26 December, 2015

Yaratıcı (Baş Yaratıcı, Kaynak)




Bu yazı, www.thegreaterpicture.com web sitesinden izin alınarak tercüme edilmiştir,
Kendilerine teşekkür ederiz.

Sokaklarda etrafınıza baktığınızda öyle düşünmüyor olabilirsiniz ama, her insanın ruhu gelişimi boyunca yüzlerce bazen binlerce hayat yaşar ve daha birçoğunu da yaşayacaktır. Her hayatta birşeyler öğrenilir ve bu onları bir adım daha ileriye götürür. Karma yaratırlar ve sonra bunları kendileri çözerler. Tecrübe ederler ve öğrenirler. Bazı ruhlar bunu diğerlerinden daha hızlı yapar ama hepsi de ilerler. Evrende herşeyin özü budur: gelişim.

Bu sebepsiz olmaz, bu daha büyük bir planın parçasıdır. Bu plan Yaratıcı ya da Baş Yaratıcı adındaki bir varlık tarafından tasarlanmıştır. Birçok kişi Yaratıcıyı Tanrı ile eşdeğer görür, fakat bu tam anlamıyla doğru değildir. Birçok Tanrı vardır, en azından her evren için bir tane. Tanrı, Yaratıcının bir yönüdür. Basitçe söylemek gerekirse, Tanrı Yaratıcı ile beraber yarattığı ve yönettiği evrenin idarecisidir. Öte yandan, Yaratıcı, herşeyi yaratmıştır. Her yaratım, bir fikir ile başlar-zihnin madde üzerine en esas örneği- ve fikirden yeni bir evren gelir. Bilim adamları buna Büyük Patlama der.

Sadece bizim evrenimiz değil, sayısız diğerleri de bu şekilde oluşmuştur. Ve hala oluşmaktadır. Siz bunu okurken, büyük patlamalar devamlı olmaktadır. Tüm evrenler beraber kozmosu oluşturur.

Kozmos Yaratıcı tarafından yukarıdan arada bir, birşeyleri değiştirmek için izlenmez. Yaratıcı var olan herşeyin içindedir, ve onu %100 tecrübe eder. İşte bu yüzden tüm taneciklerde bilinç vardır, ne kadar küçük olursa olsun.

Tabi ki Yaratıcı bizden çok farklı bir varlıktır. Dünyada kimse (ya da Dünya dışında) onun kim ve tam olarak ne olduğunu bilemez. Başka kültürlerde basitçe “Var olan herşey” olarak tanımlanır. Bu sizin ve benim onun parçası olduğumuz anlamına gelir. Biz Yaratıcıdan ayrı değiliz, biz Yaratıcıyız.


Bilim insanları, “herşey nasıl olup da var olabildi” sorusuyla kendilerini meşgul etmeyi severler, bu arada “kimin tarafından?” ve “neden?” sorularını ustalıkla görmezden gelirler.
(WMAP http://map.gsfc.nasa.gov/)



Bunu kendi vücudunuzla karşılaştırabilirsiniz. Vücudunuzda da milyarlarca hücre var ve her biri kendi başına işler. Fakat aynı zamanda hepsi birbirine bağlıdır ve bir bütünü oluştururlar. Siz devamlı parçalarınızın mutluluk ve kederini tecrübe edersiniz. Eğer bir parçanız iyi hissederse, mesela ona bakım yapıldığında, bütünü şenlenir. Fakat birşey acı çeksin, bütün vücut da acı çeker.

Bu, kozmosda da böyledir. Yaratıcı bizim üzerimizden kendisini sürekli sonu olmayan türdeki şekillerde, titreşimlerde, kokularda, ve renklerde tecrübe eder. En derin üzüntüleri ve en yüksek mutlulukları tecrübe eder. Bizler asla birbirimizden ayrı değiliz. Bu zaten imkansızdır, çünkü her insan tümüyle enerjiden oluşur ve tüm enerji birbirine bağlıdır. Bu bir başka insana baktığımızda aslında kendimize bakıyoruz anlamına gelir. Bu parmağın ayak parmağına bakması gibidir.

Beynimizin yapısı, tüm evrene tıpatıp benzer. Tesadüf mü?

Herşeyin Yapıtaşı

Sadece bir çeşit enerji vardır, o da ışık/sevgi enerjisidir. Işık sevgi ile aynı enerjidir, fakat uygulanabilir bir formda, bir yapıtaşı olarak işlev görebilir formdadır. Einstein herşeyin enerjiden olduğunu bulmuştur (E=mc²), fakat muhtemelen o zaman bunların hepsinin aynı enerji olduğunu bilmiyordu. Yaşayan herşey, ve periyodik sistemdeki her madde, hepsi basitçe belli frekansta titreşen ışık enerjisidirler. Değişik frekanslarda, nötron ve proton gibi küçük tanecikler kendilerini farklı olarak yeniden düzenler ve değişik atomları, molekülleri vb. oluştururlar.

Evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız, enerji, frekans ve titreşim açılarından düşünün.
- Nikola Tesla


Birçok bilim adamı için bu tam anlamıyla hokkabazlıktır. Onlar geleneksel bilim ile herşeyin açıklanabilinir olmasına inanır ve Kuantum mekaniği gibi “somut “ olmayan konseptlere değer vermezler. Özellikle var olan herşeyde bilinç olması gibi spiritüel unsur da işin içindeyse...Onlara araştırmacının düşüncelerinin ve duygularının sonuçları etkilediğini söyleseniz, size deli derler.

Onlar mikroskoba bakarlar ve moleküllerden,atomlardan, ve nötronlardan daha derine bakarsanız, gerçekte “hiçlik” kalır sonucuna varırlar. Bu hiçlik ışıktır. Beynimiz gibi enerji transformatörleri ile her bilimsel madde, başka bir maddeye, doğru teknikler kullanılarak dönüştürülebilir. Başka bir deyişle, simya sadece bir düşünce meselesidir.

Şanslıyız ki gün geçtikçe Gregg Braden ve Nassim Haramein gibi ilerici bilim adamları ortaya çıkıyor. Onlar herşey birbirinden ayrı gözükmesine rağmen gerçekte herşeyin bir olduğunu biliyor. Bu aynı zamanda en önemli Evrensel Kanun: Bir’in Kanunu. Bu kanun bu birliği tarif eder ve ayrıca var olan herşeyin birbiriyle ve kaynak ile tekrar bir olmaya çalışması gerektiği anlamına gelir.

Yüzünüzü yalayan bir köpek yavrusundan daha iyi bir psikiatrist yoktur.- Ben Williams


Paralel Dünyalar

Tanrı evrenimizi farklı katmanlarda yaratmıştır. Bunlara ayrıca boyut ya da yoğunluk da denir. Bu, bir kısım paralel gerçekliğin de var olduğu anlamına gelir. Buradaki “boyut” kavramı bizim günümüzde kullandığımız (uzunluk, genişlik,derinlik vb.) anlamında değildir. Biz tüm enerjinin titreştiği frekansı, bir yoğunluk çeşidini kastediyoruz.

Her boyut hayat doludur. Daha düşük boyutlardakiler daha yüksek boyutlardakileri genelde göremez (Eğer bunu yapmanızı sağlayan özel yetenekleriniz yoksa), fakat tersi doğrudur. Cennet bizim için en iyi bilinen paralel dünyadır ve astral dünya da denilen dördüncü boyutun bir parçasıdır. Ölenlerin ruhları ve ayrıca dünya dışı varlıkların ve doğa ruhları gibi başka varlıklar bu boyutta yaşar.

Amerikalı Sasquatch ve Asyalı Yeti gibi ruhsal olarak gelişmiş insan ya da insan tipi varlıklar, bu boyutta kısa ya da daha uzun periyotlarda kalabilirler. Bunu yapmanın en kolay yolu vücudun Dünyada dinlenmede bırakıldığı ruhla yapmaktır. Buna Astral seyahat denir. Titreşimleri üzerinde yeterince kontrolü olan kişiler bunu vücutlarıyla da yapabilir. Bu kişiler bir yerde yokolup başka bir yerde belirebilirler.

Bizler, kendimiz üçüncü boyutta yaşamaktayız. Evren açısından bu dünya ilkel ve ağırdır. 10 dan fazla boyut vardır. Boyut yükseldikçe, titreşim de yükselir ve herşey hafifler, inceleşir.

Ruhun Evrimi

Ruh döngüler geçirir. Önce kendini Yaratıcının saf sevgi enerjisinden ayırır, sonra pekçok şeyi tecrübe ettiği sayısız yaşamlar geçirir. Eğer herşey doğru giderse, bu tecrübelerden öğrenir ve devamlı olarak bu boyutları tırmanır. Öğrenilecek en son şeyi son olarak öğrenir, tekrar kaynak ile bir olmayı.

Bu evrim sürecini engelleyen herşey günah olarak algılanır. Buna karşı hemen harekete geçmek zorunlu değildir, ancak bu karma yaratır.

Kendisini optimal olarak tecrübe etmek amacıyla Yaratıcı, tiyatro gibi sahne ve sahne arkası bölümlerin olduğu bir yapı yaratmaya karar vermiştir. Buradaki sahne fiziksel vücutlarınızda yaşadığınız günlük yaşamdır. Sahne arkasındaki sizin üst ruhunuzun, yüksek benliğinizin parçası olan ruhunuzdur. Daha yüksek bilinçte, olan herşeyi görürsünüz. Günlük yaşamınızda ise derslerinizi alırsınız ve bundan sonra ruhunuz bunun nasıl gittiğini değerlendirir.

Sonra gelişiminizdeki bir sonraki adımı seçersiniz.

Hayatta hiç bir şey ölüm sırasında yaşanan muhteşem sevinç gibi olamaz.- Sir Alvary Gascoigne


Günlük yaşamınızda tam bilincinizin size kapalı olması gerçeği, bütün yaratımdaki birkaç “mantıksız” gibi gelen şeylerden biridir. Başka herşey mantıklı bir şekilde oluşturulmuştur ve enerji her zaman en pürüzsüz yolu seçer. Eğer her yaşayan varlık her zaman her şeyi bilseydi, ve başka her varlığın her şeyi bildiğini bilseydi, keşfedecek çok daha az şey olurdu. Tecrübe kazanmak bütün bu planın ana fikridir.

Bu Hikayeden Çıkarılacak Sonuç

Evet, şimdi şunları biliyorsunuz:

1) Etrafınızdaki hayatla ayrılmaz bir şekilde bağlısınız.

2) Daha sonra “sahne arkasına” geçeceksiniz.

3) Öğrendiğiniz derslere göre yeni bir yaşam seçebilirsiniz.

O zaman bu hayatta korkulacak birşey kaldı mı? Kesinlikle kalmadı, ölüm ruhlar tarafından Dünyadaki ağır hayattan cennete dönülen, muhteşem bir tatil olarak kutlanır. İlluminatiden korkmalı mıyız? Tabi ki hayır. Büyük resmi gören herkes bilir ki karanlık güçler, ruhumuza çok şey öğreten dualite (toplumdaki iyi ve kötü) gibi şeyleri tecrübe edebilmemiz için vardır. Ve bu karanlık güçler Işığın onlara izin verdiği kadar ileri gidebilir, bütün denge asla bozulmaz.

Sizin için planları olan insanlardan ya da belki dünya dışı varlıklardan korkmalı mısınız? Yine hayır, çünkü herkes sizinle aynı durumda. Hepimiz kendimizi ve birbirimizi tecrübe eden Tanrı parçalarıyız ve kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Sizi yaralayan ya da hatta öldüren birini yüksek boyutlarda tekrar göreceksiniz. Ve ikiniz de bundan hangi dersleri aldığınızı bileceksiniz.

Dışarıdaki dünya aslında hiç de önemli değil, gelişiminiz süresince binlerce başka dünyada bulunacaksınız. Önemli olan şeyler sizin davranışlarınız, niyetleriniz ve seçimleriniz.

Kaçınmanız gereken tek bir şey var, ve o da bencil, sevgisiz, intikamcı ya da nankör olarak zaman kaybetmek. Eğer planlanan derslerinizi almazsanız, daha sonra bunları tekrar yapmak zorunda kalacaksınız. Yaşam asla bütünüyle ziyan olmasa da, doğru seçimleri yapmamak ruhun tecrübe ettiği en büyük hayal kırıklığıdır.

Peki...Şimdi ne olacak?


Bunların hepsini anladıktan sonra hayatınızı tamamen yeniden düzenlemenize gerçekten gerek yok. Sadece karar verirken yalnızca kendi çıkarlarınızı değil, başkalarınınkilerini de düşünürseniz, yanlış yapmazsınız. Sonuçta hayatta hatalar yapmak doğal, önemli olanı bu hatalardan öğrenmeniz. Kendilerini geliştiren ve karmalarını yok edenler büyüme şanslarını kullanmış olurlar.

Gelecekte yapacağınız seçimlere uygulayabileceğiniz zekice bir prensip şu: Bu hayatı tamamlarsam ve değerlendirmeye başlarsam, bana en çok gurur verecek şey ne olur? Herşeye bu şekilde yaklaşır ve sosyal başarının değil sevginin kriter olduğunu hatırlarsanız, gerçekte yanlış seçimler yapmazsınız.

Daha fazlasını yapmayı dilerseniz ve dünyayı aktif bir şekilde iyileştirmek isterseniz, bu çok iyi bir fikir olur. Başkalarına yardım da bir gelişim belirtisidir. Bu evrende büyük iyilik olarak görülür.

Başkalarını mutu etmek istiyorsanız, şevkatli olmaya çalışın. Eğer kendinizi mutlu etmek
istiyorsanız, şevkatli olmaya çalışın
- Dalai Lama


Evinizi bile terketmeden yapabileceğiniz birçok şey var. Evrensel Çekim Kanunu burada yardımcı olabilir.

Tüm düşüncelerinizin, hareketlerinizin ve niyetlerinizin kollektif bilinç olarak kaydedildiğini ve kollektif bilincimizin geleceği yarattığınızı bilirseniz, buna kendinizin katkısı kolay olur. Bu, Dünyada yaşayan her varlık tarafından tamamen şükranla kabul edilir.

Bunu nasıl yapabilirsiniz? Aşağıdakiler büyük bir fark yaratabilecek örnekler:

-İyi bir insan olun. Kendinize ve diğerlerine nazik olun. Cesur olun. Oyuncu Zoe Saldana (Avatar filmindeki Neytiri)’nin söylediği gibi: “Ancak gerçekte yapmaya cesaret edemeyeceğiniz tecrübelerle büyürsünüz.”

Bunların bir seyirci önünde ilham verici bir konuşma yapmak gibi büyük şeyler olmasına gerek yok. Küçük birşey de olabilir. Birini korumak, ayın sonunu getirebileceğinizi bilmeden hayırseverlik kurumuna para yardımı yapmak gibi. Yapacağınız herşeyde kendinizle gurur duyabilmelisiniz.

-Daha iyi bir Dünya hayal edin. Bunun için her gün beş dakikanızı ayırın. Gelecekte Dünyanın nasıl olmasını istediğinizi hayal edin. Barış içinde yaşayan mutlu ve memnun insanlar hayal edin. Yeterince yiyecek olduğunu ve herkesin birbirinden ve gezegenimizin güzelliğinden zevk aldığını. Sizin de bir parçası olduğunuz böyle bir Dünyanın şu anda burada olması durumunda hissedeceğiniz gibi mutluluğu hissedin. Başınızdan ayak uçlarınıza kadar bu mutluluğu yaşayın. Bu direkt olarak kollektif bilinci etkiler ve dünyamızı biraz daha iyi hale getirir. Az biraz da değil, Çekim Kanununa göre pozitif düşünceler negatif düşüncelere göre yüz kat daha etkilidir. O yüzden her küçük canlandırma, büyük bir etki yaratacaktır.

-Haksızlığı gördüğünüzde, protesto edin. Herkesin iyiliği için olan protesto kampanyalarına katılın, ya da onları kendiniz başlatın. İlluminati insanlardan korkar ve bu yüzden herşeyi gizlilik içinde yapar ve bizi zayıf tutmaya çalışır. En büyük korkuları sokaklarda onların ayrılmalarını isteyen kalabalıklardır. Bunu bu yüzden sıkça yapın. Unutmayın, ne kadar küçük olursa olsun, herşey yardım edecektir!


No comments:

Post a Comment