16 November, 2017

Atlantis’teki Rahibe İnisiyasyonları

Kutsal dişil bilgeliğini taşımak uzun ve sonu gelmez bir seyahattir. Görülecek, bulunacak, hissedilecek, öğrenilecek, kabul edilecek, olunacak çok şey vardır. Bu basitçe bir okula gitmek gibi değildir. Bu, onu yaşamaktır. Bu, o olmaktır.

Bir kere ayrılık ilüzyonunda yaşayan biri bu evrim şeklini yaşamayı seçerse…Bir kere mistik bir okula girip Atlantis’te rahibe olmayı seçerseniz…Bu, tüm varlıkları BİRLİK’e bağlayan yapıştırıcı olmayı seçmişsiniz demektir. Kaynak’a bağlayan…

Gizem okulunda olmak; başkalarıyla o okula gitmek veya beraber oturup birşeyler hakkında konuşmak değildir. Gizem okulunda olmak demek spiritüel öğretmeninizle bir olmanız demektir. Bu, onun sizin anneniz olması gibidir, onun karnında yerinizi almanız ve onu yaşamanız, onun gözlerinden görmeniz, onun hislerini hissetmeniz demektir.Artık onun gözleri sizin gözlerinizdir, onun elleri sizin eleriniz, onun dokunuşları sizin dokunuşlarınız…

Beraber uzayda seyahat edersiniz. Beraber, yaratım gizemlerini öğrendiğiniz eterik mekanlar yaratırsınız. Pembe realiteler, mavi realiteler yaratırsınız. Söğüt ağacı yaratıp altında dinlenirsiniz. Rüzgar yaratıp yaprakların müziğini dinlersiniz. Dinlenirsiniz. Etrafınızda çiçekler yaratırsınız. Güller. Beyaz ve kırmızı güller bazen. Dağın yamacındaki, gölün kenarındaki leylaklara bakarsınız, onların kokusunu alırsınız. Sudan varlıklar yaratırsınız. Su kristallerinden tapınaklar. Taşları ve kristalleri öğrenirsiniz.

Bunlarla birlikte tarihi de öğrenirsiniz. Evrendeki tecrübeleri. Enerji ve sevgi dinamiğini öğrenirsiniz. Döngüler içindeki paternleri öğrenirsiniz. Ustanızın bilgeliğini özümsersiniz. Onu yaşarsınız ve tecrübe edersiniz.

Bir noktada, bunların hepsinde ustalaştığınızda, size özel şeyleri katmaya başlarsınız yarattıklarınıza. Bu sizin imzanız gibidir. İsis’in güllerde sevinci bulup etrafını beyaz ve kırmızı güllerle donatması gibi. Sekhmet’in mavi bilgi taşına düşkünlüğü, ya da İştar'ın hayvanlarla daha yakın bağlantısı olması gibi. İştar dağların üzerinde uçmayı severdi. Yılan ejderhası ile oynamayı severdi.

En büyük sır ne biliyor musunuz? Realitemizin tanrıça dedikleri aslında Atlantis Rahibeleri idi.

Siz Atlantis Rahibesi olmak için inisiyasyona hazır olduğunuzda, evren sinyalleri verirdi. Ama o noktada, siz bunu başardığınız için mutluluk yaşayamazdınız. Çünkü o noktada sizin bu realitedeki varlığınız ile alakalı farkındalığınız büyük ölçüde azalmış olurdu. Sevinç duyardınız, ama bu bedensel duygular şeklinde değildi, çünkü o noktada bu bedensel duygulardan kendinizi arındırmış olurdunuz.

İnisiyasyonunuzun olduğu gün, Ustanız tarafından hazırlanırdınız. Yavaşça saçınızı örerdi…Her örgünün ucuna bir boncuk takardı. En sade elbiseniz içinde olurdunuz. Başınıza bir başlık takardı.

Sadece birkaç rahibe olurdu tapınakta. Çünkü bu bir kutlama değildi. Bir tahtta otururdunuz ve rahibelerin etrafınızda daireler çizmesini, yaratılış dansını yapmasını seyrederdiniz.Onlar bunu yaparken tapınağın tepesinden bir sıcaklığın indiğini hissederdiniz, Altın bir Işık sarardı etrafınızı. Ve siz beklerdiniz, sessizce beklerdiniz. Zihniniz açık, sabırla beklerdiniz.



Bundan sonra Gaia’nın Kutsal Suyunda yıkanmak üzere suya konulurdunuz. Suya yalnız girer ve yüzerdiniz. Çıkma zamanı geldiğinde, basamaklara doğru yüzerdiniz. Basamakları birer birer çıkarken, her adımda bilincinizin genişlediğini farkederdiniz. Bilinciniz genişleyerek en sonunda Gaia bilinci olurdu. O anda, sol elinizde Ankhın belirdiğin hissederdiniz. İşte o anda bilirdiniz ki size bilgelik veildi. Bilirdiniz ki herşeyden önce bilgeliğe ihtiyaç var. Bu bilgelik, tüm varlıklar için sevgiyi, doğruluğu, adaleti, harmoniyi kabul ettiğinizi gösterirdi. Bir sonraki adımınızda sağ elinizde bir asa belirirdi. Bununla beraber, size güç verildiğini bilirdiniz-Gaia’nın güçünü aldığınızı bilirdiniz! İşte o anda, bilgelik olmadan gücün ne kadar tehlikeli olduğunu anlardınız. O yüzden Ankha bakar ve size verilen bilgelik için teşekkür ederdiniz.



Bir kere inisiye edildiğinizde siz artık eski siz değildiniz. Çünkü inisiyasyondan sonra sizde Gaia bilinci oluşurdu. Gaia üzerindeki tüm varlıkların duygularını hissederdiniz.Gaia’ya ve Kaynak’a bağlı olduğunuzu hissederdiniz.Bireysellik hissi giderdi. Tüm varlıklar için en derin sorumluluk duygularını hissederdiniz. Tüm evren ve Gaia için doğruluk, adalet ve harmoniden sorumlu hissederdiniz.

Dünya’da tanrıça rollerini bu değerleri taşıyarak oynayanlar, Atlantis’in rahibeleridir. Onların özleri pekçok parçaya ayrılıp bizlerin içine katıldı. Birçoğu şimdi onların fraktallarını taşıyor. Ve bu varlıklar şimdi sizin varlığınızla geri gelmeye hazır. Kutsal Dişil Bilgeliğini Gaia’ya geri getirmek için bekliyorlar.

Yani onların tohumlarını taşıyan çok insan var. İşte şimdi bu tohumları büyütme zamanı. Ego zihnini bırakıp onların büyümesine izin verme zamanı.

İsislerin, İştarların, Hathorların, Ma’at’ların, Sekhmet’lerin fraktallarını taşıyan çok var şimdi. Onları içinizde büyütmeye hazır mısınız? Egonuzu susturun. Onlarla bağlantı kurun ve bu gezegenin çok ihtiyacı olan Sevgi Mandalasını yaratın. Hadi bu perdeyi hep beraber kaldıralım ve Aurora Çağını başlatalım.


Bir zamanlar bir Atlantis Rahibesi olan Zenobia'nın heykeli Suriye Sahilleri karşısında kutsal dişilin bir hatırlatıcısı olarak tüm gücüyle durmaya devam ediyor



Priestess Activation Meditation

It is now time for the priestesses of Atlantis to remember and reclaim their identities. Time to become what we were long ago… Time to heal and time to be one. I am guided to publish this meditation to help you with this activation.I would like to recommend that you use rose essential oil (Bulgarian pink rose oil- rose otto- is best) during this meditation.

It is time. There was only Love once and it will be Love again!



1.Imagine you are in Atlantis. You are now entering from the doors of the Temple of Love into a long hallway. The ceiling and the walls of this hallway is out of red cloud. It smells like red roses. With each step, you feel more relaxed and grounded. You leave all your emotions behind. You feel safe here and you know you are loved. You feel your connection to Gaia increases.

2. You are now climbing down the steps into the temple. You are in a cave now. As you go down the steps, you start hearing the sound of the water. This sound makes you feel calm.

3.You are now standing in a large area. On your right, there is a fall that fills an aquamarine color pool.




The water from the pool overflows into the cave river. You realize the water has Light in it and it shines.


4.You remember this water. You now know that you have to get into this water. You undress and swim to the fall and you shower there. As you are in the water, you feel you are healing from all your wounds from all your past lives. The water heals your physical body. You feel your life force strengthens.



5.You get out of the water and you see a large area with a high ceiling. You see many crystals on the ceiling with many colors.
You see winged women statues by the walls.

6. You remember this place. Deep memories start to emerge. You know now that you are activated. You feel grateful for this experience and you leave this place to come back again.

14 November, 2017

08 November, 2017

Priestess Initiations in Atlantis


It is long and never ending journey to choose to carry the wisdom of the divine feminine. There is much to see,much to find, much to feel, much to learn, much to accept, much to become. It is not simply going to a school. It is about living it. It is about becoming it.

Once one in a separation illusion decides to go through this evolution path...Once you become a member of a mystical school to become a priestess in Atlantis...This means you choose to be the glue to tie all beings into oneness. Into the source...

Being in a mystery school does not mean going to school with others or sitting together and talking about things. Being in a mystery school means becoming one with your spiritual master. It is like she becomes your mother, you take your place in her womb and live her, see through her, feel through her. Her eyes become your eyes, her hands your hands, her touches your touches...

You travel together in the space. You create etheric places together where you learn all mysteries of creation. You create pink realities, blue ones. You rest under willow trees, you create wind to feel the sound of the leaves make music. You rest there. You create flowers around you. Roses... White and red roses sometimes. You watch the lilacs on the side of the mountain by the lake and smell them. You create beings from water. Temples from water crystals. You learn the knowledge of stones and crystals.

While you learn all these, you also go through the history. The experiences in the universe. You learn the dynamics of energy and love. You learn to identify patterns in the cycles. You absorb the wisdom your Master has. You live it, experience it.

At one point, when you master all these, you start adding your skills into your creation. It is like your signature. Like Isis found joy in creating white and red roses and covered all around her with them. Mother Sekhmet was drawn to using the blue stone of knowledge. Or Ishtar was connected to animals more. She liked flying over the mountains. She loved playing with her snake dragon.

Here is the big secret... The goddesses of our reality were the priestesses of Atlantis.

Once you are ready to be initiated as a priestess in Atlantis, universe gives the signs that it is time. At that point though, you can not feel happy that you made it. Because at that point your awareness about your existence in this reality is greatly reduced. You feel joy, but not in the sense of bodily emotions, because at that point you are detached from them.

On the day of your initiation, you are prepared by your Master Teacher. She braids your hair so slow...She adds a bead at every end of each braid. You dress simplest way possible. She places a headdress on your head.


Only few priestesses are with you in the temple. Because this is not taken as a celebration. You sit on a throne and watch as the priestesses circle around you, do the creation dance. As they do that, you feel a warmth descending from the top of the temple, a cloud of Golden Light wrapping around you. And you wait, silently wait. Your mind is clear, and you wait patiently.


After this, you are taken into the water to be washed with the Sacred Water of Gaia. You enter, swim all alone. When it is time to get out, you swim towards the steps. As you climb the steps up, you feel your consciousness expends at each step. It expends and you feel it grows and becomes Gaia consciousness. And at that very moment, you feel an Ankh appearing in your left hand. And then you know, you now have the wisdom. Because you need to have wisdom before anything else. It is the wisdom to accept love, the truth, the justice, the harmony for all beings. On your next step, you feel a sceptre appear in your right hand. With that you feel power - Now you are given the power of Gaia! And at that moment, you realize that it is dangerous to have that power without having the wisdom first. So you look at the Ankh and be thankful for the wisdom you are given.



When you are initiated you are not the same you...You now have Gaia Consciousness. You feel the feelings of all beings living on Gaia. You feel you are connected to Gaia, Cosmos, and Source. The sense of individuation goes away. And you feel the deepest sense of responsibility for ALL. You become responsible for truth, justice and harmony for Gaia and the whole cosmos.


It is the priestesses of Atlantis who took upon the role of goddesses on Earth, to carry the flag for all these values. Their contagiousness divided into many and placed into our being. Many now carry the fractals of these beings. And these beings are ready to come back through you. They are waiting to return the Wisdom of Divine Feminine to Gaia.

So, there are many of us that carry their seeds. Now it is time to grow it. Allow it to grow by leaving the ego mind.

Many are those who hold fractals of Isises, Ishtars, Hathors, Ma'ats, Sekhmet's on Earth now. Are you ready to let them grow in you? Silence ego now. Connect with them and create the Mandala of Love this planet needs so dearly. Let's break this veil and start the Age of Aurora now.




Statue of a being who once was an Atlantis Priestess stands strong across Syria Shores as a reminder of the divine feminine





07 November, 2017

Astera (Astara)'nın Rahibeleri


“Bedenleri ve zihinleri Hatıra Tapınaklarına adanmış Astera (Astara)’nın rahibeleri vardır. Bu kadınların kemiklerine, etlerine ve organlarına, hücrelerinin derinliklerine, korunması için tarihi olaylar ve bilgiler konmuştur.Bu kadınlarda, bu Hatıra Koruyucularının içinde, açığa çıkarılacak mücevherler, yaratma ve şifa yetenekleri depolanmıştır. Bazıları, bu kadınların gerçek yeteneklerinin; eski kayıtları en küçük kum tanesinde, bir yaprağın damarlarında, yıldız takımlarında, ya da dudaktaki öpücüğün yumuşaklığında okumak için; tüm Yaşamın kendisi ile kesintisiz bağlantı kurma kabiliyetleri olduğunu söyler.Bu Hatıra Koruyucuları hem boş ve çağlar boyunca bilgeliği taşıdıklarından aynı zamanda doludurlar.”
Gaia Kodeks:Node 444.54.281

Atlantis Rahibeleri Gizem Okullarının parçası olarak birlikte çalışıyorlardı. Tapınaklar inşa ediyor, enerjileri sevgi halinde tutmak için ritüeller yapıyorlardı. Bu görev, özgür irade nedeniyle bu realite deneyinde çok önemliydi. Bu yüzden rahibeler sürekli kozmik kuralları öğrenip, kutsal dişil ile bağlarını güçlendiriyorlardı. Daha yüksek derecede bilinç düzeyine ulaştıklarında, Gaia Sofya’nın, doğrunun, adaletin, sevginin ve harmoninin koruyucuları olarak inisiye ediliyorlardı.

Kahinler karanlığın işaretlerini görmeye başlayınca, Sevgi Tapınağının yüksek rahibeleri Gaia Sofya’yı korumak için bir plan hazırladılar. Bu planda rahibeler, antik bilgiyi taşıma görevini aldılar. Rahibelerin birçoğu döngü bitiminde tekrar dönmek üzere Dünya’yı terkederken, bazıları burada kaldı. Şimdi bu kutsal varlıklar görevlerini tamamlamak üzere Dünya’ya dönüyor.

Bu bilgileri korumak için Dünya’da kalanlar “Astara’nın Rahibeleri” adında bir grup oluşturdular. Unutkanlık büyüsü altında olacaklarını biliyorlardı. Bu nedenle bu bilgileri sembollere kodladılar. Yaşamlar boyunca bu varlıklar, ne anlama geldiklerini hatırlayamasalar da, sanat eserlerinde bu sembolleri kullandılar. Karanlık varlıklar bu sembollere ne kadar negatif anlamlar yüklemeye çalışsalar da başarılı olamadılar. O kadar çok sanat eserini de yok edemediler. Sanata negatif anlam yükleme çabaları da başarılı olamadı.

Astara’nın Rahibeleri nesilden nesile bu bilgiyi aktardılar. Bugün bile bu antik bilgi Dünyada ve bizim onun kodlarını çözmemizi bekliyor.

Kutsal Eril ve Dişil Enerji Sembolleri İçeren Halep ve Sümer Antik Çömlek/Seramik Örnekleri

Bu kodlanmış mesajlar bu rahibelerin bilinçaltında zihin ve bedenlerine konulurken, bu anıların zamanı geldiğinde kilidi açılıp bilgiler çözülecekti. Birisinin bu görevi üzerine alması gerekiyordu, ve bu kişi St.Germain idi. Çoğunluk onu bolluk getirecek Yükselmiş Üstat olarak bilse de, kendisi aynı zamanda spiritüel simya ustasıdır ve ruh ikizi ile beraber, bu gezegendeki varlıkların ikililikten kurtulması için onlara yardım etme görevini üslenmiştir.

St. Germain’in Sembolü Malta Krosunu çevremizde görmekteyiz. Soldaki resimde kendisinin ruh ikizi ile birliğini temsil eden ek sembolizm be bulunmaktadır.

Bu gerçek simya yoluyla olacaktır. İnsanlık tarihinde, simyaya karanlık varlıklarca çok fazla negatif anlam yüklenmiştir. Ancak, gerçekte, doğru simya kendimizi bilme/bulma sürecini öğretir. Kişinin kendisini ikililik realitesinden kurtarma tekniklerini içerir. Simya ile, bilincimizdeki tüm karanlığı; beden, zihin ve ruh arındırma steplerinden geçerek dönüştürmemiz gerekir.

https://www.youtube.com/watch?v=Et7dcjQQIKA&t=9s

Yukarıdaki videoda Mark Passio’nun da dediği gibi, bu gezegendeki varlıklar için simya pekçok alegoriyi çözerek gerçekleşecektir. Dünyadaki karanlık etkinin çoğunun zayıflamakta olması nedeniyle, şimdi simyanın gerçek öğretilerinin kilidini açmanın zamanı geldi. Bu nedenle, St.Germain kendilerini yeniden bulmaları için rahibelerle iletişime geçti. Bu varlıklar, Hadise’den sonra insanlığın iyileşmesine ve BİR olma sürecine yardım için öğretmen olma görevini alacaklar.

Bu süreç her bir kişinin kendisinin geçmesi gereken bir süreçtir ve arınması gereken çok şey var. İnsanlık olarak bizler başkalarının bize Yükseliş Odalarını getirmelerini ve bunu bizim yerimize yapmalarını bekleyemeyiz. Her bir kişi bunu yapabilir ve her birimizin, BİR Bilincine ulaşmak için bu süreci yaşamayı bilinçli bir şekilde seçmesi gerekir. Pekçoğunun dediği gibi: “Beklediğimiz bizleriz.”

Atlantis Rahibeleri…

St.Germain her zaman içinizde derinde hissettiğiniz/bildiğiniz bilgilerin kilidini açmak için yardım etmek üzere size bağlanmaya hazır.Bu bilgileri aktive etmenin zamanı geldi. Ona bağlanmanın zamanı geldi. Hadi şimdi kutsal dişil bilgeliğini aktive edelim. Buna hazırız.

Sevgi herşeyi fetheder; sevgiye yol verin!




04 November, 2017

Priestesses of Astera (Astara)



“There are Priestesses of Astera (Astara) whose bodies and minds have been dedicated as Temples of Memory. Into these women’s bones, flesh, and organs, into their very cells, are poured historical events and knowledge for safekeeping. In these women, these Memory Keepers, are stored jewels of revelation, boons for healing and creation. Some say the true gift of these women is their ability to seamlessly connect with all Life itself- to read the ancient records in the tiniest grain of sand, in the veins of a leaf, in a constellation of stars, or in the softness of a kiss upon the lips. These Memory Keepers are both empty and full as they carry wisdom through the ages.”

Gaia Codex:Node 444.54.281



Priestesses of Atlantis were working together as part of the mystery schools. They were building temples, doing rituals to keep the energies in the loving state. This mission was very important in this experiment due to free will, so the priestesses were constantly learning the cosmic rules and strengthening their connection to the divine feminine. As they were reaching higher levels of consciousness, they were being initiated in temples as the protectors of Sophia Gaia, truth, justice, love, and harmony.

As the seers started seeing the signs of darkness, the high priestesses of the Temple of Love designed a fail-safe plan to protect Sophia Gaia. In this plan, the priestesses took upon the mission for carrying the ancient knowledge. Some of these beings stayed on Earth while most left - to come back again at the end of the cycle. All these divine beings are coming back to Earth now to complete their missions.

The ones who stayed on Earth to protect this knowledge formed a group called the "Priestesses of Astara". They knew they would be under the spell of forgetfulness, so they encoded this knowledge into symbols. Lifetime after lifetime, these beings used these symbols within works of art, even though they could not fully remember the original meanings. No matter how hard the dark ones tried to impress negative meanings onto these symbols, they couldn’t reach their goals. They couldn’t get rid of so many objects of art, either. Their rituals to ascribe negative meanings to art could not be successful.

The priestesses of Astara transferred the knowledge from generation to generation. Even today, this ancient knowledge is on Earth and waiting for us to decode it.

Examples of Halafian and Sumerian Ancient Pottery containing symbols of both the divine feminine and divine masculine

While these encoded messages were embedded into the subconscious minds and bodies of these priestesses, eventually a time would come when these memories would be unlocked and decoded. Someone needed to undertake this mission, and this person was St. Germain. Although most know him as the Ascended Master who would be bringing abundance, he is also a master of spiritual alchemy and he, with his twin flame, has taken upon the mission to help beings on this planet to grow out of duality.


St. Germain's Symbol Maltese Cross is in our lives. Please note that the image on the left contains additional symbolism which includes his union with his twin flame.

This will be done through true alchemy. In human history, alchemy has been given much negative meaning by the dark ones. However, in reality, true alchemy teaches the process for knowing/finding our true selves. It contains the techniques to get oneself out of dualistic reality. With alchemy, we are supposed to transform all darkness of our consciousness into enlightened state by going through the steps of body, mind, and spirit purification.


https://www.youtube.com/watch?v=Et7dcjQQIKA&t=9s

As Mark Passio states in the video above, alchemy for the beings on this planet has to happen through the decoding of many allegories. Since the vast majority of dark influence on Earth has been weakening, it is now time to unlock the true teachings of alchemy. For this reason, St. Germain has started contacting the priestesses to begin the process of self discovery. These beings will take upon the role of teachers after the Event and help humanity heal and learn the process of becoming one.

This process will have to be done by each individual and there is much to purify. We, as humanity, need not wait for others to bring Ascension Chambers and do this for us. Each individual can and must make a conscious decision to go through this process in order to reach oneness. We have to do this ourselves. As many say: "We are the ones we have been waiting for."

Priestesses of Atlantis…

St. Germain is ready to connect with you to help unlock the knowledge you have always known/felt deep inside. It is time to activate it. It is time to connect him. Let us unlock the wisdom of divine feminine. We are ready.

Love conquers all things; yield we too to love!





02 November, 2017

Astara'nın Dönüşü



Atlantis battıktan sonra Astara bir kara parçası buldu. Bir gölün kenarında dinlendi. Burası Kuzey ve Güney Amerika arasında bir yerdi. Tektonik değişimlerden sonra burada bir ada oluşmuştu. Ama bu ada sadece kumdan ibaretti. Bomboş bir arazi idi.

Astara Atlantis’te Sevgi Tapınağının bir üyesiydi. Bu tapınağın başka üyeleri de vardı. Hepsi yüksek rahibeydiler. Gaia Sofya’dan sorumluydular. Bu özgür irade gezegeninde enerjileri sevgi halinde dengede tutuyorlardı. Sevgiyi demirleyen onlardı. Kutsal Kaseyi koruyorlardı.

Onlar ayrıca Atlantis’in liderleri idi. Liderler ruhsal gelişmişliklerine göre seçilirdi. Ve o zaman, rahibeler işaretleri görmeye başladı. Büyüyen bir karanlık vardı. Hazırlanmaları gerekiyordu. Bu deney en beklenmedik sonuçları getiriyordu. Bir plan yapılmalıydı. Tabi ki bu da bir döngüydü ve döngü sona erecekti.Bir plan oluşturdular, değişken ama her zaman Gaia Sofya’nın korunacağı bir plan…

Rahibelerin bu planda bir gönüllüye ihtiyaçları vardı. Ve gönüllü Astara oldu. Diğer rahibelere göre gençti Astara, ama güçlü ve istekliydi. Yeteneği kolay adapte olabilmesiydi. Değişimi hızlıca kabullenip kendini geliştirebilmesiydi. O kendisini iyileştirebiliyordu da. Ve böylece karar verildi. Diğer rahibeler gezegenden ayrılırken, o kalacaktı. Kısıtlı bir bedende yaşamı kabul edecek, ve zaman geldiğinde kim olduğunu hatırlamaya başlayıp kimliğini geri kazanacaktı.

Karanlık varlıklar diğerlerine implantlar takarken, Astara’ya da bir implant konuldu. Onunki pozitifti ama. Bu implant Elohim implantı idi. Amacı zamanı geldiğinde Astara’nın kimliğini bulmasına yardım etmekti. Karanlık varlıklar gezegen yüzeyinde herkesi geçmişlerini unutması için implantlarken, Elohim implantı Astara’a eski enkarnasyonlarını gösterecek ve onu yavaş yavaş kim olduğuna uyandıracaktı. Astara rüyalarında ve vizyonlarında eski enkarnasyonlarını görecek, onlarla birleşip onlardan şifa alacaktı.

Atlantis’e karanlık niyetli varlıklar gelmişti. Bazı liderler karanlığın kendileri üzerinde deney yapmasına izin verdiler. Ne kadar cahildiler! Bunu nasıl yaptılar? Karanlık olanlar yeni bedenler yapıp diğerlerini bu bedenlere girmeye ikna ettiler. Başta bu keyifli bir oyundu. Başta bu bedenlerde implant yoktu ve yeni yeni şeyleri tecrübe etmek için bir sürü ihtimal vardı. Yaşam zaten bir tecrübe bir deney için değil miydi?

Sadece yaşama değer verirsen! Karanlık olanlar yasama değer vermediler. Bu beden değiştirme oyunu başladıktan sonra, yavaş yavaş implantleri getirdiler. Zamanla bu konuda uzmanlaştılar. Bir sürü varlığı kandırdılar.Daha Atlantisliler ne olduğunu anlayamadan hemen hepsi implantlanmıştı.Tüm Atlantis artık onların kölesiydi. Her türlü şekilde onlara hizmet ediyordu. Karanlık için bu, oynamaya doyamadıkları bir oyundu. Ne kadar oynasalar o kadar daha oynamak istiyorlardı.

Bir sürü varlık yaratıp bunları Dünya'ya açık arazilere bırakıyorlardı. Yarı insan yarı hayvan yaratıklar görmek artık şaşırtıcı bile değildi. Hatta insanlar bile vardı…

Karanlık olanlar içkilerini severdi. Çiçeklerden iksirler içerlerdi. Sıkıldıklarında beden değiştirirlerdi. Kimin kim olduğu artık belli bile değildi. Dünya Anne artık bir aldatmaca gezegeni idi.

Yüksek rahibelerin kahinleri işaretleri çok önceden görmüştü ama. Gezegenden ayrılmaya karar verdiler. Onlardan sadece Astara kalmaya gönüllü oldu. O kalıp kutsal dişi enerjiyi buraya demirleyecek ve zamanı geldiğinde diğerlerinin dönmesine araç olacaktı. Zamanı geldiğinde-döngü sona ererken.

Atlantis’in battığı gün, Sevgi Tapınağına gitti Astara. Ona son kez bakmak için. Sevgi kubbesinin altında havuzun yanına oturdu. Akan suyun sesi ile sakinleştirdi kendisini Astara. Ne yapacağını bilemiyordu.

Yaşayan varlıkların çoğu gitmişti. Gelmekte olan felaketi biliyorlardı.Çoğu yeraltına gitmişti. Orada yeni medeniyetler kuracaklardı. Ve Astara orada tek başına oturdu. Tüm varlığı boyunca ilk kez bir sonraki adımını kestiremiyordu. Düşünmek için en çok bildiği yere gitti. Evine gidip bekledi-son darbenin gelişini bekledi. Olacak olanın olmamasını diledi. Döngü bitene kadar çok uzun bekleyeceğini biliyordu. Acı çekileceğini biliyordu. Bunun sadece kendi acısı değil, herkesin acısı olacağını da biliyordu. İşte tam da orada kararını verdi Astara.Yüzeyde kalacak ve medeniyetlerin kurulmasına yardım edecekti.Atlantis’te yaptığı gibi bu medeniyetlere liderlik yapacaktı. Onlara sevgi ve harmoni içinde nasıl yaşanacağını gösterecekti. Zaten o bir “Yol Gösterici” değil miydi ki? Ve işte tam da bunu yapacaktı.

Astara’nın kanatları vardı. Atlantis battı, Atlantis’i terkeden son varlık Astara oldu.

Astara Doğuya gitmeye karar verdi. Bugünün Musul, Ninova’sını seçti gitmek için. Orada insanlar buldu. Onları bir araya getirdi. Topraktan tapınaklar inşa etti. İnsanları iyileştirdi, onlara hayatta kalmayı öğretti.

Bildiklerinin çoğunu sakladı ama Astara. Binalar inşa etti, sütunlar…Heykeller yaptı. İnsanlara sanatı öğretti. Çünkü biliyordu ki unutkanlık büyüsü herkesi etkileyecekti, zamanla onu bile. Bu yüzden sanatı, unuttuğunda ona kim olduğunu hatırlatması için kullandı Astara.

Onun için çok uzun bir bekleyişti.İnsanlar onu değişik değişik isimlerle tanıdılar. Kimine İsis, İştar idi. Kimine Sekhmet, Hathor, Ma’at ve Bastet. Bir çoğu onu Eos olarak bildi, belki de aldığı son isim olan: Şafağı Getiren Tanrıça Aurora olarak!

Oluşturduğu mediyetler pekçok kez ateş topları ile yok edildi. Her birinden sonra kalanları toplayıp başka bir yere gitti Astara ve yeniden başladı. Bir yaşamdan diğer yaşama karanlık bir parçasını öldürdü Astara’nın. Onu pekçok kez öldürdüler. Her öldüğünde geri geldi! Savaşları sevmese de, öğrendi Astara. Ve bir gün o kadar yorgun düşmüş ve o kadar implantlanmıştı ki, kim olduğunu unuttu Astara.

Oh Sevgili Astara! Geri dönüyorsun! Sen artık geri dönüyorsun! Kim olduğunu bulmak için ipuçlarını takip ediyorsun!

Oh Astara! Işığını görüyorum! Dokunduğun kalplerde uyanıyorsun! Kimliğini geri almak için uyanıyorsun!

Bu döngü sonunda sona eriyor, ve sen Astara, tekrar BİR oluyorsun. Aurora olarak bir oluyorsun! Bir Anka Kuşu gibi küllerinden doğuyorsun!


Hadi Sadece Işık Olsun! Ve Sadece Işık!