26 May, 2016

Dünyadışı Yaşam (Uzaylılar)



Bu yazı, www.thegreaterpicture.com web sitesinden izin alınarak tercüme edilmiştir,
Kendilerine teşekkür ederiz.

Evren yaşam doludur. Hayatın sonu yoktur, sadece bu evrende değil, fakat tüm diğer evrenlerde de. Bunlar birlikte kainatı oluşturur. Hayal edebileceğiniz herşey kainatta bir yerlerde mevcuttur. Dinozorların hala yaşadığı gezegenlerden, çok gelişmiş olup artık bir bedene ya da gezegene ihtiyaç duymayan ve grup bilinci olarak uzayda dolaşan insan medeniyetlerine.

Bunun kanıtının nerede olduğunu merak ediyorsunuz. Ana medya dışında her yerde. Eğer arkadaşlarınıza ya da tanıdıklarınıza soracak olursanız, büyük ihtimalle “birşeyler” görmüş kişiler olacaklardır. İnternette araştırdığınızda, sayısız video ve fotoğraf bulmakla kalmayacaksınız, ayrıca UFO gören insanların, Dünya dışı varlıklarla telepatik bağlantı kuranların, onlarla fiziksel kontak kuranların, onlar tarafından kaçırılanların, geçmiş bir yaşamında başka bir gezegende yaşamışların ifadelerini bulacaksınız.

“Bunların hepsi sahte” diyecektir bazı insanlar. Ama bu insanlar çok nadir bunları araştırmış olacaktır. Çünkü bazı videoları izleme zahmetine katlananlar ve bu konudaki web sayfalarını ziyaret edenler, muhtemelen 8 haberlerinin sizi inandırmaya çalıştığından daha fazla şeyin varlığından şüphe duymaya başlayacaktır.


Ve etkileyici olansa, ne kadar materyal okur ve seyrederseniz, büyük resim o kadar tamamlanır. İsviçreli bir çiftçinin söylediği birşeylerin Amerikalı bir işadamının tecrübe ettikleriyle birebir olduğunu görürsünüz. Avustralyalı kanallama yapan, Meksikalı bir işçi tarafından onaylanan ışık gemilerinin resmini çeken bir oyuncu onlarla telepatik bağlantıda olduğunu söyler. Ve böyle yüzlerce başkası da vardır, birbirleriyle hiç karşılaşmayan, birbirinden tamamen farklı geçmişi olan, başka yerlerde yaşayan. Yapbozun parçaları birbirini mükemmel bir şekilde tamamlar.

Sinsi olduğundan şüphe duyabileceğiniz bu insanlar 15 dakikalık şöhret peşinde olabilir mi, bunun için bütün bu hikayeyi uyduruyor olabilir mi? Genellikle değil (Bize göre, bu tipler ana medyada büyük ihtimalle görünür). Bunlar neredeyse her zaman daha önce kamera önünde hiç olmamış ve bundan birşey beklemeksizin gerçekten hikayesini paylaşmak isteyen, sizin bizim gibi normal insanlardır. Sıklıkla şaşkınlık içindeki insanlardır, bazen bu olayın sonucunda tüm hayatları alt üst olacak kadar şaşkındırlar. Çünkü yaşadıkları toplumlar onların hikayelerine çok sempatik karşılık vermezler.



Tek kollu İsviçreli bir çiftçi olan Eduard “Billy” Meier’in hikayesi, modern tarihimizin en iyi belgelenmiş UFO kanıtıdır.

Kendisi sayısız fotoğraf ve video çekmiş, ses kaydı yapmış ve Dünya dışı varlıklarla olan pekçok görüşmesinin başka kanıtını sunmuştur. Yukarıdaki Pleaiadesli ışık gemisi fotoğrafı bunlardan biridir.

“Kontak Notları” diye bilinen, kendi tecrübelerini ve Pleaideslilerin ona verdiği bilgileri içeren yüzlerce sayfa yazmıştır.

Uzaylılar varsa neden onları göremiyorum?


Bunun çeşitli nedenleri vardır. En önemli nedeni Karışmama Yasasıdır. Bu yasa daha az gelişmiş halkın yaşadığı başka gezegeni ziyaret eden yüksek medeniyetlerin onlara mümkün olduğunca az müdahale etmesini içeren evrensel bir kuraldır. Bu onların bizi ziyaret etmediği anlamına gelmez. Çünkü ziyaret ediyorlar. Dünya özellikle şu zamanda son derece ilginç bir gezegendir. Ve tek tük kişilerle direkt ya da telepatik olarak kontak kurmaktadırlar. Fakat tüm nüfus ile açık kontakt henüz olmadı. İşte bu yüzden UFO görmelerin büyük bir bölümü daha çok uzaktan olur. Yakın bölgelerdeki UFO’lar genellikle Dünya Dışı ziyaretçilere ait olmayıp, Dünyada yapılmış ya da bir bilgisayar ürünüdür (CGI).

Barışçıl uzay gezginleri hemen her zaman Karışmama Kanununa uyarlar. Fakat aynı zamanda daha az arkadaş canlısı ziyaretçiler vardır ve bu yasa onların umurunda değildir. Bugünlerde, bu negatif varlıklar Dünyayı ziyaret edememektedir çünkü yüksek medeniyetler Dünyadaki son zamanların planlandığı gibi gitmesini sağlamaktadırlar. Ancak geçmişte bu gruplar özgürce ziyaret etmekteydiler. Ve karanlık eylemlerini gizlilik içinde sürdürebilmek için, ziyaret edebildikleri dönemlerde büyük insan gruplarınca görülmemeyi tercih ediyorlardı. Çünkü insanlar pekçok hastalığın, öldürülmelerin, savaşın, sefaletin, kaybolmuş çocukların, felaketlerin ve başka sıkıntıların sorumlusunun onlar olduğunu bilselerdi, büyük ihtimalle onları takdir etmeyeceklerdi.

Ziyaretçilerimizi göremememizin bir üçüncü nedeni ise, uzay gemilerini görünmez yapmanın ya da değişik kişisel bir şekil almanın onlar için çok kolay olmasıdır. Reptile varlıklar bunu içlerinde taşıdıkları insan ve kendi DNA paketleri arasında değişerek yaparlar, fakat spiritüel olarak çok gelişmiş medeniyetler enerji üzerinde çok kontrol sahibidirler ve görünüşlerini tek bir düşünce ile değiştirebilirler. Çoğu zaman aramızda yaşayan pekçok insanın bu gezegenden olmadığı doğrulanmıştır. Birçok Dünya dışı ziyaretçi de yüksek boyutlardan bizim boyutumuza gelmiştir. Bizi görebilirler (ve örneğin, duvarların içinden kolayca geçebilirler), ancak biz onları göremeyiz.

Bu ifadelerden hangi kanı oluşuyor?


Varoluşun sonsuz oluşu ve varoluşta sonsuz varyasyon olduğu kanısı oluşur. Ne kadar büyük ya da küçük, hangi renkte, gelişmişlikte ya da karakterde olduğu fartketmeksizin, herşey kainatta bir yerlerde bulunmaktadır. Dünyada bizim de yaşadığımız düşük boyutlarda çevreye bakıldığında, zeki hayat formları kabaca birkaç parçaya bölünür, bunlar:



1. İnsan tipi
2. Greyler (Gri varlıklar)
3. Reptile (Sürüngene benzeyen) varlıklar
4. Insectoid (Böcek tipi) Varlıklar
5. Feline (Kedi Benzeri) Irk
6. Amfibi (Suda ve karada yaşayabilen)
7. Kuşsu Varliklar
(Ne yazık ki bu varlıklar resimlerinin çekilmesinden hoşlanmazlar, o yüzden ifadelere göre çizilmiş resimlerden faydalanmak zorundayız)









Bunlara ek olarak birçok melez de vardır ve söylenen o ki, belli bir ruhsallık seviyesini geçenler için ‘görünüş’ göreceli bir kavram haline gelir. Çoğu tür iyidir, ancak bir kısmı biz insanlara negatif ya da kayıtsızca davranır.

Tarih boyunca bu ırkların hepsi Dünyada izlerini bırakmıştır. İşte o yüzden burada onlar gibi görünen birçok çeşit hayvan vardır. Evrende uzay yolculukları yapan uluslar için az gelişmiş gezegenlere “tohumlarını” bırakmanın bir gelenek olduğu söylenir. Gezegeni ziyaret ederler, devasa uzay gemilerinde beraberlerinde getirdikleri bitki ve hayvanı oraya eklerler, orada bulunan hayat formları ile karıştırırlar, ve giderler. Sonra herşeyi doğal gelişimine bırakırlar, binlerce yıl sonra geri geldiklerinde herşeyin nasıl geliştiğine bakarlar.

Işık ve Karanlık Arasındaki Savaş


Gezegenimizin en negatif sonuçları tecrübe etmesinin sebebi, Sirius B yıldız sisteminden gelen (Uzun kafatası olan) insan tipindeki, Drako yıldız sisteminden gelen reptile varlıklar, Annunaki, Orion sistemindan olan insan tipinde/reptile melez ziyaretçilerdir. İşte bu yüzden birçok piramitte ve başka tarihi yerlerde bu yıldız sistemlerini işaret eden bulgular vardır.

Belli bir seviyeye kadar bu negatif varlıklar birlikte çalışırlar ve yüzlerce gezegen ve medeniyet fethetmişlerdir. Güçlü bir imparatorluk kurmuşlardır. Uzayda birleşmiş milletler gibi beraber çalışan, Galaktik Işık Federasyonu denilen pozitif ırklarla yüzbinlerce yıldır savaşa girmişlerdir.

Karanlık imparatorluk Galaktik Federasyonun teknolojik gelişiminin onlarınkinden çok daha hızlı geliştiğini ve savaşın hiçbir zaman kazanılamayacağını anladığında, silah bıraktılar ve pekçok negatif ırk Işık’a geçti. Bunun diğer bir sebebi ise yaklaşmakta olan Yükselmenin onları buna yöneltmesiydi. Çünkü çok düşük titreşimdeki varlıklar yükselemezler. Evren boyunca gezegenimizde de dahil olmak üzere, sadece birkaç isyan halinde grup kalmıştır.

İnsan Tipindeki Varlıklar


İnsan tipindeki varlıklar sayısız renk ve büyüklüktedir. Pleiadesliler Billy Meier’a evrenimizde üzerinde insan yaşayan 8 milyar gezegen olduğunu söylemiştir. İkiyüzden fazla renkte 40.000’den fazla alt cins vardır. İnsan cinsi başka evrenlerde de vardır ve Pleiadeslilerin tahminine göre 10 üzeri 49 (yani 10,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000) evren vardır ve tüm cinsleri kataloglamanın imkansız olduğunu anlayabilirsiniz.

Bizim Dünyadaki cinsimiz, homo sapienler, doğal bir gelişim yapamamışladır. Bizler, 200000 yıl önce Dünya dışı varlıkların Dünyanın ilkel yaşayanları üzerinde gerçekleştirdiği genetik müdahalelerin sonucuyuz. Tarih boyunca çok çeşitli Dünya dışı varlıkların direkt genetik müdahalelerine tabi olduğumuzdan, şimdi 20’den fazla Dünya dışı varlık cinsinin DNA’sına sahibiz. Sadece Dünya dışı insan tipinde değil, “gri uzaylıların”, reptile varlıkların, kedi tipinde varlıkların ve başka cinslerin de. Eğer istersek bu cinslerin herhangi biriyle çoğalmayı seçebiliriz. Kontak kurulan Alex Collier’e göre DNA’mız, “asil” olarak görülmektedir. Ortak özelliğimiz en az varlıklar ise böcek tipindeki varlıklardır.

Benzersiz bir DNA’ya sahip olmamızın dışında, bu genetik müdahaleler bize yarar sağlamaktan çok zarar vermiştir. Çünkü diğer etkilerin yanı sıra; kısa yaşam süresi, hastalıklara yakalanmada dayanıksızlık, uysallık, ruhsallık gelişiminde yavaş olma ve limitli bilinç durumları bunun sonuçlarındandır.

Dünyada bildiğimiz dört en büyük insan ırkı beyaz, zenci, oryantal ve latindir ve bunların hepsi Dünya dışı ziyaretçilerin dışarıdan izlerini bize bırakmalarının sonucudur. Latin ırk en eski cinstir ve Alex Colier’re göre oryantal ırkın oluşmasından kimin sorumlu olduğu gerçekten bilinmemektedir.


Dünyaya en yakın insan tipi varlıkları uzakta aramamıza gerek yoktur. Çünkü onlar Venüslülerdir. Bütün gezegenlerin olduğu gibi Venüs’ün de içi boşluktur. Orada kendisini 5. boyuta yükseltmiş bir insan medeniyeti yaşamaktadır. Venüslüler de bizimle aynı kökenden gelir (Vega yıldız takımı) ve bu yüzden kendilerini bize yakın hisseder. Dünyayı ziyaret edebilmek için titreşimlerini düşürmeleri gerekir, ve o zaman neredeyse tam bize benzerler. Solda: Howard Menger’in Venüslü bir arkadaşı, adı bilinmiyor.

Sağda: Valiant Thor, 1950’lerin sonunda, Dünya’da barışın sağlanmasına dair bir planı görüşmek için Pentagon’da 3 yıl kalan ve başarısız olan Venüs’lu temsilci. Thor’un solunda kendisinin iki Venüslü arkadaşı.


Venüs’teki hayat hakkında daha fazla bilmek isteyenler Omnec Onec’in röportajları ile ilgileneceklerdir. Karma nedeniyle, çocukken, insanların ruhsal gelişiminde yardımcı olmak için Dünyaya gelmiştir. Bu konuda iki kitap yazmıştır ve halen hayattadır.













Şu anda Dünyamız “Yükselme” denilen bir süreç yaşamaktadır. Bu, tüm evrende olduğu gibi, Dünyamızın daha üst bir boyuta geçmekte olduğu anlamına gelir. Bunu yapabilmek için birçok gelişmiş Dünya dışı varlıklardan yardım almaktadır. Bu varlıklar da Dünya insanlığına kendi ruhsal gelişmişlikleriyle yardım etmektedir. Amaç titreşimimizi 5. Boyuta çıkabilecek kadar yükseltmektir.

Dünya dışı medeniyetler Konfederasyon içinde birleşmişlerdir. Bu insanlar ruhsal olarak bizden çok daha fazla gelişmiştir, bu da telepatik olarak iletişim kurabildikleri ve düşünce güçleri ile yaratabildikleri anlamına gelir. Ayrıca teknolojik olarak bizden çok daha ileridirler. Bilim adamlarımızın bir milyon yılda bile yapamayacağı şeyleri yapabilirler: cisimleştirme (veya ortadan kaldırma), boyutlararası seyahat (uzay ve zamanda seyahati kolaylaştırır), yerçekimi karşıtı şeyler, yaşayan robot ve ışık gemileri, enerjinin tam kontrolü (mesela havadan yiyecek ya da güç yaratma gibi).





Meksikalı işçi Carlos Diaz tarafından filme alınmış ve fotoğrafı çekilmiş ışık gemileri (solda), 2007 yılında Hollanda köyü Hoogkerk’te görülmüş ve yerel gazetenin hakkında yazdığı ışık gemilerinin tam olarak aynısı görünümündedir. (sağda)


Kaçırılmalar


Yaklaşmakta olan yükselmenin bazı varlıklar için çok da hoşnut etmeyen etkileri vardır. Özellikle 1960’lı yılllardan başlayıp 1980’li yıllara kadar geçen zamanda uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden pekçok insan olmuştur. Kontol edilen medya bu hikayeleri zihinsel bozuklular olarak göstermeye çalışmıştır ancak çok fazla tecrübe rapor edilmiş olması nedeniyle pekçok bilim adamının bu konuda ciddi araştırma yapmasına engel olunamamıştır (Pulitzer ödüllü Harvard Profesörü John Mack gibi. Kendisinin Türkçeye cevirilmis kitapları da vardır.) . Özellikle pekçok çocuğun gece odasına küçük yaratıkların girdiğini ve onları uzay gemilerine götürerek üzerlerinde deneyler yaptığını söylemesi insanların dikkatini çekmiştir.

Birçok yetişkinse, kaçırıldıklarını ve çoğalmaya yönelik eylemlere tabi olduklarını hatırlamıştır. Bu onlar bir çeşit uyku durumunda tutulurken yapılmıştır. Kadınlar hamile bırakılmış ve birkaç ay sonra hamilelikler sonlandırılmıştır, yumurta hücreleri ve spermleri alınmış, ve bu gemilerde insanlar, içinde büyüyen fetüslerin bulunduğu büyük test tüplerinin olduğu garip laboratuvarlar görmüştür.

Kanallama yapılan mesajlardan ve kontak kurulan insanlar ile karanlık operasyonlarda çalışanlar tarafından yapılan açıklamarda ortaya çıkan genel görüş bu kaçırmaların gri varlıklarca yapıldığıdır. Bunlar sıklıkla filmlerde ve medyada, ince vücutları, badem şeklinde siyah gözleri ve büyük kafalarıyla karakterize edilen Dünya dışı varlıklardır. Zeta Reticuli yıldız sistemine dayanan bu medeniyet binlerce yıl önce normal çoğalmayı bırakmış ve klonlamaya geçmiştir.

Klonlamanın bir dezavantajı yapay olarak geliştirilen varlıkların ruhu olmamasıdır. Evrensel yükselme haberleri bu varlıklara ulaşır ulaşmaz bu varlıklar paniğe kapılmıştır. Çünkü ruhu olmayan varlıkların, kişinin ruhunun titreşiminin yükselmeden sonra hangi boyutta devam edileceğini belirlediğini bildiklerinden kendilerinin yükselemeyeceğini anlamaktadırlar. O yüzden ırklarının neredeyse bütününün soyunun tükeneceğinin farkındadırlar.

Yükselmeden sonra kültürlerini devam ettirebilecek yarı Zeta ve yarı başka cinsten yeni bir ırk yaratmaya karar vermişlerdir. Bunun için güçlü DNA’sı olan, az gelişmiş (ve korumasız) varlıklar aramışlar ve kısa sürede Dünya’da yaşayanları bunun için seçmişlerdir. Gezegenimizin yöneticileri ile gizli bir anlaşma yapılmış ve gri varlıkların yüksek teknolojilerinin karşılığında onlara insanlık üzerinde genetik deneyler yapılması için izin verilmiştir.

İnsanlar ve hayvanlar üzerindeki bu deneyler onlarca yıl devam etmiştir. Görünüyor ki insan ruhların enkarne olmak istediği bir ya da daha fazla melez cins sonunda yaratıldı ki, kaçırmalar neredeyse tamamen sona ermiştir.


No comments:

Post a Comment