30 December, 2016

2016 Analizi...


“Ne yıldı ama!” diyerek başlayacağım. Ne çok şeyler yaşadık.  Ancak bir şeyi yaşayamadık daha, “tam ifşaatı”. Yine de meydana gelen olayların bizi tam ifşaata götürmekte olduğu kanısındayım. Bu 2017’de olur mu, bence olabilir. Yarınlardan endişe duyanlara “sabredin az kaldı” diyerek hadi hep beraber  2016’yı değerlendirelim:

NASA’nın Mars’ta akan su var açıklamalarının ardından girmiştik 2016’ya… Sonra başka açıklamalar gelmiş, mesela 20 yıl içinde uzayda başka hayatlar bulabiliriz demişler, arkasından Dünya benzeri  yaşam olma ihtimali olan bir sürü gezegen bulmuşlar.

Sonra  bedava enerji üreten jeneratörleriyle yeni yeni insanlar çıkmış karşımıza, Keshe Vakfı gride bağlanmaksızın çalışan jeneratörünü satışa sunmuş. Sırbistan’ın İnnova Techno şirketi 7350 W outputu olan jeneratörünü satışa sunmuş Avrupa’da. Demişler ki biz tüm Avrupa’ya kendimiz dağıtıyoruz, kendi araçlarımız var aynı enerji üretim teknikleriyle yaptık, bizde yakıt masrafı yok, yalnız evin kendi eviniz olması şart ve 5 yıl jeneratörünüzün içini açmayacaksınız, garanti veriyoruz.


Yuan Dünyanın resmi ticaret para birimi olmuş, AIIB güçlenmiş ve insanlık yararına projelere bütçe vermeye başlamış, Avrupa’nın en büyük bankası Deutche Bank iflasın eşiğine gelmiş,ABD dış borcu tavan yapmış,Wells Fargo yolsuzlukları ortaya çıkmış.

İngiltere Avrupa Birliğinden çıkmaya karar vermiş,  Cameron istifa etmiş, İzlanda Başbakanı Gunnlaugsson Panama Belgelerinden sonra istifa etmiş, Fransız Başbakanı Manuel Valls istifa etmiş, Yeni Zelandalı John Key istifa etmiş, İtalyalı Renzi istifa etmiş.Fidel Castro ölmüş.

Bir Amerikan Başkan adayı hakkında hemen seçim öncesi iki soruşturma açılmış, Netanyahu yolsuzluk soruşturması başlayacak olmuş…IMF Başkanı Lagarde ihmalkarlıktan suçlu bulunmuş.

Avusturalya’da ayrı, Norveç’de ayrı; ek olarak bir de 70,000 üyesiyle Avrupa, ABD ve tüm Dünyaya kök salmış tarihin en büyüğü çocuk taciri, sübyancı halkaları ortaya çıkarılmış bu yıl.

SpaceX uydusu fırlatılma esnasında patlamış. Büyük çoğunluğun başkan adaylığını şaka olarak gördüğü ve Hillary’i yargılayacağını söyleyen Trump başkan seçilmiş. Florida’da, İstanbul’da, Ankara'da, Brüksel’de, Nice’de, Pakistan’da vs. sinsice düzenlenmiş büyük terör saldırıları olmuş. ABD’de siyahi halk polisin öldürdüğü insanlar için ayaklanmaya  başlamış, yalandan bir zika salgını yaratılmış ve yaratıldığı gibi sönmüş, Standing Rock’daki insanlar Dakota Petrol Boru hattını durdurmuş, ABD’de Maine, Massachusetts, California ve Nevada’da kenevir kullanımı yasallaşmış…

Can Dündar serbest bırakılmış…

Türkiye’de garip bir darbe girişimi yaşanmış…

Hillary 11 Eylül anma gününde bayılmış, ama 2 saat içinde öyle bir ayılmış ki kanlı canlı sokağa çıkıp gülücükler dağıtıp bir çocukla poz vermiş.

Palmira tekrar Suriye eline geçmiş, sonra kaybedilmiş. Sonra Halep Suriye’nin eline geçmiş. İnsanlar sokaklarda kutlama yaparken, Birleşmiş Milletlerde bazıları halkın acılarının tavan yaptığını söylemiş. Sonra profesyonel videolar çıkmış ortaya, Suriye ordusunun zulmü ile ezilen twitter hesaplı mükemmel İngilizce konuşan Suriyeliler yardım çağrısı yapıyormuş videolarda, hem de hatasız Amerikan aksanları ile…Demişler ki bizi kurtarın. Sonra başka videolar gelmiş, içinde insanların yaralı gösterildiği ve çekim için sahne aldıkları…

Türkiye Cumhurbaşkanı Brüksel’de de terörist saldırı olabilir diye ima ettikten saatler sonra terör Brüksel’i de vurmuş.Sonra IŞİD ve DAEŞ’e ABD’nin destek verdiğini söylemiş, delillerimiz var demiş.

Wikileaks değişik insanlara ait yüzbinlerce e-mail yayınlamış. Hillary’nin kampanya direktörü Podesta’nın emaillerinde ne cevherler çıkmış. Wikileaks Türkiye’den de emailer yayınlamış.

Hillary’nin devlet sırlarıyla dolu emailleri şahsına ait serverlarda tuttuğu ortaya çıkmış. FBI’ın emailleri teslim et çağrısına karşılık emaillerin çoğunu silmiş, FBI’a verilen e-maillerde çok gizli kategorize edilmiş bilgiler olmasına ve insanların Hillary’nin yargılanmasını beklemesine rağmen FBI başkanı soruşturmayı kapatmış.


Solda Bilgisayar Kasasında: Resmi devlet işleri için şahsi e-mail hesabı
Sağda:Ne Bengazi emailleri mi? Yabancı bağışçılar mı? Ne farkeder ki?

Sonra Hillary’nin kıdemli yardımcısı Huma Abedin’in ayrıldığı kocası Anthony Weiner,  ki kendisi de New York’tan eski kongre üyesidir, küçük yaşta bir kıza uygunsuz fotoğraflarını gönderince FBI soruşturmasına tabi olmuş. Weiner’in evdeki bilgisayarına el konulunca, Hillary’nin yüzbinlerce emaili ve çok çeşitli resim ve dökümanlar da ortaya çıkmış. Bu nedenle açılan ikinci bir FBI soruşturması da jet hızıyla FBI direktörünce kapatılınca Trump da ABD’lilerin başkanı seçilmiş olmuş.

Wikileaks emaillerinin içeriklerine dikkatle bakan bir sürü insan, emaillerin içinde birbiriyle alakasız şekilde; pizza, pasta, cheese gibi terimlerin kullanıldığını farketmiş. Meraklı kalabalık araştırmalarını derinleştirdikçe sübyancılar hakkında başka başka bağlantılar ortaya çıkmış. Öyle ki bu emaillerin içeriği ve Weiner bilgisayarında bulunanlar konusunda yargının işlememesine karşı FBI ve 15 istihbarat kurumunun çalışanları Dr. Steve Pieczenik sözcülüğünde artık Dünyaya bilgi sızdırmaya başlamış. Obama’nın tahtından inerken affetme hakkı olduğu için de, yargılanması gerekenler kurtulamasın diye tutuklamalar bekletiliyormuş.


Öte yandan birçok kaynak da revülasyon için tüm hazırlıkların tamam olduğunu söyleyip durmuş bu yıl. Hep bir mazeret varmış ama, demişler ki global ısınma toplantılarında devletler aslında GESARA’ya imzalarını attılar, tüm savaşlar bitince olacak, ha oldu ha olacak, yeterince güçlü gerçeklemek için inanmanız lazım, aa bakın Dinar şöyle onaylandı, Zim böyle oldu vs vs vs.

İşte böyle…

2016’nin “miş” li geçmiş zamanlı 3D realitesi masalı  işte böyleydi.

Fiziksel dünyamızda bunlar olurken, iç dünyalarımıza da yansıdı bu olaylar. Bu yıl pekçoklarımız için, yaşamlarımızda büyük değişimlerle dolu bir yıl oldu. Kendi adıma söylemek gerekirse, hem de hiç olmadığı kadar. Kimimiz hastalıklarla uğraştı, kimimizin en güvendiği dağlara karlar yağdı, kimimiz ayrılığı seçmek zorunda kaldı, kimimiz gitti, kimimiz işini kaybetti ya da işine tahammül edemez oldu, ilişkilerimizde en karanlık şeyler ortaya çıktı. Üzüldük, bunların neden olduğunu sorgulayıp durduk, sonra kimimiz anladı nedenlerini ve üzülmeyi bıraktı, evrenin bizlere gönderdiği işaretleri anlayanlarımız  nedenleri gördü, kimimiz göremedi.  

Ama “2016’da senin ve yakınların ile ilişkilerinde nasıl bir yıl oldu?” sorusuna, “Hiç bu kadar fırtınalı bir yıl geçirmemiştim” cevabını çok aldım.

Öte yandan zihnimizde de çalıştık çok bu yıl. “Neden Türk halkı hiç gün yüzü göremiyor?” dedi mesela milyonlarcası. Avrupalılar “Terör diye daha önce yüzümüzü çevirdiğimiz bir şey varmış, biz nerede yanlış yaptık?” dediler. Suriye’deki savaşın bir aldatmaca, manipülasyon olduğunu anlamaya başladık,”Sonra daha önceki savaşlar için de mi doğru bu acaba?” dedik. “Neden bunları daha önce farketmedim ki?” diye kendini sorgulayan çok oldu mesela. Tarihimizdeki paternleri görebilmeye başladık. Farklı bir bakış açısı kazandık, “Neden ben bunu daha önce böyle düşünmedim ki hiç?” dedik çok.

Eksik ruhsal gelişmişlikte  olan insanlığın elindeki ileri teknolojinin nasıl insanlığı yok edebileceğini görmeye başladık…

İnsanlık olarak rüyalarımız zenginleşti. Lucid rüyalar görmeler arttı. Hiç rüya görmediğini söyleyenler bile rüyalarını hatırlar oldu. Rüyalarımızda test edildik, korkularımızı yenme konusunda, panik yapmama konusunda, sevgiyi öne çıkarma ve affetme konusunda. Kısaca rüyalarımızın bir ana fikri vardı. Bazen çok uyuduğumuz bir döneme, bazen hiç uyuyamadığımız bir döneme girdik. O kadar az uykuyla bu enerjiyi nasıl bulduğumuza şaşırdık.

Sonra yeme alışkanlıklarımız değişti. Eskiden çok sevdiğimiz yiyecekler tat vermedi. Birçoğumuz vejeteryan olduk. Hızla kola içmeyi bıraktık.

İlginç tesadüfler yaşamaya başladık sonra. 11:11 çıktı her yerde karşımıza, saate hep aynı zamanlarda bakar olduk tesadüfen. Önümüzdeki arabaların plakaları hep aynı sayılar olmaya başladı.  Markette alışverişimizde toplam tutar bile aynı oldu. Farketmeye başladık. Bir sorunumuz olduğunda bir anda onunla alakalı bilgiler akmaya başladı çözmemiz için. Sanki birileri, birşeyler bizimle bağlantı kurmaya çalışıyormuş gibi. Sanki evren aklımızdan geçenleri anlıyormuş ve cevap veriyormuş gibi.

İşte bu değişimlerin olmasını bekleyen bizler için bir umut ışığı idi bu, insanlığın matriksten uyanmaya başladığının  göstergesiydi. Heyecanla 100. Maymun etkisi denilen şeyi beklemeye başladık. Hani o kritik anı, insanlığın yeterli miktarının uyanışı gerçekleştirip, kollektif bilincin gerçekliğimizi değiştireceği anı beklemeye başladık.

Bazımız sosyal medyada kontrol mekanizmalarını anlattı durdu. David Icke’a bir adam gelip dedi ki “3 ay önce senin bir çılgın olduğunu düşünüyordum, şimdi hepsini anlıyorum”. Bana ulaşıp onlara ne olduğunu, neden değiştiklerini soranlar oldu mesela, dediler ki “Bu kadar kariyer sahibi bir insanım, hayatta tüm istediklerime kavuştum, ama şimdi değişiyorum, bana neler oluyor?”. Kimisi görevlerini sordu, kimisi uyanışta kuramadıkları bağlantıları…

Öte yandan ruhsal uyanış yoluna çıkanların içe dönüp çalışması gerekti, hem de çok çalışması. Tekrar tekrar ziyaret etmek gerekti bize negatif duygular veren olayları. O duyguları iyileştirmek gerekti. Yürüdüğümüz yolu yine yürümek gerekti. Her yürüdüğümüzde değişmiş bir bilinç ile yürümek. Einstein’ın dediği “Hiçbir problem onu yaratan bilinç seviyesiden  çözülemez”  kuralının doğruluğunu keşfetmemiz gerekti.


Sonuç olarak 2016’da hızlanan bir çizgide uyandık insanlık olarak. Büyük bir olayın, bir kırılma noktasının yaklaşmakta olduğunu farkettik. Bir çoğumuz buna bir isim koyamasa da, kalplerinde derinlerde bir yerde bunun ne olduğunu zaten biliyordu.

2016 analizimi sevgili bir dostumun bu hafta bana rüyasını anlattığı kendi sözleriyle bitiriyorum:

“Dün rüyamda seni gördüm. Geçici olarak yerleştiğimiz beyaz boyalı bir binadaydık. Yanımızda çocuklarımız vardı sanırım. Onlar uyuyordu. Onların uyanmasını bekliyorduk. Masada da çoğu meyveden oluşan yemekler vardı. Çocukların herbiri bir koltuğa uzanmış uyuyordu. Mutlu ama biraz da endişeliydik.

Sen bana şöyle sordun:

“… nereye gidiyoruz?”

Ben de şöyle cevap verdim:

“Dönüşü olmayan bir yola.”

Birbirimize bakıp gülüştük."

No comments:

Post a Comment