25 September, 2016

Durum Değerlendirmesi-25 Eylül 2016


Kaç zamandır oturup yazmak istiyorum. Öyle bir zamanı yaşıyoruz ki… En dengede olanlarımız bile büyük duygusal iniş çıkışlarda, “roller coaster”da gibi. Tutunun arkadaşlar, birbirimize tutunalım. Nefes alalım ve dengede kalmaya çalışalım. Sevgide kalalım. Yorgunsunuz biliyorum, ben de çok yorgunum. Şöyle bir durun, başınızı kaldırıp ağaçlara ve gökyüzüne bakın, nefes alın ve genişleyip etrafınızdaki herşeye bağlandığınızı hayal edin. Hatta Cameron Day’in önerdiği topraklanmayı uygulayın. Günde birçok kez bunu bulunduğunuz yerde görselleyebilirsiniz. Kalp çakranızın sol tarafından (Bu çakra, kalbinizin olduğu yerde değil, kalp hizasında ama göğüs boşluğunuzun tam ortasında) bir beyaz ışığın bir yay çizerek Dünya Merkezine gittiğini, sonra da Dünya merkezinin sağından bir beyaz ışığın yine yay çizerek kalbinizin sağ tarafından size ulaştığını görselleyin. Bu kadar basit. Bunu her gün pekçok kez yapabilirsiniz. Hatta Dünya merkezine bağlandığınızda, ona teşekkür edin, bu tecrübe için. Ona hikayenizi anlatabilir, sizi rahatsız eden şeyleri anlatabilir, Gaia’dan yardım isteyebilirsiniz, serbest bırakmak ve konuyu çözmek için.

Duygusal bedenlerimiz son gelen kanal mesajlarında bahsedildiği gibi 5. boyut için kalibre oluyor. Her hafta içinize döndüğünüzde ve sizi önceden rahatsız eden konuları aklınıza getirdiğinizde, içinizde eskisi gibi üzüntü ve acı olmadığını, herşeyin yavaş yavaş sevgiye dönüştüğünü göreceksiniz. Unutmayın, etrafımızdaki herkes bu dönemde yükselmeyi seçmedi. Onların bu boyutta bir süre daha kalarak kendilerini hazırlamaları lazım. O yüzden onlara sevgi ve anlayış gösterin. Bunlar en yakınlarımızdakiler olabilir. Ve hatta şu günlerde, işte tam da bu insanlar ile sizlere saldırılıyor olunabilir. Ama bunlar artık son zamanlar, kendimizi panik, korku, endişe, yargı gibi sevgiden olmayan tüm duygulardan uzak tutmalıyız. Yapabiliyorsanız sizde bu duygulara neden olabilecek insanlardan uzaklaşın. Yalnız zaman geçirin. Müzik dinleyin. Size kendinizi iyi hissettiren şeyler yapın.

Bu zamanların beklediğimiz zamanlar olmadığını düşünenlere birkaç örnek vereceğim. Artık ülkeler arasında savaş diye bir kavram kalmadı. Artık terörizm var, sizi nerede vuracağını tahmin bile edemeyeceğiniz bir şiddet mekanizması. Ama artık, internette o terörizmi yaratanların kimler olduğunu anlatanlar da var. Artık sağlık sektöründe ilaç şirketlerinin sahiplerinin virüsleri üreten laboratuvar sahipleri ile aynı olduğunu, merkez bankalarının sahiplerinin kimler olduğunu; NATO, Dünya Sağlık Örgütü, IMF, UNICEF gibi organizasyonların kimlerce kurulduğunu/ ya da kimlere hizmet ettiğini anlatan insanlar var. Artık ana medyanın kimler tarafından yönetildini görebiliyoruz. Artık Zika, Ebola, Kuş gribi, AIDS gibi hastalıkların kasıtlı olarak korku salmak amacıyla ortaya çıkarıldığını anlayabiliyoruz. Artık aşıların içinde başka başka şeyler olduğunu bulan insanlar konuşuyor. Artık kemtraillerin varlığını hükümet yetkililerinden bile duyabiliyoruz. Artık CIA’nın terör organizasyonları yarattığını ve bunlara silah verdiğini net olarak anlatan politikacıları dinleyebiliyoruz. Artık Vatikan’ın çocuk istismarında ne boyutlarda olduğunu anlatan çok haber, çok insan var. Artık itirafçılar var, yüzleri ve kimlikleri ile çıkıp konuşuyorlar. Artık bir matrikste yaşadığımızı bize gösteren, kontrol mekanizmalarını görmemizi sağlayan pekçok kaynak var. Artık artan gamma ışınları, evrende 26000 yıl önce geçtiği bir yere tekrar gelen bir Dünya var. Görebilen gözler, duyabilen kulaklar, hissedebilen kalpler için.

Dün okudum ve paylaşmak istedim, Kraliçe Elizabeth sarayda başka bir şekilde görülmüş. Saray çalışanları haber olarak resmi siteye koymuş, “Kraliçe başka bir şekilde görüldü” diye. Ama birileri kaldırmış sonra haberi. Artan frekanslar ile artık insan formunu korumakta zorlanıyorlar.

Sonra Tony Rodrigues diye yeni bir itirafçı çıkmış. O da Goode gibi 9 yaşında eğitimlere tabi tutulmuş. Anıları geri gelmeye başlamış ona da. Anlatıyor, önce çocukken medyum olarak kullanılmış, sonra seks kölesi yapılmış, sonra Ay’da bir eğitime tabi tutulup Mars’ta ve başka kolonilerde süper asker olarak çalıştırılmış.

Sonra Wikileaks var, açıkladıkları bilgilerle, Clinton’ın yalanlarını kanıtlayan. Yeni bir bilgiye göre Clinton 2012 Aralık ayında İran’da bir uçak kazası geçirmiş ve başından ağır bir şekilde yaralanmış. Sonra geçtiğimiz hafta bağışların nasıl aklandığını ortaya çıkardılar. Bağışları kabul eden organizasyonlar her bağışı ellerinden organizasyona teslimde nasıl komisyon alıp bağışı kuşa çeviriyorlar, al gülüm ver gülüm yapıyorlar. Bir bağış 3-4 kez el deişitirilip her değiştirmede yüzbinlerce dolar komisyon alınıyor. Sonra bu paralar Clinton’a akıyor…

Sonra Snowden var…

Şimdi hepimiz çok yorgunuz. Her taşın altında gizli gizli planlar, oyunlar… Ama yine en yakınlarımız var uyanmamakta ısrarcı ve bizi “delilikle” suçlayan. Hepimizin hayatlarında ne dramalar var. Biri bitiyor biri başlıyor.

Niye mi? Çünkü yolun sonundalar. Çünkü artık ellerindeki tüm kozları aynı anda kullanıp son bir hamle ile bizim kontrolümüzü ellerinden bırakmamaya çalışıyorlar. Umutsuzca saldırıyorlar. En yakınlarımızın, programlarını bozamamışların eterik bedenlerine gönderdikleri işçileri ile onlar yoluyla bize saldırıyorlar. Hatta bizlerin zihinlerine negatif resimler veriyorlar. Belki çalışır diye.

Peki o zaman ne yapıyoruz? Derin nefes alıyoruz. Bitiyor diyoruz içimizden ve sevgi ile karşılık veriyoruz. Susmak bilmeden ağlayan çocuğumuza sarılıyoruz. Bize bağıran eşimize “Seni seviyorum” diyoruz. Sıkılan hasta ana babamıza, hadi seni dışarıda biraz gezdireyim hava al diyoruz. Onların hoşuna gidebilecek bir sürpriz yapıyoruz. Çalışmıyorsa, yalnız kalmaya çalışıp enerjimizi topluyoruz. Nefes alıyoruz. Bol su içiyoruz. Gözleri olan hiçbir varlığı yememeye çalışıyoruz. Topraklanıyoruz. Yükselip Dünyaya uzaktan bakıyoruz.

Sevgiyle kalalım!

Kaynak: http://www.ascensionhelp.com/blog/2014/06/24/ungrounded-energy-a-widespread-issue/

No comments:

Post a Comment