Petit Trianon’a bu tapınağı tekrar inşa etmek istedi.Petit Trianon’daki Sevgi Tapınağı bu yüzden inşa edildi. Pompadour tapınak bitmeden erken yaşında öldü, ancak, bu tapınak Atlantis’teki tapınağın enerjisini kısmen taşımakta ve bu yüzden pekçok insanı kendisine çekmektedir. Bu yüzden Gül Kızkardeşliğinin orijinal üyesi rahibeler buraya özlem duyuyorlar. Bu yüzden pekçoğu yaptıkları sanatta bu tapınaktan ilham alıyorlar.

Bu tapınağa gidenler benim ne demek istediğimi oradaki enerjiyi yaşayınca anlayacaklar. Pekçoğunuz neden buraya çekildiğinizi sonunda anlamış olacaksınız.


Karanlık yıllar boyunca, kardeşliğin gizemleri tapınaklarda öğretildi. Bu tapınaklarda eğitilen kadınlar kollarının üst kısmında yılan sarması bilezikler takarlardı. Tapınaklarda kadınlar kutsal dişil enerjiyi bu gezegene demirleme bilgeliğini öğrenirlerdi. Ne yazık ki günümüzde bu tapınaklar tamamen yok edilmiş durumda. 18. yüzyılda, tanrıça gizemleri bazı kadınlara Gül Kızkardeşliğini gelmekte olan çağa hazırlamak için tekrar öğretildi.


Kızkardeşliğin ana amacı insanlığın kendi kendini yok etmesini kutsal dişil enerjileri gezegende tutarak sağlayabilmekti. Tüm engellere rağmen, kardeşlik bunu başardı. Astara bilincini taşımayı kabul eden kardeşlerin DNAsını taşıyanlar tanrıçanın geri dönüş kodlarını da taşıdılar. Bu kadınlara aynı zamanda “İştar’ın Altın Tahtı”, ya da “Yıldızlar” deniyor. Onlar aynı zamanda Kutsal Kase Soyudur. İsa’nın, Meryem Ana ve Magdalalı Meryem’in, ve hatta Kral Arthur’un soyudur. Türkiye’de de bu soydan olan kişiler mevcuttur.



Bu kişiler İştar’ın sekiz köşeli yıldız ısaretini taşırlar. Ve İştar Kutsal Ananın isimlerinden biridir. Aşağıda Güney İllinois’teki Burrows Mağarasında bulunan antik yazının tercümesi (ve tercümanın eklediği yorumlar) ne olduğunu açıklamaktadır:


“(Bir grup insanın neden olduğu) kötülük yüzünden, başımızdaki kendisini insanlardan sakladı.
Ulu anne kendisini şeffaf dairelerin sardığı (buz mavisi bir) kristale (bu bir oda) sakladı.
İnsanların Ashtar-tara’sı ölmedi ve güçlü!
Bu böyledir! Başımızın evinde yıkıcı faaliyetler var.
Daire şeklinde dalgaların sardığı nötr yer güçlü ışık saçıyor.
İnsanlar arasındaki belli bir grup yüzünden, Ulu Kraliçe yenilenmek için bir büyü ile sınırlanmış bir yerde uyuyor!
Devam eden şiddet yüzünden, davetsizleri yasaklayan akıbeti gölgede kalmış yaratıcıdan yüksek sesli bir ses duyulacak
Orbitteki Yıldız üssünden şimşek parlaması gönderin ki yenilenmeye engel tehlike ortadan kalksın. İnsanların evinden yaşayan Kraliçeden güçlü şekilde uzaklaştırılsın.”


http://asuara-sidha.eu/sleeping-ashtar-tara/

“Bir Fenike metni de Mısır hiyerogliflerinde mevcuttur. Tanrı Poseidon’un eşine olan aşkını ve eşinin görünüşte trajik sonunun hikayesini anlatır.”

….

“Şiirde yazılmış hikaye Atlantisli Ashtar-tara’nın insanoğlunun gördüğü en güzel kadın olduğunu söyler. Bedeni ölümsüz olduğu için ölü değil. Mühürlenmiş (sihirli) oda dağın içinde derinde. Burada sonsuz büyü ile korunduğu yerde dinleniyor! Mühürlenmiş sihirli oda ve çevreleyen bölge buz kristallerine benzeyen elektromanyetik dalgalarla çevrili. Burada bir geçici ölüm durumunda…Samādhi; yani…O uyuyor!!

Bu nötr yer kristalize edilmiş bir oda, yani bir zaman kapsülü.”

Bu satırları okuyanlar Corey Goode’nin bir iki yıl önce paylaştığı bilgiyi anımsamışlardır. Zaman kapsülleri içinde uyuyan devlerin videolarını. Bu çoktan bizim realitemiz oldu.




İşte hiçbir yerde okuyamayacağınız bildiler. Bu bilgiyi bana sunulduğu şekilde yazıyorum. Alegoriler içerdiğinden bazı bilgiler değişebilir.

Ashtar-tara’nın bilinci Atlantis’te Sevgi Tapınağında Gül Kızkardeşliği içinden bazı kişilere bölünmüştü. Bu kadınlar bu bilinci ve kodu üzerlerinde taşımaya yemin etmişlerdi. Ancak kendileri bile zamanın sonunda olayların nasıl gelişeceğini bilmiyorlardı.

Gerçek şu ki bu bilinç Gaia’ya aitti. Yani Ashtar-tara ve Gaia aynı varlıktı. Gaia bilincini parçalara ayırdı. Bilincin bir kısmı etherde kaldı ki Dünya yaşamaya devam etsin, yani toprak, ağaçlar, ve baharda yeşeren herşey yaşasın.

Bir kısım bilinç Yıldız Kardeşleri arasında paylaştırıldı ki kutsal dişi insanlık içinde var olmaya devam etsin. Yeterince bilinç ise “zaman kapsülü içinde uyuyan” avatar bedeninde kaldı.

Odası bir dağın içinde. Bu dağ Untersberg Dağı olabilir ya da olmayabilir. Untersberg Dağının “Tapınak Şövalyeleri” için önemli bir rol oynadığı göz önüne alınacak olursa, Yıldız Kardeşliğinden bir çoğu bu bilgiye rezone olacaktır.



Romanya’daki Bucegi Dağlarının içinde de benzer teknolojiler vardı. Bu teknolojiler bulunduğunda benzer zaman kapsüllerine ve başka teknolojilere de ulaşıldı.

https://www.ancient-origins.net/ancient-places-europe/bucegi-mountains-strange-happenings-conspiracies-and-folk-legends-007094


Untersberg Dağının önemi birçok kişi tarafından bilinse ya da hissedilse de, belli şeyler olmadan bu dağın gizemleri ifşa edilmeyecektir.

Doğruluk zamanına hızla yaklaşıyoruz. Kendilerini gizleyenler, yalan söyleyenler, diğerlerini incitenler, acı çektirenler bir anda kendilerini en güçlü spot ışıklarıyla aydınlatılmış bir sahnede bulacaklar. Artık hiçbir şeyi saklayamayacaklar. Başkalarını manipüle edemeyecekler. Ağızları yalan söylemeye başladığında, gözleri ve elleri doğruları anlatacak. Bu bir kısmımız için zevkle izleyeceğimiz bir zaman olacak. Ama bu zaman sona erecek ve hepimiz merhamet ve affetme zamanının geldiğini anlayacağız. Ve tam da bu şekilde hep beraber masumiyete geri döneceğiz.

No comments:

Post a Comment