16 November, 2017

Atlantis’teki Rahibe İnisiyasyonları

Kutsal dişil bilgeliğini taşımak uzun ve sonu gelmez bir seyahattir. Görülecek, bulunacak, hissedilecek, öğrenilecek, kabul edilecek, olunacak çok şey vardır. Bu basitçe bir okula gitmek gibi değildir. Bu, onu yaşamaktır. Bu, o olmaktır.

Bir kere ayrılık ilüzyonunda yaşayan biri bu evrim şeklini yaşamayı seçerse…Bir kere mistik bir okula girip Atlantis’te rahibe olmayı seçerseniz…Bu, tüm varlıkları BİRLİK’e bağlayan yapıştırıcı olmayı seçmişsiniz demektir. Kaynak’a bağlayan…

Gizem okulunda olmak; başkalarıyla o okula gitmek veya beraber oturup birşeyler hakkında konuşmak değildir. Gizem okulunda olmak demek spiritüel öğretmeninizle bir olmanız demektir. Bu, onun sizin anneniz olması gibidir, onun karnında yerinizi almanız ve onu yaşamanız, onun gözlerinden görmeniz, onun hislerini hissetmeniz demektir.Artık onun gözleri sizin gözlerinizdir, onun elleri sizin eleriniz, onun dokunuşları sizin dokunuşlarınız…

Beraber uzayda seyahat edersiniz. Beraber, yaratım gizemlerini öğrendiğiniz eterik mekanlar yaratırsınız. Pembe realiteler, mavi realiteler yaratırsınız. Söğüt ağacı yaratıp altında dinlenirsiniz. Rüzgar yaratıp yaprakların müziğini dinlersiniz. Dinlenirsiniz. Etrafınızda çiçekler yaratırsınız. Güller. Beyaz ve kırmızı güller bazen. Dağın yamacındaki, gölün kenarındaki leylaklara bakarsınız, onların kokusunu alırsınız. Sudan varlıklar yaratırsınız. Su kristallerinden tapınaklar. Taşları ve kristalleri öğrenirsiniz.

Bunlarla birlikte tarihi de öğrenirsiniz. Evrendeki tecrübeleri. Enerji ve sevgi dinamiğini öğrenirsiniz. Döngüler içindeki paternleri öğrenirsiniz. Ustanızın bilgeliğini özümsersiniz. Onu yaşarsınız ve tecrübe edersiniz.

Bir noktada, bunların hepsinde ustalaştığınızda, size özel şeyleri katmaya başlarsınız yarattıklarınıza. Bu sizin imzanız gibidir. İsis’in güllerde sevinci bulup etrafını beyaz ve kırmızı güllerle donatması gibi. Sekhmet’in mavi bilgi taşına düşkünlüğü, ya da İştar'ın hayvanlarla daha yakın bağlantısı olması gibi. İştar dağların üzerinde uçmayı severdi. Yılan ejderhası ile oynamayı severdi.

En büyük sır ne biliyor musunuz? Realitemizin tanrıça dedikleri aslında Atlantis Rahibeleri idi.

Siz Atlantis Rahibesi olmak için inisiyasyona hazır olduğunuzda, evren sinyalleri verirdi. Ama o noktada, siz bunu başardığınız için mutluluk yaşayamazdınız. Çünkü o noktada sizin bu realitedeki varlığınız ile alakalı farkındalığınız büyük ölçüde azalmış olurdu. Sevinç duyardınız, ama bu bedensel duygular şeklinde değildi, çünkü o noktada bu bedensel duygulardan kendinizi arındırmış olurdunuz.

İnisiyasyonunuzun olduğu gün, Ustanız tarafından hazırlanırdınız. Yavaşça saçınızı örerdi…Her örgünün ucuna bir boncuk takardı. En sade elbiseniz içinde olurdunuz. Başınıza bir başlık takardı.

Sadece birkaç rahibe olurdu tapınakta. Çünkü bu bir kutlama değildi. Bir tahtta otururdunuz ve rahibelerin etrafınızda daireler çizmesini, yaratılış dansını yapmasını seyrederdiniz.Onlar bunu yaparken tapınağın tepesinden bir sıcaklığın indiğini hissederdiniz, Altın bir Işık sarardı etrafınızı. Ve siz beklerdiniz, sessizce beklerdiniz. Zihniniz açık, sabırla beklerdiniz.



Bundan sonra Gaia’nın Kutsal Suyunda yıkanmak üzere suya konulurdunuz. Suya yalnız girer ve yüzerdiniz. Çıkma zamanı geldiğinde, basamaklara doğru yüzerdiniz. Basamakları birer birer çıkarken, her adımda bilincinizin genişlediğini farkederdiniz. Bilinciniz genişleyerek en sonunda Gaia bilinci olurdu. O anda, sol elinizde Ankhın belirdiğin hissederdiniz. İşte o anda bilirdiniz ki size bilgelik veildi. Bilirdiniz ki herşeyden önce bilgeliğe ihtiyaç var. Bu bilgelik, tüm varlıklar için sevgiyi, doğruluğu, adaleti, harmoniyi kabul ettiğinizi gösterirdi. Bir sonraki adımınızda sağ elinizde bir asa belirirdi. Bununla beraber, size güç verildiğini bilirdiniz-Gaia’nın güçünü aldığınızı bilirdiniz! İşte o anda, bilgelik olmadan gücün ne kadar tehlikeli olduğunu anlardınız. O yüzden Ankha bakar ve size verilen bilgelik için teşekkür ederdiniz.



Bir kere inisiye edildiğinizde siz artık eski siz değildiniz. Çünkü inisiyasyondan sonra sizde Gaia bilinci oluşurdu. Gaia üzerindeki tüm varlıkların duygularını hissederdiniz.Gaia’ya ve Kaynak’a bağlı olduğunuzu hissederdiniz.Bireysellik hissi giderdi. Tüm varlıklar için en derin sorumluluk duygularını hissederdiniz. Tüm evren ve Gaia için doğruluk, adalet ve harmoniden sorumlu hissederdiniz.

Dünya’da tanrıça rollerini bu değerleri taşıyarak oynayanlar, Atlantis’in rahibeleridir. Onların özleri pekçok parçaya ayrılıp bizlerin içine katıldı. Birçoğu şimdi onların fraktallarını taşıyor. Ve bu varlıklar şimdi sizin varlığınızla geri gelmeye hazır. Kutsal Dişil Bilgeliğini Gaia’ya geri getirmek için bekliyorlar.

Yani onların tohumlarını taşıyan çok insan var. İşte şimdi bu tohumları büyütme zamanı. Ego zihnini bırakıp onların büyümesine izin verme zamanı.

İsislerin, İştarların, Hathorların, Ma’at’ların, Sekhmet’lerin fraktallarını taşıyan çok var şimdi. Onları içinizde büyütmeye hazır mısınız? Egonuzu susturun. Onlarla bağlantı kurun ve bu gezegenin çok ihtiyacı olan Sevgi Mandalasını yaratın. Hadi bu perdeyi hep beraber kaldıralım ve Aurora Çağını başlatalım.


Bir zamanlar bir Atlantis Rahibesi olan Zenobia'nın heykeli Suriye Sahilleri karşısında kutsal dişilin bir hatırlatıcısı olarak tüm gücüyle durmaya devam ediyor



No comments:

Post a Comment