08 November, 2016

Piramitler



Bu yazı, www.thegreaterpicture.com web sitesinden izin alınarak tercüme edilmiştir. Kendilerine teşekkür ederiz.

Dünyada tüm kıtalarda ve su altında pek çok yerde piramit bulabilirsiniz. Ana akım bilimin iddia ettiği gibi, bu piramitler köleler ve halatlarla değil, uzaylı ziyaretçilerce ve dünya dışı varlıklardan ve Atlantisliler gibi çok boyutlu varlıklardan tekniği öğrenen eski insanlar tarafından yapılmıştır.

Piramitler çok fonksiyonluydu, o yüzden zamanın çoğu inşaatlarında değil de, tasarımlarında harcanmıştır. Piramitler ışık yansıtıcıları, meditasyon mekanı, inisiyasyon yeri, şifa aletleri, bedava enerji kaynağı, evrende diğer yerlerden Dünyada ne olduğunu duymak için kullanılan bir anten, bir takvim, iletişim sistemi, dengeleyici ve nakil sistemleri gibi amaçlarla kullanılıyordu. Daha sonraları kraliyet mezarları olarak kullanılsa da, orjinalde bu amaçla tasarlanmamışlardı. Büyük Gize Piramidinde örneğin, hiç mumya bulunmamıştır.

Piramitlerin İnşaatı


Gize Büyük Piramidi için, hepsi aşağı yukarı 6,486 milyon ton ağırlığında 2.3 milyon kaya kullanılmıştı. Piramidin tepesi 54,860 m2 olan tabanın merkezinden 5,8 cm kadar kayıktı. Bu tepe 29,9792458 derece kuzey paralelindeydi ve bu da tam tamına saniyede 299.792.458 metre olan ışık hızı ile aynıydı. Çevreleyen yapılarda, 200 ton ağırlığında, tamamiyle özel kesilmiş granit kayalar kullanılmıştı. Günümüzde kullanılan modern tekniklerle bu şekilde kayaları kesebilmek sadece iki ton basınçlı bir pırlanta kesimi kullanılarak başarılabilinir. Gize Piramidinin tabanı Meksika’da Teotihuacan’daki Güneş Piramidi ile tam tamına aynı ölçüdedir.

Teotihuacan’daki piramitlerde olduğunun aksine, Gize Piramitleri Kompleksi sadece kısmen yüzeydedir ve topluma açık değildir. Bunun nedeni belli kanıtların yüksek medeniyetlerin etkilerini çok fazla görünür hale getirecek olmasıdır (Ve bildiğiniz gibi gücü elinde tutanlar bunun olmasını istemezler). Örneğin, Gize’nin kuzeyinde bulunan bir dağın tepesinde Abu Rawash piramidi vardır ve bu piramide sadece havadan bakabilirsiniz!

Piramitleri inşa etmek nispeten kısa zaman alıyordu ve kurucuların elindeki yüksek teknoloji göz önüne alındığında öyle çok da zor bir şey değildi. Taşların taşınmasında ve çok ince terzi elinden çıkmış derecede hassas kesiminde ses teknikleri kullanılıyordu.

Ses dalgaları nasıl bir taşı havada yüzer hale getirir


Her sesin bir frekansı vardır. Bu konsept katı maddeler için de geçerlidir çünkü tüm maddeler belli frekansta titreşen ışık enerjisidir. İki frekans çarpışırsa bu kayda değer bir etki yaratır. Kayanın yoğunluğu örneğin değiştirilebilinir, ve böylece taş katı olmayan, direnci ya da ağırlığı olmayan bir hale getirilebilinir. Bundan sonra onu elinize alıp hamur gibi yoğurabilirsiniz.

İşte bu yüzden Güney Amerika’da bugün bile insanlar tarafından benzerleri yapılamayan bu kadar güzel kalıntılar bulunmuştur. Ve bu yüzden Gize Pirramitlerinde taş bloklar arasından çıkan bir saç bulunmuştur. Hem de blokların arasından değil, tamamen taşın içinden.Muhtemelen bükülebilir durumdaki taşı keserken inşa edenin saç telinin düşmesi sonucu.


Dünyanın en büyük piramidi Meksika’da Cholula’da, 4.45 milyon metreküp hacminde olandır. Mısır’daki Keops Piramidi aslında daha yüksektir, ancak sadece 2.5 milyon metreküp hacmindedir.

Ne yazık ki, Cholula Piramidi, İspanyollar 16. Yüzyılda üzerine bir kilise inşa ettiği için muhtemelen hiçbir zaman tamamen topraktan çıkartılamayacaktır. Bu, dünya çapında iluminati tarafından eski dünyanın kalıntılarını gizlemek için yüzyıllardır kullanılan bir yöntemdir. Bu şekilde, korku kaynaklı dogmaları ile piramitlerin inşa edildiği ley hatlarının pozitif enerjisini bozmuş olurlar.

İç Resim: Piramidin muhtemel ölçekli modeli



Hava Taşıması


Ses aynı zamanda devasa kayaların taşınmasında kullanılıyordu. Belli bir frekans ile karşılaşınca, her obje, ne kadar ağır olursa olsun havada yüzer. Hindistan’da bazı sokak sanatçıları halkı böyle bir teknikle eğlendirir, ve siz de internette bu konuda bilgiler bulabilirsiniz. Bu teknikler aynı zamanda masonların elinde olan sırlardandır ve bu mason düzeni adını buna borçludur. Dünyadaki katedrallerin en büyüklerinden bazıları sesin yardımıyla inşa edilmiştir. Ayrıca Florida’daki Coral Castle (Mercan Kale) gibi bazı “gizemli” tatil yerleri de bu şekilde inşa edilmiştir.

Son olarak, insanların büyük zihni gücü (“maddeden üstün zihinleri”), taşların birbirine mükemmel bir şekilde uymasında ve yan yana taşların hizalarının aynı olmasında piramitlerin inşasında kullanılmıştır. Bu teknik başka megalitik (büyük tek parça taş) yapılarda da kullanılmıştır, mesela Peru’daki Sacsayhuaman Duvarlarında olduğu gibi.



Peru’da Cuzco’da Sacsayhuaman Duvarlarının Mükemmel ek yerleri


Yeni Buluşlar


Çok uzun bir süre Keops Piramidinin dünyanın en yüksek piramidi olduğu düşünüldü. Ancak şimdi, Bosna’da Visoko’da daha yüksek bir piramit toprak yüzeyine çıkarıldı. Bu piramit Gize’de ve Teotihuacan’da olduğu gibi, diğer piramitlerin hala örtülü olduğu geniş bir kompleksin parçasıdır. Mısır hükümetinde olduğu gibi, Bosna hükümeti de, halktan gizli tutulması gereken şeylerin ortaya çıkması korkusuyla, bu kompleks ile ilgili araştırmaları mümkün olduğu kadar durdurmaya çalışmaktadır.

Tüm dünyada yüzlerce piramit vardır. İtalya, Rusya, Çin, Moğolistan, Özbekistan, Endonezya, Güney Afrika, Avusturalya, Filipinler ve ABD’deki piramitler bilinmez ve bitki örtüsü ile kaplanmıştır. Hükümetler bunları onarmayı reddeder ya da bunlara aldırış etmezler. Bazı durumlarda bu piramitler imha bile edilmiştir.

Su altında da bulunmamış pekçok piramit vardır. Japonya sahilindeki Yonaguni piramidinin gizemi yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır ancak Bahama Adaları ve Küba civarındaki isimsiz piramitler hakkında çok az bilgi vardır. Amerikalı denizcilerden, Küba kıyılarında 700 metreden daha derinde insan yapımı yapılar bulduklarını söyleyen tanıklar vardır. Piramitler, sfenskler, binalar ve yollar, hiyeroglif yazıtlar gibi… Hala çalışan makinalar bile bulmuşlardır (!), buna ışığı hiç sönmeyen lambalar da dahil.




Mısır’daki Keops Piramidi: 14.3 milyar pound (~ 6.5 milyon ton) ağırlığında 2.3 milyon taş bloktan yapılmıştır.

Bu makinalar komandolarca hemen ortadan kaldırılmış ve muhtemelen ancak seçilmiş bir grup insan tarafından İluminatinin gizli müzelerinden birinde görülebilir.Rusyalı araştırmacılar da Bermuda Üçgeni yakınlarında 700 metre derinde piramide benzer yapılar bulmuştur.

Piramitler sadece Dünyaya özgü bir fenomen değildir. Çünkü Ay’da ve pekçok başka gezegende ve onların uydularında benzer yapılar bulunabilir. NASA tarafından yayınlanan fotoğraflarda bu tür yapılar düzenli olarak örtbas edilmektedir.


Karakteristik özellikler


Piramitlerin çoğunda ortak olan özellikler:

1. Kare tabanlı üçgen şeklinde

2. Yüzleri tam olarak ana yönlere bakar

3. Göksel ekvator civarındadırlar (Dünya’nın ekseni yamuk olmasa ekvatorumuz olacak çizgi civarında)

4. Birçok çeşit koridor ve oda barındırırlar

5. Aynı tip taştan yapılmıştır(Çindeki piramitlerden sert topraktan ve hatta demirden yapılan bazısı dışında)

6. Aynı şekilde inşa edilmişlerdir, tabanda düz olmayan birbirine mükemmel şekilde birleştirilmiş taş bloklarla. Bu taban depremlere karşı son derece dayanıklıdır.

7. Yeraltı tünelleri piramitleri birbirine bağlar

8. Orion, Sirius, Pleiades ve Cygnus (Swan) gibi yıldız işaretleri konumundadırlar.

Son olarak, neredeyse tüm piramitler, ve Stonehedge gibi tarih öncesi anıtlar da, küre etrafında görünmez bir grid oluşturan güçlü enerji çizgileri olan ley hatlarının kesiştiği yerlerde inşa edilmişlerdir. Bu da bu yapıları inşa edenlerin gezegenimiz hakkında çok bilgili olduğunun başka bir göstergesidir.



Akapana - Bolivya


Baksei - Chamkrong - Kamboçya


Borobudur - Endonezya


Calakmul - Meksika


Chichen – Itza - Meksika

Chichen – Itza - Meksika

Chocolate – Hills - Filipinler

Giza-Mısır


Guimar - İspanya

Jebel – Barkal - Sudan

Ji – an - Çin

Lamanai - Beliz

Mauritius


Nemrut – Dağı - Türkiye

Güney Moğolistan

Sukuh - Endonezya

Tazumal – El Salvador

Teotihuacan - Meksika

Tikal - Guatemala


Uxmal - Meksika


Vijayanagara - Hindistan

Visoko - Bosna

Xi–an - Çin

Xunantunich - Beliz

Yonaguni- Japonya

Ur Ziguratı Irak

Şanlı Günler


Piramitlerin çoğu onbin yıldan daha uzun bir süre önce Atlantis zamanında yapılmıştır. Sadece Atlantis’te değil, Atlantis kolonilerinde de inşa edilmişlerdir. Bazısı muhtemelen ana kara battıktan sonra yapılmıştır; çünkü Atlantis’teki felaketten kurtulanların pek çoğu kolonilere kaçmıştır ve uzunca bir süre yüksek teknolojik ve spiritüel standartlarını korumuşlardır. Her piramidin tam olarak ne zaman yapıldığını tahmin etmek zordur. Taşın yaşını belirlemek çok zor olduğu gibi, dünya dışı varlıklar Atlantis düştükten sonra Dünyayı ziyaret etmeye devam etmişlerdir. Onların gelişmiş teknolojileri ile de gösterişli bina ve sanat eserleri yapılabilmiştir.

Bazı durumlarda yapının pozisyonu inşa edenlerin nereden geldiği konusunda ipucu verir. Mesela Abüşir (Mısır), Chichén İtzá (Meksika), Tikal (Guatemala), Borobudur (Endonezya), hiç bilinmeyen Mauritus piramitlerinin hepsi Pleiades yıldız takımyıldızı ile bağlantılıdır. Aynı durum, taş yapılarda orada burada dikkat çeken Orion, Draco ve Cygnus takımyıldızları için de geçerlidir. Ayrıca farklı yerlerde tapınılan tanrı resimlerinde de benzerlikler görmekteyiz, Horus’un şahin olarak resmedilmesi gibi. Ya da Quetzalcoatl’in tüylü yılan olarak. Ancak bu muhtemelen bir tanrı değil daha çok kundalinisi aktifleşen ya da ruhsal uyanış yaşayan için bir semboldu. Bu Atlantis’te ulaşılan en yüksek ruhsal statü olarak görülürdü.

Durumu daha da karmaşıklaştırmak adına: inşa edenler ortadan kaybolur kaybolmaz, onları tanrı olarak gören yerli insanlar mutlu bir şekilde bu binaları ellerine geçirdi. Bunları kendilerinin yapıp, yeniden inşa ettiler. İşte bu yüzden modern arkeolojistler ilkel alet ve kıl kalıntılarının orjinal insanlardan kaldığını söyler. Bunun günümüze etkisi (en azından bizim dışımızda ) hiçkimsenin anlayamadığı bir işaret ve teoriler karmaşasıdır. Sadece “Antik Uzaylılar” programının herhangi bir bölümünü izlerseniz ne demek istediğimizi anlayacaksınız.

Sirius’lu Firavunlar


Nuh’un tufanından sonra Dünyanın kontrolünü eline geçiren gruplar birbirleri ile her zaman iyi geçinemiyordu. Yıkımın ve hatta nükleer saldırıların kalıntıları Megalitik yerlerde bulunmuştur. Yeraltındaki yapılar, hatta antik yerler arasındaki yeraltı ağı, gökten gelecek saldırılardan korkulduğunu göstermektedir.

Gize piramitleri ile alakalı olaraksa, Atlantis’te hayatta kalıp Mısır’a gelenler öldükten sonra, bu çok fonksiyonlu yapıların etrafında zaman zaman uzaylıların yeni kültürler oluşturduğunu söylemek uygun olur diyebiliriz. Bunların en yenisi ve iyi bilineninin Firavunlar zamanı olduğunu söyleyebiliriz. Onlar piramitlerin etrafını genişletmiş ve duvar resimleri ve heykeller gibi pekçok dekorasyon eklemişlerdir. Hiyerogliflerin çoğunun bu çağdan kaldığını söyleyebiliriz. Bu arada, bu yazıların piramitlerin inşasından hiç bahsetmediğini de vurgulamak gerekir.

Bu zaman periyodunda Mısırda aynı zamanda Dünyalılar ile iyi zaman geçiren bir iki grubun olduğunu söyleyebiliriz. Normal olarak, garip görünüşlü yaratıklar, büyük gemilerle cennetten geldiklerinde yerel halk onları tanrı zannetmiştir. Firavunların heykelleri ve resimleri, ve iskeletlerinden çekilen röntgenler arkaya uzayan kafatası göstermektedir. Bu şekilde kafatasları Dünyanın her tarafında bulunmuştur ve bu kafatasları, Sirius B yıldızı etrafında dönen gezegenlerden bir ya da fazlasında yaşayanların tipik kafataslarına benzer.

Bina içlerinde pekçok hayvansı insanlar bulunmuştur. Modern bilim bunların maske olduğunu düşünmektedir, ancak bunlar o dönemdeki farklı uzaylı varlıklarını da tasvir ediyor olabilir. Belki de köpek benzeri resimler Sirius’tan gelen ziyaretçileri temsil etmektedir. Sirius tüm dünyadaki medeniyetlerce aynı zamanda Köpek Yıldızı olarak adlandırılır. Popüler görüşe göre bu medeniyetlerin birbirleri ile bağlantı halinde olmaları söz konusu değildir. Şahin benzeri şekiller, Horus’a tapan ve Atlantis’in batmasına neden olan Annunaki’nin sembolü olabilir.

İbiz benzeri şekiller de Cygnus Takım yıldızından gelen kuşa benzeyen uzaylıların sembolü olabilir. Modern Mısır-bilimciler bunların tanrılardan Thoth’a benzediğini düşünür. Ancak kuş benzeri yaratıklar tüm Dünyada bulunduğundan, gerçek bundan çok daha farklı olabilir. Mesela Şili’deki Easter Adası, Ermenistan, ABD’de ve Fransa’daki Lascaux Mağaralarında bulunduğu gibi.

Bir aslan, bir kuş ve başlıklı bazı insan kafaları (belki de yukarıya/arkaya uzayan kafataslarından dolayı başlıklılar?) burada, Türkiye’de henüz topraktan çıkarılmamış Nemrut Dağı Piramidinde, güneşin batışını seyrediyor. Yukarıda göklerde, Sirius Yıldızı ve Orion Takım yıldızı belki de onları yapanların evidir ve hala onları izliyordur.

Zaman Yolculuğu


Biz sanat eserlerine baktıkça, bazı varlıkların zamanda seyahat edebilmesi gerçeği, olayları kolaylaştırmaz. Waldemar Julsrud kolleksiyonu ve Dünyanın milyonlarca yıl önce oluşmuş katmanlarında bulunan insan ayak izine benzeyen ‘imkansız şeyleri’ açıklamak kolay olmasa da, aynı zamanda tarihin kesin bir resmini çizmeye çalışmak yararsızdır. Tarihte her dönem, zamanda seyahat edenlerce ziyaret edilmiş ve canları istediğinde değiştirilmiş olabilir. Böyle bir durumda yaşadığımız an da otomatik olarak değişse de; bu hiçbir tarih kitabının uzun süren bir geçerliliği olmadığı anlamına gelir.

Montauk Projesinden ve Andrew Basiago gibi ihbarcılardan biliyoruz ki iluminati onlarca yıldır zamanda nasıl seyahat edilebilindiğini bilmektedir. Bazı Mısır hiyerogliflerinde modern ordu helikopterlerine benzeyen objelerin bulunmasının nedeni sizce bu olabilir mi?

Mısır’daki Abydos Tapınağında, açıkça uçan obje ve helikopter resimleri içeren hiyeroglifler bulunmuştur.

No comments:

Post a Comment