31 May, 2015

UYANIN !


Siz de etrafınızdaki yalanlardan, düzenbaz politikacılardan, sizi ezmeye çalışan yüksek egolu insanlardan yoruldunuz mu? Dünya'daki savaşlardan, Amerika’nın diğer ülkeler üzerinde oynadığı oyunlardan, depremlerden, kazalardan, felaketlerden, hastalıklardan, insanlık üzerinde bu bitmek tükenmek bilmeyen dertlerden, işkencelerden yoruldunuz mu?

Neden sizce bildiğimiz tarihte hiç mutlu bir dönem yok?
Niye beynimizin sadece %10’nu kullanabildiğimizi sorguluyor musunuz?
Neden insan ömrü bu kadar kısa? Kansere  neden hala bir çare yok?
Neden sizce bilgisayar teknolojisi daha çok gelişmişken, bizler hala aynı metodlarla çalışan arabalara biniyoruz? Bir düşünün, 20-30 yıl önce size biri tablet bilgisayar verseydi, ne düşünürdünüz?
Sizce neden hala 30 yıl önce kullanılan tipte motorlu arabalara biniyoruz?
Neden anlatacağım…
Bu arada…
Biliyor musunuz? Medeniyetler beşiği yurdumuzda ortaya çıkan bazı arkeolojik bulgular bilinen insanlık tarihini tamamen değiştirdi.
Şanlıurfa yakınlarında Göbekli Tepe bölgesinde ortaya çıkan arkeolojik bulgular bilinen insanlık tarihinin yanlış olduğunu kanıtladı. Metal aletler kullanarak taşları yontmayı 6000 yıl önce öğrendiğini düşündüğümüz insanlık, bu bulgulara göre 10000-12000 yıl önce büyük ve detaylı ibadet yerleri inşa etmiş.

Şimdi lütfen sabırla anlatacaklarımı dinleyin… Size son 6 ayda yaşadığım süreçte ne cevaplar bulduğumu anlatmak istiyorum. Sabredip okursanız, eminim siz de anlatacaklarımda bir miktar kendinizi bulacaksınız… Anlatırken size mümkün olduğunca linkler vereceğim kendiniz de okuyun diye.
İnsan aklı sadece yaklaşık %10 kapasitede çalışıyor. O yüzden bunları okurken gönlünüzü açın. Eğer duyduklarınız yüreğinizde bir sıcaklık hissettiriyorsa, bilin ki bu duyduklarınız doğru. Çünkü bizi ruhumuza, gerçek benliğimize, ölünce de yok olmayacak benliğimize bağlayan köprü hissettiklerimiz gönlümüzde. Çünkü ruhumuz aslında evrendeki gerçekleri seziyor. Düşük kapasitede çalışan beyinlerimiz aradığımız cevapları bize veremez. O yüzden, lütfen gönlünüzle dinleyin… Kendinizi hazırlayın… Çünkü gerçekler fantazilerden, seyrettiğimiz Amerikan filmlerinden daha çılgın. Ama sonunda ışık var. Sonunda hiç olmadığımız kadar büyük bir sevgi ve mutluluk var. Şimdi rahatlayın ve benim hikayemi dinleyin…
Hatırlıyor musunuz, 2012 yılında Maya takvimine göre dünyanın sonunun geldiği tartışılıyordu.
21.12.2012 geldi ve geçti. Kıyamet kopmadı… Nedenine gelince….



Değişik kaynaklardan öğrendiklerimi bir araya getirip sizlere anlatmak istedim. Aşağıda anlatacaklarımı mümkün olduğunca detaylara girmeden ve asıl konudan uzaklaşmadan anlatacağım. Benim için herşey Maya takviminin sonu olan 21.12.2012 tarihi ile ilgili gizemi araştırıp öğrenmekle başladı. Sonra David Wilcock, David Icke, Alex Maxwell, Shelden Nilden, Alex Collier, Omnec Onec, Charles James Hall, Stan Romanek, Scott Lemriel, Dolores Cannon, Corey Goode ve COBRA gibi birçok kişinin kitap ve internet sayfalarını okuyarak, konferans konuşmalarını dinleyerek anlatacaklarımı öğrendim. Eğer anlatacaklarımı sorgulamak isterseniz, lütfen siz de okuyun.

İnsanoğlu 26000 yıl önce Atlantis zamanında, Dünya’da üçüncü boyut varlıklar olarak yaşarken ruh ve yaradanla tamamen bir bağlantı içindeydi. COBRA’nın anlattığına göre amacımız Dünya’yı Altın çağına taşımaktı. Bu zamanlarda Dünya’da hem ışık güçleri (Yaradan ile bağlantılı), hem de karanlık varlıklar (Şeytana tapan) bulunuyordu. Ancak Archon denilen, Yunanca’da yönetici anlamına gelen varlıklar ve Chimera denilen (Andromeda galaksisinden gelen ve buradaki karanlık güçlerin liderlerinden oluşan)  grup Dünya'yı ele geçirdi ve insanoğlunu rehin aldı.

Bu sırada Dünya’da yaşamakta olan diğer gruplar yüzeyi terketmeye ve yeraltına gitmeye zorlandı. Bu gruplardan olan ışık güçleri kendi yeraltı şehirlerini kurarak gezegenimizdeki ışığın temsilcileri olarak 26000 yıldır yeraltında yaşamakta. Bu insanlara Agarthalılar deniyor. Yaşadıkları yerlere Agartha, ya da Shamballa deniyor…

Bu arada bazı karanlık güçler de belli bölgelerde kendi yeraltı şehirlerini kurarak Drako ve Reptile(Sürüngen)  denilen ve yeraltında yaşayan karanlık varlıklarla birlik oldular. Onlar da son 26000 yıldır bu şekilde yaşamaktalar. Onlara da Shamballa, Agartha ağı deniliyor. Ya da Naga Krallığı,  ya da Patala.. Yani aynı isim hem ışık hem karanlık güçler için kullanılabiliyor.

Karanlık güçler, yüzeyde yaşayan insanlığın yaradan ile bağlantısını kesmek için enerji alanlarına kristal implant “çipler”  yerleştirdi. Bu çipler bizlerin Atlantis zamanından beri Dünya'ya reenkarne olmamıza neden oldu. Yani insanlık öldükten sonra hep Dünya’da doğdu, tekrar ve tekrar. Bizler tam 25000 yıldır bunu yapıyoruz. Bu çipler birinci seviye kontrol mekanizmasıydı.
İkinci seviye programlama eterik ve plazma yapımıza eklendi. Bunlar her doğduğumuzda  geçmiş hayatlarımızı unutmamızı sağlıyordu.

Bu karanlık varlıklar “the Veil” yani ”tül” denilen bir teknolojiyi halen yoğun bir biçimde üzerimizde kullanıyorlar. Bu teknoloji elektromanyetik frekans bloğu olarak düşük astral ve eterik düzeyde gök ve yüzey arasında 8.6 mil genişliğinde bir teknoloji. Bu teknoloji biz ruhani uykumuzdan uyanmaya başladıkça tekrar programlamaya yarıyor. Aynı zamanda evrendeki pozitif varlıkların Dünya’ya yaklaşıp bizi uyarmalarına engel oluyor. İşte bu yüzden bugüne kadar ne zaman biri “uzaylılar gerçek” dese birden herkes onu dışlıyor. Ya da biri diğer boyuttan varlıklarla bağlantıya geçse herkes ona karşı bir korku duyuyor ve onların doğru söyleyebileceği ihtimalini değerlendirmekten kaçınıyor. İşte bu yüzden birçok pozitif dünya dışı varlık, özellikle akrabalarımız olan, Pleiadesliler ve birçok başka pozitif varlıklar bize kendilerini açıkça gösteremeyip tarlalara mesajlar bıraktı. Belki bugüne kadar verilmiş en net mesaj, Galaktık Işık Federasyonu kumandanı Ashtar temsilcisi Gramaha tarafından İngiltere’de televizyon yayınına girilerek sesli olarak verildi.

http://prepareforchange.net/2015/04/28/alien-warning-message-live-on-tv-in-uk-we-come-to-warn-you-about-your-race-and-your-planet-youtube/

Perde teknolojisini bazı insanlar kulaklarında bir çınlama olarak duyabilirler. Bu teknoloji bizim özgür seçim ve pozitiflik özelliklerimizi elimizden almak üzere kullanılabiliyor. Ayrıca insanlar bu teknoloji nedeniyle zeka kaybı, konstantre olamama ve dikkatsizlik gibi problemler yaşıyor. İnsanların sevgiden uzaklaşıp, kalplerinin kapılarını kapamaları için kullanılabiliyor. Irkçılığı öne çıkaran resimler beyine verilerek insanların diğer insanlara düşmanca duygular beslemesine neden oluyor. Yine bu çeşit resimlerle insanların belli yiyecekleri daha çok yiyerek obez olmaları sağlanabiliyor. Kısacası bu tekneloji bizi her yönden kontrol edebilme yetisine sahip.

Bundan daha başka kontrol mekanizmaları da var… Archonlar onların diğer köleleri olan Draco ve Reptile (Sürüngen) ırklarını kullanarak başka başka kontrol sistemleri geliştirdi. Mesela para sistemi. Bizi doğduğumuz gezegende yaşayabilmemiz için çalışmaya zorluyor. Eğitim sistemi aklımızı Archonların ve Chimera grubunun dilediği şekilde yönlendiriyor. Bu özellikle din tüccarları tarafından empoze edildi. Unutmayın birçok eğitim kurumu dini eğitim vermek üzere kuruldu. Önde gelen medya kuruluşları ve film endüstrisi tamamen karanlık varlıların Dünya yüzeyinde yaşayan hizmetkarlarının elinde beynimizi yıkamaya devam etti. Dünya’ya Yaradan tarafından gönderilen peygamberlerin mesajları değiştirildi. Doğruların içine yalanlar katıldı, dinlere korku duygusu, bir ırkın ya da cinsiyetin diğerine üstün olduğu gibi normlar katıldı.

David Wilcock Nisan 2015 sonundaki konferans konuşmasında yaşananları şöyle anlatıyor…
13000 yıl önce, Archonlar tarafından genetik denemelerle geliştirilen ve tamamen Archon kontrolü altındaki Draco isimli Dünya dışı varlıklar bazı insanlarla bir anlaşma yaparak onlara ölümsüzlük teknolojisini öğretti. Bu insanlara yaşlılar ya da ebeveynler deniyor. Bunların çok hızlı metabolizmaları var. Bu şahıslar İllimunatı ya da Kabal denilen grubun 13  soyunun anne babaları… İtirafçıların verdiği bilgilere göre törenlerinde canlı insan yeme ritüelleri var. Yaşlıların  elinde Drakolardan gelen yıldızlara açılan kapılar ve uzay gemisi teknolojileri var. Ancak yaşlılar bunları soyları ile paylaşmıyorlar. Soyları gerçek tarihlerini bilmiyor ve bu yüzden yanlış bir inançları var. Vampirlerle ilgili filmlerde bu varlıkların hayat biçimleri tasvir ediliyor. Yaşlıların gözleri oldukça büyük, ilginç ve karanlıkta çok iyi görebiliyor. Onları öldürebilmenin tek yolu ise başlarını vücutlarından ayırmak…Kabal Hiyerarşisi şöyle:

Yaşlılar (Yaklaşık şu anda sayıları 20)─Vekiller─İşçiler─13 aile ya da öbür adıyla Babalar denilen evler.
Bu 13 aile isimleri ise şöyle…

RothsChilds ya da Bauer, Bruce, Cavendish or Kennedy (Fakat JFK İlluminatı’ye ihanet etti), De'Medici, Hanover, Habsburg, Krupps (Musevileri yakan fırınları hazırladılar), Fontagne, Rockefeller, Romanov, Sinclair ya da  Saint-Clair, Warburg ya da Del Banco, ve Winsors yani İngiliz Kraliyet Ailesi...
Yakın tarihimizi ise Cobra şöyle anlatıyor…
20. yüzyılın başlarında, Aldebaranlı pozitif Pleiadesliler Chimera ve Kabal kontrolünden kurtulabilmemiz için insanlığa uzay yolculuğunu başarmada yardım etmeye karar verdiler. Telepati yoluyla Vril toplumundan Marija Orsic’e uzay gemisinin nasıl inşa edileceğini bildirdiler. Ancak, Vril toplumu Kabal üyesi olan Rothchild ajanı Adolf Schicklgruber (Hitler) tarafından ve daha sonra direk olarak Chimera tarafından ajanları Karl Haushofer yoluyla işgal edildi.

Bu noktada Nazi de uzay programları üzerinde çalışmaya başladı. Chimera kontrolündeki programlar iki farklı yönde ilerledi. Daha gizli olanı Hans Kammler tarafından yönetildi. Kammler bu projede yeraltındaki Drakolarla çalıştı. Bu esnada Naziler İrlanda, Arjantin, ve Antartika altında birçok yeraltı tüneli ve üssü inşa etti. Ayda, Mars’ta ve bazı göktaşlarında koloniler kurdu. Amaçları teknolojileri öğrendikten sonra Drako ve Reptile(Sürüngen) varlıkları ortadan kaldırmaktı. Ancak 1950’li yılların ortalarında Güneş Sistemindeki tüm Nazi kolonileri Drako ve Sürüngen filolarınca ortadan kaldırıldı.

Diğer uzay programı Wernher von Braun tarafından yönetildi. Kendisi daha sonra 2. Dünya savaşı sonrasında Paperclip(Ataç) projesi kapsamında birçok başka bilim adamı ile beraber Amerika Ordu-Endüstri Kompleksi içine dahil oldu. Bu şahıslar NASA’nın resmi uzay programını ve daha gizli olan Solar Warden ve Corporate (özel şirket gibi işleyen) programlarını geliştirdi. Solar Warden daha çok Kabal’ın ordu bölümünü kapsıyordu. Bunlar yine çoğunlukla yeraltı tesislerini kullandılar. Bu programlar ne kadar birbiri ile bağlantılı olsa da, birbirinden oldukça ayrı şekilde geliştirildi. Programları yönetenlerse hepimizin bildiği günahkar dörtlü olarak da bilinen Henry [Heinz] Kissinger, Dick Cheney, Donald Rumsfeld and George Herbert Walker idi. Cobra bu şahısların insan bedenine reenkarne olmuş Reptile varlıklar olduğunu bildiriyor. İşte kanıtları…

Fazlası…
Bu iç karartan bilgilerden sonra size iyi bir haber de vereyim. Cobra, 2012 yılında, Işık güçlerince tüm bu gizli uzay programlarının ortadan kaldırıldığını ve Dulce, Area 51 ve Pine Gap gibi yeraltı tesislerinin temizlendiği bildirdi. Verilen bilgilere göre bu projelerde çalışan birçok yönetici çok ciddi suçlar işledikleri ve ışığı kabul etmedikleri için Galaksi Merkez Güneşine gönderilmiş. Bu projelerde çalışan süper askerlerin birçoğu iyi insanlar olduğundan Işık güçlerine katılmış. Söylendiğine göre bunca zaman bu askerler uzaylı tehditine karşı savaştıklarını zannediyormuş.
David Wilcock, yakın tarihimizle ilgili olarak, bir itirafçının açıklamalarını bize şöyle aktarıyor…
1930’lu yıllarda Naziler Drakolarla anlaşma yaptı. Onlardan uzay gemisi inşa etmeyi öğrendi. Naziler uzayda kendi medeniyetlerini kurmak istiyorlardı. Antartika’da eski medeniyetlerden kalma üsler bulup oralara yerleştiler. Ayrıca Ay'a Amerika’dan önce gittiler. Ay'da eski bir medeniyetin kalıntılarını bulup oraya da bir üs kurdular. 1950’lerde Mars’ta iki üsleri daha vardı. 2. Dünya savaşının sonuna doğru Amerika ile bir anlaşma yaptılar. Bunu sadece en yüksek mertebedeki Amerikalılar biliyordu. Amerika’yı çeşitli şekillerde tehdit ettiler. 1952’de  uzay gemileriyle Washington DC’de aşağıdaki şekilde uçuyorlardı.
https://www.youtube.com/watch?v=hObI12DD3-Y

Amerikalılar 2. Dünya savaşından sonra Paperclip (Ataç) Projesi ile Nazi bilimadamlarını Amerika’ya getirdi. Amaçları onları kontrol altında tutmaktı. Ancak bunda ne kadar başarılı oldular bir sorgulamak lazım.
Tüm bunlara ek olarak Amerika da bazı negatif dış ırklarla kontak halindeydi. Bu ırkların gidip Ruslar ile anlaşıp teknolojilerini onlarla paylaşması ihtimali üzerine onlarla anlaştılar ve  bu da bütün Dünya'yı bugün içinde bulunduğumuz duruma getirdi.

Sonuç olarak bugün İlluminatı ya da Kabal denilen aileler tüm Dünya'yı yönetmekteler. Bankacılık, Petrol, Eğitim, Din yönetimi tamamen onların elinde. Güneş sisteminde birçok gezegen ve uydularında üsler kurmuşlar ve birçok insan orada köle olarak çalıştırılıyor. Ellerinde zihin kontrolünden tutun, bedava enerji, deprem ve iklim olaylarını değiştirebilen HAARP, yerin altında hızla tüneller açan teknolojiler mevcut. Ve Archon tanrılarına tapınmanın yolunu Dünya’da felaket üstüne felaketler çıkararak kutluyorlar. Tüm savaşları onlar planlayıp icra ediyorlar. 11 Eylül tamamen onların eseriydi. Amerika’daki (ve Dünyadaki) eline silah alıp çılgınca ortalığı ateşe veren insanlar sadece onların zihin kontrolü altındaydı. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Verilen bilgilere göre büyük ihtimalle Gölcük Depremi de onların eseriydi. Gazeteci Yazar Aydoğan Vatandaş yıllar önce bunu yazmıştı. Ancak ben de dahil olmak üzere çoğunluk bunun doğru olmadığına emin olarak Onu çılgınlıkla suçladı. Hepimiz ona bir özür borçluyuz…
Hatırlıyor musunuz? Zamanın Başbakanı Erdoğan ortalık Kuş Gribi ile kaynarken kendisinin aşı olmamayı tercih ettiğini söylemişti. Acaba kendisine aşı içinde birşeyler olduğuna dair intel gelmiş olabilir mi? O aşıların içinde programlamada kullanılmak üzere hazırlanmış nano tanecikleri mevcuttu. Dahası ordu mensubu kişiler hatırlarlar, 2003 yılında emirle tüm ordu mensupları kızamık aşısı oldu. Çocukluklarında aşı olmuş olmalarına rağmen sizce neden kızamığa karşı zaten bağışıklık kazanmış ordu mensuplarına bu aşılar vuruldu?

Gerçek şu ki hepimiz bu karanlık varlıklar tarafından kontrol edilen bir esaret sistemi içinde yaşıyoruz. İçimize sürekli korku salmaya çalışan bu varlıklar bizim bu duygularımızdan besleniyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki, esir olduğumuzu bile göremiyoruz. Kendinize sorun, üzerinde doğduğumuz topraklarda yaşamak için neden çalışmak zorundayız? Neden vergi veriyoruz? Şunu bilin, para da bir kontrol mekanizmasından başka birşey değil. Televizyon ve eğitim sistemleri bizi sadece bu esaret sisteminde programlama aracı olarak kullanılıyor. Bilim adamlarının önemli icatları kasıtlı olarak toplumdan bu insanlar tarafından gizleniyor. Bunu özellikle Donald Rumsfeld koordine ediyor. Birçok bilim adamı neden erken yaşta ölüyor sizce? Ya da ortadan kayboluyor? Birçok kişi duymuştur, Tesla aslında bedava enerjiyi icat etmişti. Hatta kablosuz enerji transferini de icat etti. Ama bunlar ve binlerce diğer icat toplumdan hep gizlendi. En kötüsü ise sağlık sektöründeki gelişmeler gizlenirken, yeni yeni Ebola, kuş gribi gibi icatlarla bizi öldürmeye çalıştılar, ve bir taraftan da ilaç şirketleri ile zenginliklerine zenginlik katıyorlardı.

Şu anda Güneş Sistemi içerisinde Mars’ta, Mars uydularında, çeşitli göktaşlarında, ve ayın diğer yüzünde bu karanlık varlıklar ve onların insan görünümündeki temsilcilerince kurulmuş koloniler var. Buralarda binlerce insan köle olarak çalışmakta ve onların durumları ne yazıkki bizden çok daha kötü. Ancak Cobra bu üslerin bu hafta karanlık varlıklardan temizlenerek buralardaki insanların özgürleştirileceğini bildirdi. Cobra bu operasyonun anonsunu yaptıktan sonra bizlerden meditasyon yaparak onlara destek olmamızı istedi.
Bu anlattıklarım lütfen sizi umutsuzluğa sürüklemesin. İnsanlık, tarihinin en kara günlerini Maya takviminin son günlerinde, 2012’nin sonunda yaşadı. Yani Maya takvimi insanlığın karanlık çağdan çıkıp, Bronz Çağa girdiğini gösteriyor. Başka adıyla Aquarius çağını (Yeniçağ) haber veriyor. İçine girdiğimiz bu çağda bizler Yaradan’a yaklaşacağız, benliğimizi bulup, sevgi ile harmoni içinde yaşayacağız. İçine sürüklendiğimiz bu kölelik sisteminden çıkacağız. Ruh ailelerimize, ruh eşlerimize kavuşacağız. Tüm geçmişimizi hatırlayacağız. Tüm hastalıklarımızdan kurtulacağız. Bizden saklanan tüm teknoloji bize verilecek. Çok çok daha uzun yıllar yaşayabileceğiz. Ve tüm bunlar için çok az bir zaman kaldı…

Son 10-15 yıldır biz farkında olmasak da etrafımızda süregelen  birçok çatışma var. Yaradan, Yükselmişler, ve Melekler kainattaki pozitif varlıklara artık bizi bu kölelikten kurtarmanın zamanının geldiğini bildirdi. Ve bizim akrabalarımız olan bu varlıklar, Galaktik Işık Federasyonu adı altında, Ashtar komutasında, Jüpiter’in en büyük uydusu, Ganymede’de üslenmiş bulunuyorlar.

2012’de Güneş Sistemindeki  Archon ve Reptile denilen karanlık varlıkların birçoğu teslim oldu. Şu anda dünyada sayıları oldukça az. Kalanlar muhtemelen yeraltı tünellerinde yaşıyor. Günümüzde karanlığın en güçlü kalesi İlluminatı grubu. Bunların elinde Strangelet bombaları bulunuyor. Bunlar uzun bir süre önce karanlık varlıklarca Dünya’ya getirilmiş. Bir tanesinin bile patlaması bütün Güneş sisteminde büyük zarar yaratır ve hepimizi yok edebilir. Ancak bu grup ve Archonlar Dünya’dan kaçamadığı için bu bombaları patlatmıyor. Işık güçlerinin bizi bu kölelik durumundan hemen kurtaramamasının tek nedeni bu.
Bizi bu kölelik durumundan kurtarma planı çerçevesinde, birçok pozitif varlıksa şu an Dünya’ya reenkarne olmuş ve ışık için çalışıyor. KABAL ile büyük bir savaş içindeler. COBRA da bu ışık işçilerinden biri. Bloğu aşağıdaki linkte.
http://2012portal.blogspot.com/

Shelden Nidle, Alex Collier gibi kişiler de federasyon ile bağlantı içindeler. Aşağıda verdiğim linklerde pozitif varlıklardan, Yükselmişlerden, ve Meleklerden gelen mesajları okuyabilirsiniz.
http://www.paoweb.com/
https://www.youtube.com/results?search_query=galactic+federation+of+light

Bu noktada bilmemiz gereken en önemli şey şu… Artık insanoğlunun bu esaretten kurtulma zamanı geldi. Aquarius çağının(Yeniçağ) başlaması, cennetten gelen işaretler, hatta kutsal kitaplarda tasvir edilen kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi bunu işaret ediyor. Bu durumdan kurtuluşumuzun tek yolu 5. Boyuta çıkabilmek. Bunu yapmak zorundayız, çünkü Dünya da 3. boyuttaki ömrünü tamamladı. Hepimiz 5. boyuta çıkacağız, başka çare yok. Verilen bilgilere göre 5. boyuta çıkabilmemiz için frekansımızı arttırmamız gerekiyor. Belki duymuşsunuzdur… Dünya’nın frekansı arttı bile. Şu anda Dünya 5. boyutta da varlık gösteriyor. Bir müddet sonra 3. boyutu tamamen terketmek zorunda.

Yükselme dini kitaplarda söz edilen bir kavram. Hz.İsa’nın ve Hz. Muhammed’in yükseltildiğini biz zaten biliyoruz. Yani bizler onların tecrübesine benzer birşeyler yaşayacağız.

Bizim de frekansımızı arttırabilmemiz için öncelikle korku, nefret gibi duygulardan kendimizi kurtarmamız gerekiyor. Geçmişteki tüm hatalardan dolayı kendimizi ve diğer insanları affetmemiz gerekiyor. Sadece sevgi üzerine yoğunlaşmalıyız. Tüm ikilemlerden kurtulmalıyız. Ancak bu şekilde şu anda kullanılmayan DNA’larımızın kilidi açılacak ve biz de 5. boyutta varlık göstermeye başlayacağız.

Matt Khan gibi ruhani liderlerin söylediğine göre 5. boyuta yükseliş 3 dalga şeklinde gerçekleşecek. Hatta Matt Khan 1. dalganın Eylül 2015 sonlarında gerçekleşebileceğini, çünkü o sırada 1. grup için yeterli insanın frekansını 5. boyuta yükseltmiş olacağını bildirdi.

Benim tüm araştırmalarımı Türk halkına bildirme çabamda en önemli neden mümkün olduğunca çok insanın bir an önce evrimini tamamlayarak yükselebilecek duruma gelmesini sağlayabilmek. Çünkü bunu başaramayanlar Dünya’nın kendini yenileyebilmek adına yaşayacağı tüm felaketlere tanık olacaklar ve büyük ihtimalle korku içerisinde ölecekler. Verilen bilgiye göre bu insanlar gözlerini başka bir gezegende, yine 3. boyutta, iyileşmiş ve hayatta olarak açacaklar, ve 5. boyuta yükselme evrimlerini orada tamamlamaya çalışacaklar. Böylesine büyük korkular yaşadıktan sonra bence bu daha zor olacaktır. İşte o yüzden ben sizleri uyarmak istedim. Lütfen kendinizi hazırlayın ve frekansınızı yükseltin…

Cobra ve diğer ışık işçileri ve onların gezegenlerinden gelen ırklar, Yükselenler, Melekler hepsi şimdi bize yardım için buradalar. Bizim evrimimizi tamamlamamızı çabuklaştırabilmek için Galaksimizdeki kardeşlerimiz bir “Event” yani olay planlamışlar. Çok şükür ki bugün itibariyle Güneş Sistemi tüm karanlıklardan temizlendi. Sadece Dünyamızda kapana kısılı kalanlar kaldı. İşte bizi onlardan kurtarıp evrimimizi tamamlamamızı sağlayacak olan “olay” şöyle gelişecek.

  1. Önce tüm dünyadaki bankaların sistemleri çökecek. Bu arada Günahkar Dörtlü olarak tanımladığım kişiler, karanlığa hizmet edenler, bizden uzayda başka hayatlar olduğunu gizleyenler ve sahtekar politakacılar tutuklanacak. Dolar değerini kaybedecek. Bu durum muhtemelen maksimum 2 hafta sürecek. O yüzden evinizde her zaman iki haftalık su, yiyecek, ve temel ihtiyaçları hazır bulundurun.
  2. Banka sistemleri tekrar çalışınca hepimizin borçları silinmiş olacak ve hepimize vergilerle vs. bizden çalınan paralar iade edilecek. Bu arada başka bir para sistemi geliştirilecek.
  3. Açlık olan yerlere hızla yiyecek gidecek. Bedava enerji teknolojisi sağlanacak. Hızla hastaların iyileşmesi sağlanacak. Artık çalışmak zorunda kalmayacağız. Bizden saklanan teknolojiler bir bir ortaya çıkacak.
  4. Biz hazır olduğumuzda bu noktada Galaksimizde bizi kölelikten kurtaran varlıkları buraya davet edeceğiz. Onlar Dünya’ya uzay gemileriyle inecekler. Bizim tüm benliğimize kavuşup, implantlerin yaptığı zararları ortadan kaldıran teknolojileri ile bizi 5. Boyuta hazırlayacaklar.

Tüm bunların hangi sırada olacağını ben de tam olarak bilemiyorum. Ama şunu bilin ki asıl amaç bizi 5. boyuta hazırlamak. Şu an tüm evren Dünya’da olacakları izliyor. Bundan emin olabilirsiniz.

Bana inanmak zorunda değilsiniz. Ama yukarıda saydığım olaylar bir bir olurken bunları hatırlayın. Şimdilik söyleyebileceğim son şey Dünya’da önümüzdeki günlerde birçok yanardağ patlayacak, büyük depremler olacak…

Sevgili Türk Halkı,
Şimdi bizim için uyanma zamanı. Bize yapılan bu programlamalardan kurtulma zamanı. Özümüzü hatırlama zamanı. Yaradan ile bağımızı tekrar kurma zamanı. Karanlıkları ışığa boğma zamanı. Uyanın… Zamanı geldi…. UYANIN! Uyanın ki farkında olmadan korkularımızla yarattığımız bu gerçeklik daha büyük bir hızla değişsin ve benliğimize kavuşalım. Uyanın ki etrafımızdaki tüm karanlıklar bizlerden uzaklaşsın. Uyanın ki hep beraber bu zaman-uzay balonundan çıkalım ve gerçek birliği hissedelim. Uyanın ki “nedense kullanılmayan denilen” kristal DNA’larımız aktive olsun. Uyanın ki hep beraber 5. Boyuta çıkalım. Hiç görmediğimiz renkleri görelim. Hiç duymadığımız kokuları duyalım. Renklere bakarken kokularını hissedelim. Uyanın ki ruh eşlerimize, ruh ailelerimize kavuşalım… Uyanın ki gerçek özgürlüğü tadalım. Evrenin her yerine seyahat edebilelim. Uyanın ki bir zamanlar sahip olduğumuz o yaratma gücüne tekrar kavuşalım… Uyanın ki gerçek olmadığını sandığımız bütün o sihirli varlıkları görebilelim tekrar. Uyanın ki nereden geldiğimizi hatırlayalım.
Şimdi gönlünüzü dinleyin. Ne diyor size? Bunlar doğru demiyor mu? Bazılarınızın gözyaşları içinde olduğunuzu hissedebiliyorum. Çok uzun zamandır bildiğiniz ama bir türlü hatırlayamadığınız bir gerçeği hatırlar gibisiniz… Uyanın memleketimin güzel insanları. Şimdi frekanslarımızı yükseltme zamanı. İçlerine karanlıkları sokmuşlara ışığın yolunu biz gösterelim.. Uyanın… Bu savaşları bitirelim. Bize kurulan bu tuzakları bozalım… Uyanın…İkilemleri birliğe biz dönüştürelim. Uyanın bu ayrılımcılık yalanını biz bitirelim.

Uyanın!Uyanın!Uyanın!


Haberler:




No comments:

Post a Comment