28 November, 2015

Kozmik İfşaat 2. Sezon - 8. Bölüm: Mars'ta Hayat Bulma| Corey Goode ve David Wilcock






Bu makale http://spherebeingalliance.com/blog/transcript-cosmic-disclosure-finding-life-on-mars.html sayfasından alınarak çevirilmiştir.

DW: Pekala. Kozmik İfşaate hoşgeldiniz. Ben sunucunuz David Wilcock. Ve biz bilmek istediğimiz için buradayız. Corey Goode burada. Soruları sordukça, ben de pekçok yeni şey öğreniyorum. Mars’a önce Almanların yerleştiğini söylemiştik. Fakat oraya giden ilk varlıklar Almanlar değildi. Orada pekçok, çok fazla grup vardı. Bu konularda daha fazla konuşmadan önce , Mars’taki farklı yaşam tiplerinden bahsedeceğiz, çünkü bu çok büyük bir konu. Corey, tekrar şovumuza geldiğin için teşekkürler.

CG: Bir şey değil.

DW: Öncelikle, önceki bölümlerde Marstaki bitki örtüsünden bahsetmiştin. Ne gördüğün konusunda kısa bir özet verir misin. Yüzeyde yürüdün mü? Hiç bitki tipi yaşam gördün mü?

CG: Benim kendimin gördüğü, ileri bir bölgede karakol inşa ederken gördüğüm, bir çeşit çalı kolonisi. Bunlar mor ve kırmızı, kalın sapları toprak altına giden; dayanıklı, kısa, ve kaktüse benzeyen çalılıklardı. Bunların keskin, sivri yaprakları vardı ve çok keskindiler.

DW: Hangi tarafı mor, hangi tarafı kırmızı idi?

CG: Gövdesi mor ve kırmızı idi. Ve yapraklar da mor ve kırmızıydı. Ve gövdede ve dallarda dikenler vardı. Bunlar elini yaklaştırabileceğin gibi değildi. Çok dikenliydi yani.

DW: Geçen bölümde muhtemel yerli Mars ırkı hakkında konuşmuştuk. Bize benzediklerini söylemiştin. Dünyada hangi insan ırkına benziyorlar? Ne çeşit insan?

CG: Tanım kırmızımsı bir tonları olduğuydu. Cüppe giyiyorlardı. Çok ürkeklerdi ve kimseye yanaşmazlardı.Ve yakalanıp sorgulananlar yerli ve Marslı olduklarını söylüyordu. Kökenlerinin Mars olduğunu söylüyorlardı.
Fakat onları sorgulayanlar bunun doğru olduğundan emin değildi. Çünkü geçmişte Dünyalı olup Dünya dışından olduğunu söyleyen fakat aslında Dünya’da Antik Ayrılmış Medeniyet gruplarından olan bazı varlıklar tarafından kandırılmışlardı. Ve bu grupların bazıları uzaya seyahat edebilen gruplardan olduğundan, Mars’a gidip orada koloni kurmuş olabilirlerdi. Bu varlıklar da o gruplardan kalanlar olabilirdi.

DW: Mars’a giden Almanlar konusuna dönecek olursak, ve sen de Mars’ta antik piramitler üzerinde uçtuğunu söylemiştin.

CG: Kısmen görünen piramitler.

DW: Almanlar oraya vardıklarında bu piramitlere ilgi gösterdi mi? Bunlara inip kontrol etmek istedi mi? Bana öyle geliyor ki doyumsuzca onları kazıp ne olduklarını falan bulmak istemişlerdir.

CG: En çok ilgi gösterilen teknoloji bulunması idi, antic teknoloji. Ama hatırlamak gerekir ki bazı bölgeler insanlara yasaktı, özellikle o zaman. Oradaki ırklar bölgelerini çok sahip çıkardı. O yüzden, birşey istediklerinde durup resim çeker, örnek alır ve ayrılırlardı. Bu onların araştırma şekliydi. Çünkü bu bölge başka bir gruba ait kabul edilmekteydi.

DW: Oradayken Mars üzerindeki yüz ile ilgili hiçbir bilgiye rastladın mı, varlıklarca mı yapılmış, kim yapmış biliyor musun?

CG: Hayır. Ben oradayken Mars’ta yüz olduğunu bilmiyordum. Yani yüz yoktur demiyorum. Sadece görmedim. Bu konuda konuşulduğunu duymadım.

DW: Geçen konuşmamızda Almanların kutuplar yakınına yerleşmesi konusuna giriyorduk. Burası tundra tipi bir yerden çok tayga tipi bir yerdi. Arktik bölgede değillerdi. Fakat bizim kutuplardaki donmuş bölge gibi donan bir yerdi.

CG: Daha çok Goldilocks bölgesi gibi; çok soğuk ekvator bölgesi ile çok sert polar bölgesi arasında.

DW: Bu bölgelerdeki en düşük ve en yüksek dereceler neydi?

CG: Atmosfer basıncı nedeniyle---ve bu içinde bulunduğun sezona da bağlıydı. Fakat sıcaklıklar saatler içinde 40, 50 F derece değişebilirdi.

DW: Oh, wow.

CG: Mars yüzeyindeki sıcaklıkları tam olarak hatırlayamıyorum. Fakat internette verilen istatistiklerden daha sıcak olduğuna eminim. Burada şimdi bahsetmek istediğim bir şey ise, benim orada olduğum yıllarda, uzay programları mikrop, bakteri gibi şeylerin bir gezegen küresinden diğerine karşılıklı bulaşması konusunda çok dikkatli idi.30'lu, 40'li ve 50'li yılların başlarında o kadar dikkatli değildi. Özellikle Almanlar Mars'a, kasalar ve kasalar dolusu malzeme ve araçlar ve ihtiyaçları olan şeyleri getiriyordu.Ve çok rahatsız edici bazı haşereleri de getirdiler. Hamam böceği, fare, örümcek, ve başka Dünya haşeresi getirdiler ve bu Mars'ta bir problem haline geldi ve onlar da kirlendi. Fareler normalden daha büyük oldu ve yüzeyde rahat bir şekilde yaşadı. Ama hamam böcekleri çok büyüdüler, elinizden daha büyük boyutlara ulaştılar.

DW: Aman Tanrım.

CG: İnsanlar hamam böceklerinin nükleer bir savaştan bile sağ sağlım çıkabileceğini, Mars yüzeyinin onlar için problem olmayacağını söyleyerek eğleniyordu

DW: Farelerin yiyebildiği yerli böcek var mıydı? Onların yiyecek kaynağı neydi yani?

CG: Bilmiyorum. Eminim büyük ihtimalle böceklerdi çünkü çok büyük örümcekler olduğunu biliyorum.Sadece bu konuda okumadım ve kendim tecrübe etmedim. Böcek benzeri varlıklar, biyolojik bir teknoloji kullanarak belirli işler için küçük böcek ve haşeratlar yaratıyorlardı.

DW: Klon gibi mi?

CG: Evet, ama daha küçük böcek tipi “drone”lar yaratıyordu. Çatışmaya gireceklerse ya da savaş tipi bir durumda olduklarında yaratıyorlardı. Bu onların teknolojilerinin bir parçasıydı.Bir çeşit biyolojik teknoloji.

DW: Evet. Sonra uzaktan kumandalı gibi bu “drone”ları kullanıyorlar mıydı?

CG: Evet. Ve bunların kovan zihni, gerçek kollektif zihni vardı. Birçok insan kollektif zihnin ne olduğunu bilmedikleri halde bildiklerini sanır.Fakat bunların kovan zihniyeti vardı, bir çeşit koloni tipi yapıları.

DW: Almanlar lastik tekerlekleri ve direksiyonları olan araçlar getirdi mi?

CG: Kesinlikle. Mm-hmm.

DW: Gerçekten? Jip ya da tank, ya da ne kullanıyorlardı?

CG: Tank gövdesi üzerine inşa edilen,basınçlı ve tabi ki zırhlı özel araçlar geliştirdiler. Gezintiler için kullanılan Almanlarınkiler her zaman zırhlıydı.

DW: Mağaralara girip teknolojik kalıntılar ararlar mıydı?

CG: Her zaman seferler yaptıklarını biliyorum, teknoloji aradıklarını, gezegende değişik kaynaklar aradıklarını, sürekli keşfettiklerini, özellikle değişik kaynaklar. Mağaraların gündeme geldiği tek zaman, lava tüplerine giden yolları keşfetmeye çalışırken, bir gün bu lava tüplerini ellerine geçirmek için yaptıkları keşif misyonlarıydı.

DW: Biyolojik hayat için çok tehlikeli primitif bir portal teknolojisi kullanarak işlenmemiş materyalleri Mars'a transfer ettiklerini söylemiştin. Bu portal ne kadar büyüktü? Tank gibi araçları buradan geçirebiliyormuydular? Onları Mars'ta mı yapıyorlardı yoksa portal ile mi getiriyorlardı?

CG: Evet. Bu başlarda Güneş sistemindeki doğal portal sisteminden yararlandıkları zamandı. Burada gerekli hesaplamaları ve belli gezegenlerin pozisyonlarını (ya da başka cisimlerin) anlamıyorlardı. Burada pek çok hesaplama var. Aslında onlara yüksek-boyutsal matematik, hesaplamalarda onlara yardım eden başka bir ırk tarafından verilmişti. Ve ben bu matematiğin sıkça kullanıldığını görmüştüm, ve bunlarda çok az numara vardı. Garip bir sürü sembol vardı. Ama bunlar matematik eşitliklerinin yazıldığı gibi tahtalara yazılıyordu.

DW:Ama sorunun cevabı nedir? Tank geçirebilecek portal olanakları var mıydı?

CG: Kesinlikle evet.

DW: Gerçekten?

CG: Birden fazla tank geçirebilecek.

DW: Gerçekten? Bir kerede birden çok tankı geçirebilecek kadar geniş mi?

CG: Evet, isteseydiler oraya savaş gemisi geçirebilirlerdi.

DW: Bu portal neye benziyor? Dünya'da başladığı yeri görecek olsak, Yıldız Kapısı programında olduğu gibi halka şeklinde mi? Neye bakıyoruz?

CG: Bu portallar baloncuktur.

DW: Enerji baloncuğu gibi mi?

CG: Enerji balonu gibi görünürler. Dışından, eğer sıcak bir otobana bakarsanız, görürsünüz.

DW: Serap

CG:Serap etkisi otobanda sıcaktan kendini gösterir. Bu her tarafında olur. Ve bu duvar gibi değildir, içine yürüdüğün düz bir şeydir.Bunun içine iki farklı
yönden yürüyebilirsiniz, ya da 360 derecelik yönlerden. İnsanlar bunun içine her yönden girebilir, ve öbür tarafta, herhangi bir yönden çıkarlar.

DW: Wow. Karşı tarafa mı geçmen gerekir? Balonun içine girip, içinde yürüyüp, mesela saat 6 istikametinde girip,12 istikametinde mi çıkarsın? Yani balonun içinden yürüyüp öbür tarafından mı çıkarsın? ya da...

CG: Yön duygun bir kere içine girince tamamen gider. İçine girdin mi, girdiğin yeri referans aldığında nerden çıkacağın hiç belli değildir. Sadece bu balonun içine yürürsün, bir kere yürüdün mü, yürüdükçe, ilginç bir duygu-nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Çok garip bir duygu. İçine girdikçe, aynı zamanda içine de çekilirsin. İçine düşersin, ve dışına fırlarsın.

DW: Bu olurken zaman kavramını hisseder misin?

CG: Hayır. Yıldız Kapısındaki gibi değil-vizzz- tüpten, bu halkadan geçiyorsun. Bu duygu hiç yoktur.

DW: Bu çok hızlı bir sıkışma ve genleşme mi?

CG:Doğru. Ve seni etkiler. Bu etkiler konusunda yardımcı olmak için insanlara iğne falan yaparlar. Beyninin yakınına çok büyük bir mıknatıs konmuş gibi, sana verdiği gerçek bir mide bulantısı, aklı karışmışlık duygusu. Bu olur.

DW: Evet, Henry Deacon ona boyutötesi bozukluğun etkilerini azaltmak için lorentzil gibi birşey verdiklerini söyledi. Sen buna geçeci bunaklık demiştin.

CG: Birçok parçayı gönderecekleri zaman, bu parçaları balonun oluşacağı yere koyarlar. Sonra balon oluşur. Ve balon tek büyüklükte olur. Ve sen daha sonra malzemenin nerdeyse erir gibi portaldan geçtiğini görürsün.

DW: Gerçekten?

CG: Evet. Ve sonra bunlar öbür tarafta belirir.

DW: Bu hareket ne kadar hızlı görünür?

CG: Çok çabuk, yoğunluğa ve orada bulunanın boyutuna göre değişir.

DW: Nerdeyse birşeylerin balonun içine çekilmesi gibi, yani bir kamışın içinden geçer gibi.

CG: Borunun içinden gitmek gibi.

DW: Wow.

CG: Evet.

DW: Portalın içinde oluştuğu odaya girelim. Bunun içeride olduğunu varsayıyorum. Bunu açık bir yerde yapmayacaklardır.

CG: Hayır, birçok kez bu açıkta yapılır.

DW: Gerçekten?

CG: Bu doğal portallar bazen üst atmosferde oluşur. Bazen yüzeyde olur, bazen yeraltında. Bunlar gezegenin her tarafında, grid sisteminde oluşur. Şimdi, bazı antik- insanlar Amerikanın Orta Doğuya bu antik teknoloji, bu portallar için gittiğini söylüyor.

DW: Irak gibi mi?

CG: Evet. Bunlar doğal portalların oluşumu ile ilgili tahmin olaylarını ortadan kaldıran gerçek araçlardır. Noktadan noktaya insanları ve malzemeyi güvenli bir şekilde gönderen teknoloji vardı. Şu anda doğal portal sistemi çevremizde gerçekten olmakta. Ve sezgisel empati kuranları bu portalların ne kadar sürede, nerede oluşacağını bulmada yardımcı olmaları için kullanırlardı. Fakat sonra bu konuda kullandıkları yapay zekaları oldu.

DW: Almanlar doğal portalları kullanıyorlardı, ve portalın nerede olacağını biliyordu ve bu portal Mars'a gidecekti ve sonra tanklarını ya da malzemelerini o portalın oluşacağı noktada sıraya sokarlardı?

CG: Doğru. Bu her zaman pekçok tank değildi. Fakat tutarlı olduğunu bildikleri bir alanı kullanırlardı. Ve onlara verilen bu matematik modelini kullanarak ve Dünya dışı ittifaklarının yardımıyla, bu doğal portal sistemlerini çok erken ve teknolojik olmayan bir şekilde, biz şu anda kullandığımızı kullanmaya başlamada önce, kullanmaya başladılar.

DW: Stonehenge gibi birşeylere baktığımızda,bu doğal yıldız kapılarını kullanma ve kontrol etme miydi? Burası yıldız kapısını çekmek için mi kullanılıyordu?

CG: Bu gezegenin doğal enerji gridini kullanma ve sömürmeydi ama tam olarak portallar ile alakalı değil.

DW: Tamam. Almanlar konusunda merak ediyorum ama. Bize şimdi söylediğin şeyler hakkında biraz gizem var. Onların anten ya da teknik aletleri var mıydı bu halkanın mesela içine koydukları, bu balonu dengelemek için? Bu teknolojinin çalışmasından emin olmak için inşa ettikleri bir teknoloji var mı?

CG: En başta yoktu.

DW: Gerçekten? Başta hiçbirşey yok muydu?

CG: En başta, işlenmemiş doğal portal sistemlerini kullanıyorlardı.Bu en baştaydı. Sonra elektromanyetik alanları ve iki nokta arasında noktadan noktaya burulma alanları yaratmak için bükülmeyi kullanma amacıyla matematik modellerini kullanmaya başladılar. Bükülme dönen bir alandır. Her yüzde, aynı anda bunu yaratırlardı, her yüzde bunlar aksi istikamette dönerdi. Ama dengelemek için ve tutmak...

DW: Oh,onu döner vaziyette tutmak için

CG: Noktadan noktaya olan deliği daha uzun tutmak için. Ama bizim oraya gelişimiz oradaki dengeyi bozdu ve günümüze yakın zamanda bile böcek tipi varlıkların ve reptilian varlıkların birbirleri ile ve yeni gelen Dünya insanları ile problemleri olmasına neden oldu.

DW: Süper Federasyon Konferansında Dünyada 22 genetik program yürüten Ayın arka yüzünde kamp yeri olan 40 ana gruptan bahsetmiştin. Kendi alanlarını bölgeselleştirmişler.Bu 40 ana grubun hepsinin Mars üzerinde kendi alanları var mıydı?
CG: Birkaçının Mars'ta varlığı olduğunu duymuştum, fakat birçoğu gaz devlerinin uydularında ve küçük gezegenlerde ve uydularda varlık gösteriyorlar. Mars'ta çok fazla bulunmuyorlar.

DW: Yani Mars, içinde kendi çatışmalarının olduğu, sadece üyelerinin girebildiği, sınırlı bir bölge mi?

CG: Evet. Normal olarak, biz insanlar olarak oraya gidip bayrağımızı dikip toprak almaya başladık. Bu oradaki güçler arasındaki denkliği ve dengeyi bozdu.

DW: Ekvator civarında Almanların bir çok başarısız başlangıç denemesi olduğunu söylemiştin.

CG: Ekvator civarında ve birkaç başka yerde yanlış yere inşa ettiklerinde. Bu yanlış grupları sinirlendirdi ve istila edilme ve bütün yerleşkenin kaybedilmesiyle sonuçlandı. Bunlar o zaman küçüktü ve içinde insanlar vardı.

DW: Küçük dediğinde , ne kadar küçük? Kaç kişi orada çalışıyor olabilir?

CG: Düzinelerce.

DW: Tamam. Kaybedilmemiş ve kötü bir bölgede olmayan senin bildiğin ilk yerleşke neydi?

CG: Bunlar 50'li yılların sonlarında olmaya başladı. ABD gerçekten devreye girince-- ya da ordu endüstri kompleksi, bu kompleksi oluşturan şirketler yani, Almanların arkasına geçtiler ve onlarla çalıştılar. Bundan sonra gerçekten başarılı olmaya başladılar ve alanlarını da koruyacak güce sahip oldular.

DW: Böylece Mars'ın haritasını çıkarmaya başladık, fakat ilk yerleşkelere gelmeden daha girebileceğimiz çok konu var. Aynı fikirde misin?

CG: Evet. Şu anda yaptığımız sadece bundan sonra olanları anlatmamız için gerekli temeli yapmaktı. Almanlar ve ABD ordu endüstri kompleksi ittifaklarını oluşturduktan sonra ve Gezegenlerarası Kurumsal Şirketler Grubu (the İnterplanetary Corporate Conglomerate-İCC)'yi oluşturduktan sonra, Güneş sistemine yayıldılar ve Mars'ta büyük yapılar ve koloniler kurdular. Biz sadece bu konuşma için bir temel oluşturduk.

DW: Harika. Bir sonraki sefere bunu yapacağız. Mars'ı kolonize eden uzay programını alacağız ve bu esrarengiz kırmızı gezegenin, bu ayrık medeniyet için, nasıl büyük bir insan yerleşim yeri olduğu hakkında şu anki zamana gelişteki detayları konuşacağız. Bu Kozmik İfşaat. Umarım bunlar hoşunuza gidiyordur. Benim gidiyor. Ve bilmeniz gerektiği için buradayız. Bir sonraki sefere görüşeceğiz. Ben David Wilcock. Seyrettiğiniz için teşekkürler.

Bu röportaj Summer Sun tarafından Türkçe'ye çevirilmiştir.

No comments:

Post a Comment