07 May, 2016

Kollektif Bilinç (Müşterek Vicdan)



Bu yazı, www.thegreaterpicture.com web sitesinden izin alınarak tercüme edilmiştir,
Kendilerine teşekkür ederiz.

Herkesin kendi bilinci yanında bir de kollektif bilinç vardır. Bu gezegeni saran, toplanan bilginin ulaşılabilir olduğu, görünmez bir alan gibi kabul edilebilir.

Hayvanların kollektif bilince insanlardan çok daha güçlü bir bağları vardır, ve bu da daha önce bilinçli bir şekilde öğrenmedikleri şeyleri nasıl içgüdüsel olarak yaptıklarını açıklar. Birçok durumda onların tam olarak ne yaptıklarını anlayabilecek beyin kapasiteleri yoktur. Havalandırma sistemleri bile bulunan inanılmaz yeraltı kaleleri inşa edebilen bir karınca kolonisinde olduğu gibi...Çünkü daha önce bunu yapan tüm karıncaların tecrübelerini kollektif bilinçten alabilirler ve böylece güzel bir kale inşa etmek için neyi yapıp neyi yapmamaları gerektiğini tam olarak bilirler.

“Yüzüncü Maymun Deneyi” Ken Keyes Jr. tarafından kaleme alınmış gerçek bir deneyin öyküsü. Ken Keyes Jr. kitabında bu deneyden bahsediyor. Bu deney pasifik okyanusunda yer alan Japonyanın Koshima adasında Macaca Fuscata türü maymunlar üzerinde otuz yılı aşkın süre boyunca bilim insanları tarafından gözlemi kapsıyor.

Maymunlar bilindiği üzere yeme alışkanlıları ve davranışları ile neredeyse insan türüne en yakın olan hayvan türü. Özellikle deneyde, deneklerin maymun olması ise daha ilginç sonuçları ortaya çıkarıyor. Yüzüncü Maymun deneyi, bilim insanlarının 1952 yılında adadaki maymunların beslenmesi için kumların içerisine patates bırakılması eylemiyle başlıyor. Patatesin tatlı tadı Macaca Fuscata maymunlarının hoşuna gitmesine karşın patatesin kumlu olması hoşlarına gitmiyor. Fakat patatesin tadını çok beğenmiş olmalılar ki patatesi kumlu şekilde yemeğe devam ediyorlar.

Bir gün, henüz on sekiz aylık olan İmo isimli dişi maymun kumlu olan patatesleri en yakın su birikintisinde yıkıyor ve o şekilde yiyor. Daha sonra İmo’nun yapmış olduğu bu davranışı annesi öğreniyor ve o da aynı şekilde patatesi yıkayarak yemeğe başlıyor. Bu davranış önce aile bireylerine yayılıyor. Daha sonra bunu gören diğer maymunlar da (1952-1958) patatesleri yıkayarak yemeyi öğrenmeye başlıyorlar. Burada ilginç olan durum ise bazı maymunların bu yeniliğe karşın halen kumlu patates yemeğe devam etmeleri oluyor. Fakat 1958′in sonbaharında ilginç bir şey oluyor ve Koshima maymunlarından yüz tanesinden doksan dokuz tanesi artık patatesi yıkayarak yemeği öğreniyor.


Yüzüncü maymunun patatesi yıkayarak yemeğe başlamasından sonra ise ilginç şeyler ortaya çıkmaya başlıyor. Aynı günün akşamında adadaki tüm maymunlar patatesi yıkayarak yemeğe başlıyorlar. Burada “Yüzüncü Maymun”un patatesi yıkayarak yemeye başlaması kritik eşik noktasını oluşturuyor. Yani öğrenme, bilinme gibi davranışlar belirli bir sınırı aştıktan sonra yeni bir bilinç süreciyle ortaya çıkıyor ve yayılıyor. Bu davranıştan sonra ise asıl ilginç olan sonuç ortaya çıkıyor. Adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonileri de aynı anda patateslerini yıkayarak yemeğe başlıyorlar.

“Yüzüncü Maymun Fenomeni” Duke Üniversitesi‘nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Her deneyde ise aynı sonuçla karşılaşılıyor.


Morfogenetik Yapı Nedir?


Biyokimya profesörü Rupert Sheldrake hayatını “Morfogenetik Yapı” üzerine araştırmalara adamış bir bilim insanı. Morfogenetik yapı ise organizmalardaki karakteristik özelliklerin oluşumu anlamına geliyor. Sheldrake çalışmasını otuz yıllık bir araştırma olan “Yüzüncü Maymun Deneyi”ne dayandırıyor. Yani adadaki 100 maymunun patatesi yıkayarak yemeğe başlamasının ardında diğer adalardaki maymunlarda patatesleri yıkayarak yemeğe başlıyorlar. Burada sayı bir sınırı aştığında diğer adalardaki maymunların da bu şekilde davranış sergilemelerinden dolayı morfogenetik yapının varlığı nedeniyle maymunların aralarında iletişim kurdukları ileri sürülüyor. İşte bu duruma ise “Kritik Kütle” deniyor.

Artık tek bir kişinin adımını attığı değişimin, zaman içinde diğer kişilere de sıçramasıyla birlikte ulaşılan “Kritik Kütle” düzeyi tüm insanlığı etkileyen bir sıçrayış etkisi yaratabiliyor.


Japon makak ailesi elma yerken

Kendi bilincimizle biz insanlar da kollektif bilinç ile bağlantı halindeyiz. Bizim bilgimiz de bu alanın bir parçası olduğu gibi, düşünce ve niyetlerimiz de bu alana ilişkilendirilmiştir. Bu bizim, insan türü olarak Dünyamızın durumunu belirler. Bir kişinin yeni bir fikri olduğu anda, o fikir kollektif bilincin bir parçası olur ve başkalarının da aynı fikre sahip olması kolaylaşır.

Kısıtlayan İstisnalar


Bizim durumumuzdaki istisna ise, bazı konuların bizim kollektif bilincimizde olmasını ve bunların toplumumuzun bir parçası olmasını kesinlikle istemeyen yöneticiler tarafından yönetiliyor olmamız.

Mesela bedava enerji alanında, geçen yüzyılın başından beri Nikola Tesla gibi mucitler, tüm Dünyaya sonsuza kadar bedava enerji sağlayabilecek çığır açan buluşlar yapıyordu. Bu bilgi her zaman olduğu gibi bizim kollektif bilincimize katılıyordu. Fakat petrol endüstrisinden büyük para yapan kurumlar bunu istemediği için, toplumumuzda bu bilgi görünür olamıyor. Tesla’nın kendisinin kendi laboratuarından kovulup daha sonra öldürülmüş olması gibi, aynı şey o zamandan beri benzer buluşlarla öne çıkan tüm diğer mucitlere de oldu. Birer birer rüşvet verildi, tehdit edildiler, ya da gizli servisler tarafından öldürüldüler.

Örneğin, bedava enerjinin en basit kurallarıyla işleyen manyetik motor yüzyıllardır kollektif bilincimizde bulunmaktadır. İşte bu yüzden, fizik projelerinde onu yapan ve doğal olarak öğretmenlerinden A alan öğrenciler tarafından bile tekrar ve tekrar bulunmaktadır. Çünkü illuminati tomurcuklanan bu çabaları engellediği için, insanların çoğu bedava enerjinin bir kandırmaca olduğunu düşünmektedir. Ve aynı şey bu sitede yazdığımız birçok konu için de geçerlidir.

DNA


DNA’nın kollektif bilinç üzerinde direk etkisi vardır ve bahsedildiği gibi kollektif bilincimiz gerçekliğimizi yaratır. DNA’mız düşünce ve duygularımıza karşılık verir, yani Dünyayı etkilemek için DNA’mızı kulanabiliriz. Bunu tek bir kişi denediğinde etki umduğumuzdan daha yüksek olsa da henüz o kadar büyük değildir. Geçmişteki denemeler bunu göstermiştir. Fakat geniş gruplar aynı anda belli bir etkiye yoğunlaşırsa, sonuç çok daha dikkat çekicidir, ve hatta şehirlerdeki insanların ya da ordulardaki askerlerin davranışları etkilenebilir.


Biz farketmesek de, DNA’miz sürekli etrafımızdaki herşeyle ve kollektif bilinç ile bağlantı halindedir

Tüm Dünya aynı anda belli bir sonuca odaklansaydı, örneğin barış ya da bedava enerji için, sonuç kendini hemen gösterirdi. Dünya kelimenin tam anlamıyla “anında” değişirdi, illuminati bu konuda hiçbirşey yapamazdı. DNA’nın gerçeklik üzerindeki etkisi işte bu kadar güçlüdür. Toplumun en geniş kısmının bu konuda bir fikri olmadığı için ve medya yoluyla elit tarafından sürekli korku halinde tutuldukları için, bu realite ne yazıkki hala gerçeğimiz değil.

Fakat uyanan insanlık nedeniyle bu durum hızla değişmekte ve elit artık istedikleri gibi Dünyayı manipüle edememektedir. Yeni Dünya Düzeni için planlarını çok uzun bir zaman önce dondurmak zorunda kalmışlardır. Şu an olması gereken tek şey, insanlığın özgürleşeceği son kırılma noktasına ulaşmaktır ki yükselmeye bilinçli hazırlık başlasın.

Çekim Yasası


Realitenin kendini bilincimize ayarladığı prensibe “çekim yasası’ denir. Bu yasanın tanımı basittir:

Var olan herşeyin belli bir frekansı (titreşimi) vardır. Frekans manyetik olarak çalışır. Yani yarattığımız herşey, aynısından daha fazlasını çeker.

Realitede, bu, enerjinizi koyduğunuz düşünce ve duygular gibi şeyler olarak, hayatınızdaki değişen durumlar ve buna uygun insanların hayatınıza girmesi gibi şekillerde kendisini gösterir. Yani büyük ölçüde kendi kaderinizi belirlemektesiniz. Eğer bilinçli bir şekilde duygu ve düşüncelerinizi değiştirirseniz, bu tek başına hayatınızın geri kalanını da değiştirir.

Gelişmiş medeniyetler için evrensel yasayı uygulamak çok kolaydır. Ancak Dünyada çok fazla insan bu yasayı bilmediğinden kendi yararına bunu kullanamaz. Bu kolay bir yasa değildir. Çünkü bu, bizim için gizemli şekillerde çalışan bir kuantum yasasıdır. Hayatın en yüksek seviyedeki zekasını kullanır. O yüzden direkt etkisini gösteren “kolay” bir yasa değildir. Bazen istenen sonuç çok sonra gerçekleşir, ve bazen hiç gerçekleşmez.

Bunun nedeni, “Sır” gibi kitapların iddia ettiği gibi hayatın sadece bir bu evrensel yasadan oluşmayıp gerçekte birbirini tamamlayan sayısız yasa ve güçlerin karışımı olmasıdır. Karma ya da ruh kontratınız mesela istenen sonucun oluşmasını engelleyen faktör olabilir. İstediğiniz kadar bir milyoner olmayı hayal edebilirsiniz, eğer ruh kontratınızda para ya da sevgide “yokluk”u tecrübe etmeyi seçtiyseniz, bu hiçbir zaman sizin gerçeğiniz olmayacaktır. Çabalarınızın enerjisi size bir noktaya kadar yardım edecektir, çünkü enerji hiçbir zaman kaybolmaz, ancak koruyucu meleğiniz ruh kontratınızın uygulanmasından her zaman emin olacaktır. Bu yüzden Çekim Yasası yoluyla gerçekleyebileceğiniz büyük paranın size ulaşmasını durduracaktır.

Bu hayatınız boyunca çok fazla bıkkınlık yaşamanıza neden olabilir. Çünkü siz başaramazken, televizyonda Çekim Yasasını kullanarak ne kadar para kazandığından bahseden mutlu insanları görüyorsunuz. Fakat bir kere tekrar sahne arkasına geldiğinizde, muhtemelen “yokluk”un size getirdiği bilginin anlamından dolayı şükran duyacaksınız.



Uygulamadaki Problemler


Birçok insan için hayal edilen şeyin o kadar iyi gerçekleşmemesininin bir başka nedeni ise, istediğiniz şeyin, sadece bilinçaltında istenen şeyle ilgili olarak hiçbir şüphe olmadığı zaman kesin olarak gerçekleşeceğidir. Birçok insan hayal edebilir, fakat bilinçaltında bunun henüz gerçek olmadığını iyi bilmektedirler. Ve bu yüzden bu durum tam potensiyeliyle çalışamaz. Kendinizi bilinçaltında istenen sonucun çoktan gerçeğiniz olduğuna inandırmanın en iyi yolu, hayatınızda sürekli bunun böyle olduğunu hatırlatacak değişiklikler yapmanızdır.

Bu iyi bir eş bulma konusunda iyi çalışabilir. Mesela evde herşeyi iki kişilik hazırlayabilir, sürekli hayalinizdeki eşi düşünebilir, planlar yapabilirsiniz. Fakat bir milyoner olabilmek için bu teknik çok daha zordur. Gerçekte paranız sürekli azken, o kadar çok paranız varmış gibi hayatınızı düzenleyemezsiniz. İyi hissederken pahalı şeyler, süslü püslü giyecekler ısmarlayabilirsiniz, ancak bilinçaltında her zaman bunun çok taşkın bir yaşam biçimi olduğu sonucu ile karşı karşıya kalma korkunuz olur. Ve bu korku bütün etkiyi geri döndürecektir.

Sadece en derin arzuları zengin ve başarılı olmak olan, hayatlarını buna göre düzenleyen ve ruh kontratları buna izin veren insanlar bunu başaracaktır. Ve tabi ki bu insanlar, televizyona çıkıp, “Sır” gibi kitaplara geçen insanlardır. Çünkü her zaman en çok dikkati başarı hikayeleri çeker.

Sihir


Gelişmiş medeniyetlerdeki gibi daha yüksek bilinci olan insanlarda kollektif bilinç ve Çekim Yasası ile çalışmak çok normal birşeydir. Onlar bilinçaltında da şüphe evresini aştıklarından bu yasayı tam anlamıyla işletebilirler. İşte bu yüzden bazen bize onlar sihir yapıyormuş gibi gelir.

Shirley Maclaine “Tehlikede” isimli kitabında Peru’ya olan bir seyahati esnasında Rama isminde garip bir kadın ile tanışan iş adamı Charles Silva ile olan konuşmalarından bahseder. Bu kadının daha sonra İsviçreli Billy Meier’in kontak kurduğu Dünya Dışı varlığın da geldiği, Pleiades yıldız sisteminden olduğu ortaya çıktı. Açık olarak Silva, Rama ona herkesin tamamen telepatik olduğu ve yoktan varlığı yaratabildiği bir dünyadan geldiğini söylediğinde hemen inanmadı. Bunun üzerine kadın ondan çocukluğundaki en sevdiği oyuncak ayıyı düşünmesini istedi. O düşünür düşünmez bir anda oyuncak ayı kadının ellerinde belirdi.

Kopyalayıcı


Kollektif bilinç ile bağlantı kurarak maddeyi irade ile cisimleştirme tekniği yüksek medeniyetlerce “kopyalayıcı” isimli bir cihazda oluşturulmuştur. Bu cihaz aynı zamanda Star Trek’te de görülmüş ve birçok başka kavramlarla beraber, gelmekte olan zamana bizi alıştırmak için televizyon dizi ve filmlerine yerleştirilmiştir ve gerçeğe dayanmaktadır.

Kopyalayıcı aleti çalıştıran kişinin düşüncelerine odaklanır ve bu şekilde yoktan varlığı cisimleştirir. Yani ekmek düşündüğünüzde ekmek oluşturur vb. Birçok kanal yapana göre bu teknik yükselme sürecine doğru, Galaktik Federasyon kendisini bize resmen tanıtır tanıtmaz, Dünyaya tanıtılacaktır. Bununla beraber, Dünyadaki açlık ve yoksulluk geçmişe gömülecektir.

"İfşaattan ve buna bağlı yayınlardan sonra, hükümetlerinizin bizim çeşitli teknolojilerimizi öne çıkartmalarını hızlandıracağız. Bu projenin başlayışından bir ay sonrasına kadar herkese bir kopyalayıcı makine dağıtımını ve eğitimini sağlayacağız. Eğitim devresi bu aletlerin çalışmasını anlatan özel videolardan ibaret olacak.Teknik personelimiz hepinizin bir kopyalayıcı çalıştırmada ustalaştığını söyleyene kadar televizyonlarınızda başka bir program gösterilmeyecek." - Siriuslular, Sheldan Nidle tarafından kanallama aktarımı 13 Eylül 2011


No comments:

Post a Comment