16 December, 2015

Büyük Resim




Ana akım bilimin acınacak durumu...


Bu yazı, http://thegreaterpicture.com/ web sitesinden izin alınarak tercüme edilmiştir.
Kendilerine teşekkür ederiz.




Şunu hayal edin. İnsanların çoğunun hala Dünya’nın düz olduğuna inandığı yılın başında yaşıyorsunuz. Bir gün size biri geliyor, Dünya’nın düz değil yuvarlak olduğunu söylüyor.

Nasıl tepki verirdiniz? Herkes gibi, mesajı getirenin “deli” olduğunu mu söylerdiniz? Yoksa onu dinleyip, bu tuhaf fikre nereden kapıldığını duymayı mı tercih ederdiniz?

Bu sayfa son kategorideki açık fikirli insanlar içindir!

Sıradışı fikirlere kulak verecek kadar tahammülünüz yoksa, daha fazla vakit kaybetmeyin,
ana akım medyanıza, “zararsız” kitaplarınıza, hepsi birbire benzeyen afyonlu dizilerinize, evlendirme programlarınıza, Facebook ta şalgam dizme oyunlarına geri dönün, yanlış yerdesiniz...



Eğer prensip olarak başka fikirlere de açık olduğunuzu söylüyorsanız,

şimdi hemen bunu bir teste tabi tutalım ;)



Aşağıda 10 adet tez var. Lütfen bunları sonuna kadar okuyunuz.

1. Evren hayat doludur, ve birçok uzaylı uygarlık teknolojik ve ruhsal gelişmelerinde bizden milyonlarca yıl ileridedir.

2. Uzaylı ziyaretçiler Dünya’ya insanların burada yaşadığından çok daha uzun bir süredir gelmektirler. Fakat evrensel kanunlar daha genç uygarlıklara kendi yollarını yardımsız bulsunlar diye dokunulmamasını emreder.

3. Bedava enerji, yerçekimi karşıtı teknikler ve hastalıkları iyileştiren ya da maddeyi değişken yapan titreşim teknikleri gibi bazı yüksek düzey teknoloji Dünya’da mevcuttur. Fakat gizli tutulmaktadır.

4. Dünya’daki en güçlü insanlar, şeytana tapan çalışmalar yapan, aktif olarak insanları suistimal ederek, onları cehalet, korku içinde tutan ve bilerek zehirleyen gizli bir suç örgütü oluşturmuşlardır.

5. Dünyamızın yaşı 600 milyar yıl civarındadır (Gaz evresi de dahil). Birçok başka gezegenlerin ve aylarının da olduğu gibi, içi boştur ve içinde (de) yaşam mevcuttur. Dünya’nın dönüşünün merkezkaç kuvveti nedeniyle her yıl birkaç inç genişler ve kıtalar bu nedenle birbirinden uzaklaşır.

6. Herşey, kendisini sayısız farklı yaşam formu ve evrenleri olarak tecrübe eden Ana Yaratıcı tarafından yapılmıştır ve O’nun parçasıdır. Her evrenin de ondan sorumlu ve onu Ana Yaratıcı ile birlikte yaratan en az bir Tanrısı vardır.

7. Var olan herşey, belli bir frekansta titreşen ışık enerjisidir. Tam bilinç bu enerjinin içindedir ve bu yüzden maddeye DNA ya da insan beyni ile etki edilebilir. Bir gezegendeki tüm bilgi,düşünce ve niyetler kollektif bilinci oluşturur. Toplumumuz bizim kollektif bilincimizin bir yansımasıdır.

8. Bugünün insanı, Afrika’nın güneyinde yaşayan yerliler üzerinde negatif bir uzaylı ırkı tarafından çok zaman önce yapılan genetik denemelerin sonucudur. DNA üzerinde yapılan değişiklilikler bizi köle olmaya müsait, hastalığa kapılmaya yatkın yapmış ve bilincimizi kısıtlamıştır.

9. İnsan ruhu enkarne olduğu yüzlerce hayat ile, hayatın tüm yönlerini ve manevi spektrumu tecrübe eder ve ruhsal olarak evrilir. Enkarnasyonlar arasında ruhlar Cennet’te kalır ve burada rehberlerinin yardımıyla, tamamladıkları hayatlarını değerlendirir ve yeni hayatlarının planını yaparlar.

10. Bütün hayat, değişik uzunluklardaki döngüler halinde hareket eder. Şu anda Dünya, dualitenin (zıtlar, kötü-iyi gibi) sona ereceği ve daha yüksek boyutta harmonik bir çağın başlayacağı “Yükselme” denilen süreçtedir.


Eee...ne düşünüyorsunuz? İlginç tezler, ya da imkansız saçmalıklar mı bunlar? Eğer bunların saçmalık olduğunu düşünüyorsanız, internette biraz daha yabancı dilde göz atmayı değerlendirin, çünkü bu tezlerin hepsi de doğru.

Hayır, şaka yapmıyoruz, gayet ciddiyiz.

Medyanın Gücü
Kendinize şunu sorun: Medyanın verdikleri dışında Dünya hakkında ne biliyorum? Muhtemelen cevap “pek fazla şey değil” dir. Okul kitaplarınızı okudunuz, belki diğer başka kitaplar, belki biraz seyahat ettiniz ve arkadaşlarınızdan bazı seyahat hikayeleri duydunuz, ve bildiğiniz aşağı yukarı bu kadar. Değil mi? Medyanın Dünya görüşünüz üzerindeki etkisi çok büyük. Toplum hakkında, ülkeniz ve diğer ülkeler hakkında, Dünya tarihi hakkında ve dışarıda olan herşey hakkında bildiğimiz nerdeyse herşey, size medya yoluyla gelmiştir.


Başka bir deyişle: tüm medya işbirliği yapmış olsaydı; hiç de var olmayan bir şeye sizi inandırabilirdi ya da var olan bir şeyi sizden saklayabilirlerdi. Mantıklı gelmiyor, fakat bu mümkün. Sizce bu doğru mu yanlış mı?

Reuters ve Associated Press gibi en büyük medya şirketlerinin, Federal Reserv Bankası (Fed) ve Dünya’nın en büyük ilaç şirketlerinin de sahibi olan, hepsi birbirini çok iyi tanıyan çok küçük bir insan grubuna ait olduğunu biliyor muydunuz?

Bunu biz uydurmuyoruz, kendiniz araştırın. Bu kurumların hepsi Rockerfeller, Rothschild, Morganlar ve daha fazla bunun gibi isimleri tanıdık ailelerin elinde.

Sıradaki soru: Birleşmiş Milletler, NATO, Dünya Bankası, IMF ve Dünya Sağlık Organizasyonu gibi büyük uluslararası organizasyonları kim kurdu sanıyorsunuz?

İnansaniz da inanmasaniz da, kuranlar ayni isimler!

Daha da “çılgın” hale getireceğiz: Vatikan gibi direkt dinci kurumlar ve Masonlar gibi en gizli toplumlar kimlerden oluşuyor ve neredeyse tüm güncel Dünya liderlerini tek başına kim eğitti sanıyorsunuz? Eveet, çoktan tahmin ettiniz, (sonuç olarak) aynı çok küçük grup...

Kim olabilir...? İlluminati!

Bu küçük grup kendilerine “İluminati” diyerek bir kardeşlik oluşturmuşlardır. Merkezinde 13 tane devasa zenginlikte aileler vardır. Varlıklarına gelince, Bill Gates onların yanında devede kulak kalır. Ancak bunlar neredeyse hiç haberlerde çıkmaz (Tabi ki medyanın neyi rapor edeceğine karar vermeleri gerçeğinin, bununla hiç bir ilgisi yoktur?). Bunlar Dünya çapında belli gücü bulunan her organizasyonu içine alan bir ağ oluşturmuştur. Hükümet liderlerinden gizli servislere, üniversitelerden McDonald's gibi restoran zincirlerine kadar. İlluminati organizasyonlarını yan yana dizsek, gözlerinize inanamazsınız.

Artık biraz huzursuz hissetmeye başladıysanız, paniğe kapılmayın, çünkü endişelenmeye hiç gerek yok. Nedenini daha sonra açıklayacağız.

Bu gizli örgüt büyük ana medyanın (internet dışında) tümünü kontrol eder ve Dünya görüşünüzün onların sizin bilmenizi istediği şeylerle sınırlı kalmasını sağlar. Fakat bu görüş asıl gerçek değildir. Tezlerimizden de anlayabileceğiniz gibi, gerçek çok daha büyüktür. Gerçekte, gerçek öylesine büyüktür ki, hepsi bir anda ortaya çıkarsa insanların çoğunun hayatlarını tamamen değiştirecektir. Başka yerlerde “kabal” ismini duyarsanız, bu da bu grubun genel adıdır.

Şansına neyse ki, bugünlerde yararlı bilgiyi edinebileceğimiz normal medyadan başka yollar da var, özellikle internet çıktıktan sonra. Hindistan’da ,Tibet’te ve Dünya çevresinde birçok yerli insan arasında, Batı’da neredeyse hiç bilinmeyen bilgiler vardır. Antik Sümer yazıtları mesela. Yıllar boyunca pek çok insan normal medyanın neredeyse hiç dikkatini çekmeyen değerli bilgileri yayınlanmıştır. Örneğin gizli servislerden, “kara operasyonlar” çevresinden (Devletlerin gizli operasyonları) ifşaatçılar, üst düzey bilim adamları, ölmek üzere iken hayata dönen insanların anlattıkları, uzaylı varlıklarla veya ölenlerin ruhlarıyla iletişim kurabilen insanlar, medyumlar ve regresyon (hipnoz altında geçmiş hayatlara dönüş) şifacıları.

Biz, dogmalarla ve profesyonel çarpıtmalarla engellenemeyen uluslararası bir grup araştırmacıyız. Bizim tek aracımız sağduyumuzdur. Yaşamın her kesiminden geliyoruz (doktorlardan öğretmenlere, tercümanlardan ressamlara) ve en büyük benzerliğimiz açık fikirli olmamız. Yıllardır yukarıda bahsedilen kaynakların çalışmasını yaptık. Gerçekten birşey öğrenebilmek için gazete almayı bırakan ve televizyonlarını kapatan pek çok insan gibi, medyanın bize çizdiği resmin hiç de doğru olmadığı sonucuna vardık. Gerçekte, Dünyamızda ve çevresinde herşeyin çalışma şekli, birbirini mükemmel bir şekilde tamamlayan büyük bir bulmacadır.

İlk olarak, bütün hikayeyi, herşeyi 5 dakikada öğrenmek isteyenler için, bir A4 üzerinde özetleyelim

Eğer bunlar sizin Dünya görüşünüze direkt olarak uymuyorsa, hiç problem değil! Sadece bir süreliğine bunları bir kenara koyun. Bilim adamlarına göre, bir insanın Dünya görüşünü değiştirmesi, beynindeki acı merkezi yoluyla olur, açıkça biz bu bilgilerin size baş ağrısı vermesini istemeyiz .

Eğer her şeyi okuduysanız, kaynaklarımıza baktıysanız ve hala bizimle aynı fikirde değilseniz, bize yazmaktan çekinmeyin! Belki biz sizden birşeyler öğreniriz:)

Pekala, işte basliyoruz...



•RESMİN • DAHA DA • BÜYÜĞÜ


Hayat sonsuzdur, evren boyunca yaşam ile doludur. Sadece bu evrende değil, birlikte kainatı oluşturduğu trilyonlarca başka evrende de. Düşünebileceğiniz her şey vardır. Üzerinde hala dinazorlar yaşayan gezegenlerden, çok gelişmiş olup artık vücuda ya da gezegene ihtiyaç duymayan ve sonsuzlukta grup bilinci olarak hareket eden insan medeniyetlerine.



Herşey “Tanrı” ile aynı anlama gelmeyen “Yaratıcı” tarafından yaratılmıştır. Muhtelif Tanrılar vardır, her evren için en az bir tane.Tanrının evreni yönettiğini, Yaratıcı ile birlikte evreni yaratıp ona baktığını söyleyebiliriz. Her evrenin kendi doğa kanunları, evrensel kuralları ve kanunları vardır. Evrensel kurallar her zaman geçerli olan kutsal kanunlardır. Evrensel kanunlarsa, yaşayanlarınca kabul edilen kurallardır. Bazı önemli evrensel kanunlar çekim yasası, nezaket yasası, ve uyum yasasıdır. Ayrıca evrenimiz herkesin istediğini yapabileceği Özgür İrade Yasası ile karakterize edilir.

Önemli bir evrensel kural, müdahale etmeme kanunudur. Bu, gerekli değilse ve Tanrı tarafından emredilmedikçe, gelişmiş bir medeniyetin daha az gelişmiş bir medeniyete müdahale etmemesi anlamına gelir. İşte bu yüzden uzaylı ziyaretçiler topluca Dünyaya inip kendilerini bize tanıtmazlar. Ancak, onların gemileri düzenli olarak amatör video çekenler ve pilotlarca görülür. Çünkü biz sürekli ziyaret edilmekteyiz.


Gezegenimizde “yüksek nesil”den kalan; kemikler, eserler, arazi dekorasyonları,ekin çemberleri ve piramitler şeklinde pek çok kalıntılar vardır. İlk ziyaretçiler gezegenimize milyonlarca yıl önce inmiştir ve o zamandan beri gelip gitmektedirler. Şu anki Dünya medeniyeti varolan üçüncü medeniyettir. İlki, Hybornea hakkında çok az bilgi vardır. Ancak Atlantis ve Lemuria’nın da dahil olduğu ikincisi hakkında sayısız kitap yazılmıştır ve pekçok insan geçmiş hayatlarından birşeyler hatırlamaktadır.


Bir ruh, evrimi süresince yüzlerce bazen binlerce hayat yaşar. Her hayatın amacı yaşamın değişik yönlerini tecrübe etmek ve bundan dersler almaktır. Her hayattan sonra ruh, yaşamının değerlendirildiği cennete döner. Böylece, bir sonraki yaşamda hangi derslerin öğrenileceğine karar verir. Bunlar çok basit dersler olabilir, ancak bazı ruhlar bunları öğrenene kadar pekçok hayat yaşar. Mesela: elinde olanı diğerlerinle mümkün olduğunca paylaş. Ruh yeterince öğrendiğinde, daha fazla gelişmek için daha üst yüksek boyuta çıkar. Bu durum, Kaynak Yaratıcı ile bir olana kadar böyle devam eder. Her gezegenin kendine özgü cenneti vardır. Bizimkine, bizzat yaşayanların kendileri tarafından “Nirvana” denilir.

Ne zaman bir ruh enkarne olsa, bir “unutkanlık perdesi”ne tabi olur. Tekrar Cennete dönene kadar geçmişten hiçbirşey hatırlamaz. Herkesin onları koruması ve evrimlerinde mümkün olduğunca onlara yardım etmesi için; bir Koruyucu Meleği ve eşlik eden kılavuzları vardır. Bu uluorta olmaz, ince ilham, duygu, ve yaratılan fırsatlar ile olur.

Cennetimiz şu anda henüz 3. Boyutta bulunan Dünya’nın yakınında ve 4. Boyuttadır. Boyut derken biz Dünyadaki boyuttan bahsetmiyoruz (en, boy, ve derinlikten bahsetmiyoruz) fakat yoğunluktan, ya da enerjinin titreştiği frekanstan bahsediyoruz. Boyut yükseldikçe, titreşim de artar ve herşey hafifleşir. 10’dan fazla boyut vardır. Diğer varlıkların insanlar ve hayvanlar gibi ruhları yoktur, onların bilinçleri vardır. Yıldızlar, okyanuslar ve kum taneleri bizim ve sizin kendimizi bildiğimiz kadar onlar da kendilerini biliyorlar. Bunun nedeni tüm maddeler belli frekansta titreşen enerjidir, ve tam bilinç enerji içinde vardır. Bütün herkesin düşünceleri, niyetleri ve duyguları bile bilinir.

Bu çeşit şeyleri insanların bilmemesi gerçeğinin nedeni, duruma beynimizin dahil olmasıdır. Beyin yaşam başladığında sıfırdan başlar, ve bundan sonra herşeyi kendisinin öğrenmesi gerekir. Yani gerçekte biz beynimiz olmadan daha iyiyiz. Fakat o zaman herşeyi biliriz ve bu, zamanı ve kendisini tecrübe etmek isteyen Yaratıcının amacı değildir.

Tüm maddenin temelini oluşturan enerji, Işığın enerjisidir. Işık biraz değişik formda olan sevgi ile aynı enerjidir. Yani en sonunda herşey sevgiden yapılmıştır, çünkü herşey Yaratıcının bir parçasıdır ve o da saf sevgidir. Bu şekilde Yaratıcı kendisini sayısız şekillerde, titreşimlerde, kokularda ve renklerde tecrübe eder. Bu yüzden “Birin Kanunu” çok önemli bir Evrensel kanundur. Herşey birbirinden ayrı görünse de, gerçekte herşey birbiri ile bağlantılıdır ve Birdir.

Evrendeki herşey (Büyük Patlama dediğimiz) bir fikirden gelir ve belli bir şekilde gelişir ki sonunda, milyarlarca yıl sonra, Kaynak ile tekrar bir olacaktır. Bir miktar dinlenmeden sonra, yeni bir döngü başlayacaktır.


Tüm hayat değişik uzunluklarda döngüler halinde hareket eder. Bir kısmı birkaç bin yıl sürer, başkası milyonlarca yıl. Dünyadaki 4 mevsim gibi, her döngünün kendi karakteri vardır. Şu anda yaşamakta olduğumuz zaman ile ilgili olağanüstü olan şey birden çok döngü aynı anda sona yaklaşıyor. Bunu ünlü Maya takvimi gösterir ve bu 21 Aralık 2012 tarihinde resmen gerçekleşti. Bu tarihte Kova çağı başladı. Bu Dünyanın ekseninin pozisyonunun Balık ve Kova takımyıldızlarına göre pozisyonu ile ilgili. Bu yeni döngünün farklı karakteri Merkez Güneşi’nden yayılan, tüm yaşamın planını içeren enerjilerden dolayıdır.

Bu enerjiler Dünya’ya bir süredir ulaşmakta ve gezegenimizdeki hayat bilincini yükseltmektedirler. Bu, gün ve gün daha çok insanın bu sitede bulabileceğiniz bilgilerle gerçeğe ulaşmasını sağlamakta, kısaca “uyanmanıza” neden olmaktadır. Bunu sonuçlarını tüm Dünyada artan protestolar,ruhsallıkla alakalı internet sitelerinin sayısındaki devasa artış gibi şekillerde görmekteyiz. Bu enerji akını 2012 sonlarında tepe yapmıştır ve bu da gezegenimizin yakın zamanda 4. Boyuta geçmesini sağlayacaktır. Bu geçiş tüm evrende gerçekleşmekte ve çok önemli bir olaydır, çünkü bir sonraki döngüde çok şey değişecektir. Bu dualite (Toplumdaki iyi ve kötü) döngüsünün sona ermesi ve beşinci boyutta gerçekleşecek uyumlu çağın başlaması demektir. Bu geçişe “Yükselme” denilir.

Dünyamız bizim gibi ruhu olan yaşayan bir varlıktır. Gelen yükselmeyi daha da özel yapansa, Dünya Anamızın eşsiz bir karar vermiş olmasıdır. Genellikle başka bir döngüye/boyuta geçiş gezegenin temizlenmesiyle, doğal felaketler şeklinde kendini gösterir. Böylelikle eski Dünyadan çok az şey kalır ve taze bir başlangıç yapılabilinir. Fakat Dünya, üçüncü boyuttan beşinci boyuta, üzerinde yaşayanlarla beraber geçmeye karar vermiştir.


Bütün bir uygarlıkla beraber yükselmek, karmaşık bir meseledir. Yaşayanlar yüksek boyutlara ulaşmak bir çok değişimden geçmek zorundadır, hem fiziksel hem de ruhsal olarak. Bunun için bizler yüksek derecede gelişmiş Dünya dışı uygarlıklardan yardım alıyoruz. Müdahale Etmeme Kanununa mümkün olduğunca saygılı olunarak, ustaca bir plan hazırlanmıştır. Bu planda karması olmayan ruhlar (Direk olarak kaynaktan gelen ruhlar, melekler, gelişmiş uygarlıklardan/boyutlardan gelen ruhlar vb.) Dünya’ya enkarne olmuştur. Onların görevi bilgi ve sevgi olarak Işığı yaymaktır. Böylece kollektif bilinç yükselecek, ve kollektif bilinç de bizim gerçekliğimizi yarattığından, yükselmenin pek çok insan için mümkün olduğu bir durum yaratılacaktır.

Tüm bu “saf” ruhlar, tanrıdan gelen evrensel bir çağrıya kulak vermiştir. Kendilerini, Dünya Anaya olan sevgileri nedeniyle ve kendi ruhsal evrimleri için gönüllü olarak sunmuşlardır. Bu ruhların pek çoğu fizikselliği (Fiziksel bir vücutları olması pek çok ruh için yeniydi!) tecrübe ettiklerinde, ne kadar sert ve yavaş bir dünyaya enkarne olduklarını görünce, pişmanlık duymuştur. Bazıları vazgeçmiş, bazıları direnmiştir. Bu nedenle yükselme süreci tüm hızıyla devam etmektedir.

DNA’larımızı değiştirerek, doğal felaketleri engelleyerek, bilgi sunarak ve saldırgan eliti engellleyerek bize bunlarda yardıma gelen uzaylılar Uzayın Birleşmiş Milletleri gibi birleşmişlerdir. Bu organizasyona “Galaktık Işık Federasyonu” denir. Bu milletler bizden ruhsal olarak çok daha gelişmiş oldukları gibi, (Mesela telapatik olarak anlaşabilirler, sadece düşünce güçleri ile yaratabilirler) teknolojik olarak da çok ileridirler. Bilim adamlarımızın sadece rüyalarında gördükleri şeyleri yapabilirler, ne kadar kara operasyonlar çevresi (hükümetlerimizin gizli projeleri) çoktan bunun gibi bazı teknolojilerle daha düşük seviyede calışsalar da. Bunlar oluşturma/yok etme, zaman ve uzay seyahati vasıtasıyla boyutsal seyahatin mümkün olması, yerçekimi karşıtı teknikler, yaşayan robotlar ve yaşayan ışık gemileri, enerjinin tam kontrolü ile yiyecek ve yürütücü gücün havadan yaratılması gibi teknolojilerdir.

Geçmiş yıllarda uzaylıların bizim uygarlığımıza müdahale etmeye başlamalarının tek sebebi yükselme değildi. Bir başka nedeni gezegenimizi erken bir ölümden kurtarmaktı. Bizim yöneticilerimize kalsa, 2012’ye kadar bile yaşamayacaktık. Dünya her zaman Galaktik Federasyon tarafından uzaktan uygarlığımızın barış ve iyilik içinde gelişimini sağlamak için izlenmiştir. Fakat geçen yüzyılın ortalarında dikkatlerini üzerimizde yoğunlaştırdılar. O zaman, Dünya Ananın kendisinin de şaşırdığı gibi, gezegenin insanlık tarafından hızla yok edildiğini görünce çok şaşırmışlardır. Özellikle Amerikalılar tarafından Japonya’ya atılan iki nükleer bomba bütün Samanyolu boyunca bir şok dalgası göndermiştir. Ayrıca yağma, kirletme ve savaşlarla yıkım, petrol çıkarma, ormansızlaşma ve sanayileşme, Dünya’nın yardım olmadan yaşayamayacağını bildirmesine neden olmuştur.

Tanrı bu çağrıyı duymuş ve yüksek uygarlıkların bizim doğal evrimimizi en az etkileyecek şekilde yardım etmelerine hüküm vermiştir. Bu hükmün uygulanmasında bize yardımda şimdi en aktif olan uygarlıklar, daha çok bize uzaklık ve akrabalık olarak (ve görünüş olarak) en yakınlarıdır. Bu uygarlıklar Arkturus, Sirius, ve Pleiades gibi yıldızların gezegen ve aylarından gelmektedir. Galaktik Federasyonun yaklaşık % 40’ı insandır, kalanı başka ırk ve ışık varlıklarından oluşur.


Dünya’ya ayrıca evrende “Terra”, “Gaia” ya da (özellikle gecmiste) “Shan” denir ve var olan en güzel gezegenlerden biridir. Bilim adamlarının düşündüğünden çok daha yaşlıdır çünkü yüzlerce milyar yıl olan gaz evresi de geçirmistir.

Dünyanın birçok başka gezegen ve ayda olduğu gibi içi boştur. Dünyanın kabuğu yaklaşık 700 mil kalınlıktadır ve yerçekimi bu kabuktadır. Dünyanın dışından içine uzanan tüneller vardır. İki kutupta da kabukta yüzlerce mil genişliğinde yuvarlak açıklıklar vardır ve uydu fotoğraflarından görünür (Bunlar topluma gösterilmez). Gezegenlerin çoğunun, Venüs ve Satürn mesela, içinde yaşayanlar vardır. Bizim gezegenimizde de bu böyledir. Dünyanın içinde Agarta denilen oldukça gelişmiş bir uygarlık yaşar. Bu antik milletin uzaylı uygarlıklarla bağlantısı vardır ve doğa ile tamamen uyum içinde yaşarlar. Mamutlar ve kılıç dişli kaplanlar gibi, Dünya yüzeyinde çok uzun zamandır nesli tükenmiş pek çok hayvan halen orada yaşamaya devam etmektedir.

Agarta ağı dediğimiz yeraltı dünyası birçok medeniyete ve değişik çeşit varlığa ev sahipliği yapar. Buna, yüzden fazla Dünya kabuğuna dağılmış uydu şehirler de dahildir. Bunların arasında, daha önce Atlantis ve Lemuria gibi yüzey antik uygarlıklarında yaşayanlar tarafından kurulan şehirler de vardır. Burada bizim türümüzden çok daha uzun boylu olan (4 metreye kadar uzun) türler de vardır. Agartalılar ayrıca bizden çok daha uzun yaşarlar ve 10.000 yaşından fazla olabilirler.

Geçmiş 200 milyon yıl boyunca Dünya çok genişlemiştir. Bunun nedeni hızlı dönmeden kaynaklanan merkezkaç kuvvetidir. Geçmişte şu anki büyüklüğünün sadece dörtte biri kadardı ve heryıl birkaç inç daha büyümektedir. Bu nedenle geçmişte yer çekimi çok daha azdı ve dinazorlar yüzeyde yürüyebiliyorlardı. Şimdi olsa tartışmasız hızlı hareketlerde kemikleri kırılır, kalp problemleri ve kas yırtılmalarından çekerlerdi.

Dünya yüzeyindeki nüfusa, uzaylı uygarlıklar ve “içerideki” komşularımız şaşkınlık ve anlayamama karışımı duygularla bakmaktadırlar. Bir taraftan artistler, müzisyenler ve her türde çalışan sanatkarlar gibi güzel şeyler yapmaya muktedirken, diğer taraftan çok fazla zalim ve kayıtsız olabiliyoruz, kendi türümüze karşı bile! Paranın bu kadar güç kazandığı tek uygarlığız ve bedava enerji hala sivil toplumumuza giremedi. Ancak bedava enerjinin kulanılmamasının sorumlusu biz değiliz, mükemmel bir şekilde çalışan sıfır noktası aletlerini bize tanıştırmak isteyen Nikola Tesla gibi birçok mucit, Dünya’daki yöneticiler tarafından susturulmuşlardır.

Evrende sayısız renkte birçok insan türü vardır. Bizim türümüz, homo sapienler, 200.000 yıl önce negatif uzaylı ziyaretçiler tarafından yerli insanlar üzerinde yapılmış genetik denemelerin ürünüdürler. Tarih boyunca uzaylı ziyaretçilerin çok fazla genetik denemelerine tabi olduğumuzdan, 20’den fazla uzaylı türünün DNA sını taşımaktayız. Sadece insan tipi uzaylıların değil; grey, reptilian, feline gibi ve diğer çeşit uzaylıların DNA larını taşımaktayız. Bu nedenle DNAmıza “asil” olarak saygı gösterilmektedir.


DNA nın calışması bizim normal bilimimiz tarafından zar zor anlaşılabilmektedir. DNA etrafımızdaki enerji ile sürekli iletişim halindedir. Bir taraftan DNA enerjiye yön verir ve bu şekilde maddeye şekil verirken; diğer taraftan DNA dizisi etrafındaki enerjiye karşı duyarlıdır. Yani pozitif enerji yayarak, kendinizi ve etrafınızdakileri daha mutlu ve sağlıklı yapabilirsiniz. DNA nın daha önce bahsettiğimiz kollektif bilince direkt etkisi vardır. Kollektif bilincimiz gerçekliğimizi oluşturur. Tüm varlıklar belli frekanslarda titreşen ışık enerjisidir. Tam bilinç bu enerji içinde vardır ve bu nedenle DNA mız ya da beynimiz maddeye etki eder. Taş gibi, katı bir madde gerçekte belli bir titreşimdeki ışık enerjisidir. Bu yüzden bilim adamlarına göre moleküller, atomlar, elektronlar ve hatta küçük parçacıklar çıkınca, “hiçlik” kalır, fakat o “hiç” ışıktır.

Aslında şunu diyebilirsiniz: madde=enerji=ışık=sevgi=ruhlar=Tanrı=herşey. Bundan dolayi, Bir’in Kanunu!

Kolektif bilince gezegeni saran ve içinde herşeyin bilindiği bir alan olarak bakabilirsiniz. Bu gezegendeki tüm insanların enerjilerinin toplamıdır, düşünceler, niyetler, bilgi ve duygular gibi. Bu içine sığan Dünyayı yaratır. Bilinçli bir şekilde yaratılan düşünce ve hislerle yaratılır.

Tüm bunlar yüksek uygarlıklar için çok kolay şeylerdir. Fakat büyük ölçüde elit tabakanın engellemeleri yüzünden bu, Dünyada böyle değildir.

“Elit” kelimesini duyunca birçok insan kendilerini süslü partilerle, at yarışlarıyla eğlendiren zengin insanlar grubunu düşünür. Fakat anlamı tamamen farklıdır. Gerçek elit, en azından kendisine “İlluminatı” (aydınlanmış) diyenler, 13 devasa zenginlikteki siyonist aileleri içerir. Bunların Rockefeller, Rothschild, Warburg, Bruce, De Medici, Windsor vb. İsimleri vardır. 300 başka aile tarafından desteklenirler. Bu ailelerin isimleri aşina olduğumuz bazı isimlerdir: Bush, Ford, Roosevelt, Agnelli, Kuhn, Loeb, Montgomery, Morgan, Schiff gibi. Bunları çevreleyen ve güce arzu duyan pekçok insan vardır: Henry Kissinger, Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Bill Gates, Hillary Clinton, Warren Buffet gibi. Beraber Dünyadaki tüm gücü ve parayı kontrol ederler. Sayısız organizasyon ve düzen yönetirler: Vatikan, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), CIA, NASA, Bilderberg, Thule, Skull&Bones ve başkaları gibi.

Yüzlerce yıldır illuminati kendilerine küçük adımlarla sözde “Yeni Dünya Düzeni” denilen düzeni getirecek gizli bir gündem üzerinde çalışmaktadır. İlluminatinin insan hayatına saygısı yoktur ve kemiklerine kadar yozlaşmış varlıklardır. Bu ailelerin kan bağları Babil zamanlarına kadar gider ve kendi aralarında evlenerek bu bağları mümkün olduğunca “saf” tutarlar. Bunlar ayrıca Dünyadaki en güçlü organizasyon olan “Hür Masonluk”un en yüksek kademelerini oluşturur.


Kökenleri insan değil “uzaylı” dır. 4.000 yıl önce Reptilian (sürüngen) denilen bir grup görünmeden Dünyayı fethetmek için gizlice planlarını uygulamaya başlamıştır. Evrende ayrıca barışçıl Reptilian uygarlıklar da vardır, ancak bunlar negatif varlıklardı. Bu Drako (Drako takım yıldızından) tipi varlıklar insanları sadece yiyecek ve cinsel şehvetlerini giderecekleri varlıklar olarak görürler. Reptilianlar üçüncü ve dördüncü boyutlarda yaşar. İnsanların korku içinde iken yaydıkları enerji (loosh) onlar için lezzetli yiyecek olarak algılanır. Bu varlıklar fiziksel ve zihinsel olarak çok güçlü varlıklardır ve her türlü melez formda (insan/reptilian) olabilirler. Sıklıkla şekil değiştirme sanatını bilirler ve hem insan hem reptilian DNA’ları taşırlar ve bunlar arasında görüntülerini değiştirirler. Bunlar evrendeki en negatif varlıklardır. İnsan standartlarına göre son derece kötü ve vicdansızdırlar.

Onların hareketleri çoğunlukla bizden gizlenir, genelde kendilerini derin yeraltı şehirlerinde saklarlar (Agarta Ağının parçası olmayan!). Reptilianlar binlerce yaşa kadar yaşasalar da, en saf reptilianlar Dünyadan şu ana kadar yokolmuşlardır. Bunun nedeni Yükselmekte olan gezegenimizin bu gibi varlıkların kaldıramadığı artan titreşimidir. Fakat halen melezler ve başka Grey gibi negatif uzaylılar gezegenimizde yaşamaktadır.


Yıllar boyunca İlluminatinin eylemlerini araştıran/çalışan kim olursa olsun, bunların arkasındakilerin insan olamayacağı hissine kapılır. Onların yaptıkları arasında Dünya savaşlarını, terörist saldırıları, 11 Eylül gibi saldırıları, halkın chemtrailleri (uçakla püskürtülen zararlı kimyasallar), zehirli ilaçlar ve McDonald's ve KFC gibi kanserojen yiyeceklerle zehirlenmesini, gizli toplantıları, insan avcılığını, kan ritüellerini, çocukların suistimal edildiği seks alemlerini, iyi niyetli politikacıların ve pop sanatçılarının öldürülmesini sayabiliriz. Dünya tarihinde olan kötü şeylerin neredeyse hepsi, eninde sonunda bu grubun hesabına yazılabilir.

Negatif uzaylıların etkisi azalmış olsa da, Dünya üzerinde kurmuş oldukları güç sistemi hala ayaktadır. Bu sistem gizli servislerden çok uluslu şirketlere, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için herşeyi yapmaya göze almış milyonlarca çalışanları tarafından korunmaktadır.


Şimdi, tüm bunlar hakkında olağanüstü olan şey nedir? Her şeyin bu şekilde planlanmış olmasıdır. Bu döngüde Dünyanın hapishane gezegen olarak çalışması planlanmıştır. Çevremizdeki uygarlıklardan karantinaya alınmış bir gezegen olarak... Negatif karmanın çözüldüğü , negatif ruhların belalarından kurtulmak ve dualiteyi tecrübe etmeleri için gönderildiği bir gezegen olarak... Çünkü ruh bundan çok şey öğrenir. Yani, belli bir seviyeye kadar karanlık varlıkların ilerlemesine izin verilmiştir, Balık Döngüsü bitene kadar.

Ve o an neredeyse geldi, çünkü çok yakında Altın Çağ başlayacak. Bu, sevgi, uyum ve tam bilinç çağı olacak. Diğer Galaktik uygarlıklarla ve ruhlarla, mesela, sevdiğimiz ölmüş kişilerle bağlantının yaygın olduğu gibi, Agarta’yı ya da Güneş Sistemimizin çok dışındaki gezegenleri ziyaretin yaygın olacağı bir çağ. Bu zaman gelinceye kadar İlluminati bu değişiklikleri engellemek için her şeyi yapacaktır, fakat bu boşuna olacak, çünkü evrensel döngüler kimse tarafından durdurulamaz. Bunlar tanrının iradesidir... Ve olacaktır.

Böyle..İşte hepsi bu. Hala burada mısınız? :)Öyle gözüküyor. Çok iyi!

Buralara kadar gelip de gerçeklerden kaçma içgüdünüzü yendiğinize göre, size artık uyanmışlığın ilk adımını atmış diyebiliriz. Tekrar gelip burada güncel başlığı altında her konuda yayınladığımız detaylı yazıları okuyarak “uyanmışlığınızı” yani bilginizi ilerletmeye davet ediyoruz.

Sizi sevgiyle tekrar bekliyoruz...




2 comments:

  1. Bu güzel bilgiyi paylaştığınız için teşekkür ederim, çok bilgilendirici ve çok iyi görünümlü bir blog.
    Çok güzel bilgi ......Call Center Istanbul

    ReplyDelete